Modern savaşın Yeni Gerçeği: Algoritmaların Savaşı
- Telegram
Şu İran’dan gelen füzeler işi.
Kimi “sahte bayrak” diyor, kimi “gerçek”.
Kimi İran ekseninde, kimi ABD/İsrail, farkında değil.
Çoğu kişi kendi zihnine geleni stratejik okuma sanıyor.
Oysa gerçeği ve ihtimalleri gerçekten bilen yok.
Stratejik analiz; hamasetle, dogmayla, kör inanışla, tahminle, “boşa atıp doluyu tutturma”yla yapılmaz.
///
Modern savaşın Yeni Gerçeği: Algoritmaların Savaşı.
Ve Türkiye’ye Angaje, İran’dan Ateşlenen Şu Balistik Füzeler İşi…
Ama yalnız o da değil. Azerbaycan’ı etkileyen bağlantılı angajmanlar. Hepsi aynı çerçevenin içinde okunmalı. Çünkü iş sadece Türkiye ya da sadece Azerbaycan değil.
- İlkinde İran’dan ateşlenen bir balistik füzenin Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türkiye’ye doğru vektör değiştirmesi ve Akdeniz’de konuşlu Aegis Muhribinin müdahale etmesiyle düşürülmesi.
- Atatürk barajında bazı füze parçalarının bulunması (sosyal medyadan).
- İran’dan Nahçıvan’a 4 kamikaze drone’un fırlatılması.
- Azerbaycan Devlet Güvenlik Servisi (DTX)’in Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattını, İsrail'in Azerbaycan Büyükelçiliğini, Dağ Yahudileri dini cemaatinin liderlerinden birini ve Aşkenazi Sinagogunu hedef almayı planlayan bir saldırı planını çökerttiğini açıklaması.
- Ve dün… Yine İran’dan ateşlenen ve resmi açıklamada Türkiye’yi hedef aldığı belirtilen bir balistik füzenin yine Akdeniz’de konuşlu NATO Aegis muhribinden fırlatılan (muhtemelen SM-3) ile düşürülmesi.
Ne oluyor?
Ne ile karşı karşıyayız?
///
Öncelikle şunu belirtelim. Anlaşıldığı ki; bir balistik füze sadece yıkımı amaçlayan bir silah değil siyasi mesaj, test, manipülasyon, provokasyon, belirsizlik amacı güden bir araç olabilir.
Bu açılardan bakıldığında balistik füze, kamikaze drone, aktifleşen hücreler üzerinden egemenlikleri, güvenlikleri baskılanarak öfke-tepki sarmalına çekilmek istenen Türkiye ve Azerbaycan için mesele anlık refleks kapsamında değil; gerçek fail-gerçek amaç arayışıyla stratejik akıl ve stratejik hafıza kapsamındadır.
Bu saldırıların failleri;
- İran içindeki stratejik karar verici merkezi bir düğüm,
- İran içinde stratejik aracı (balistik füzeyi) manipüle etme kapasitesi olan ara katmanlardaki bir karar verici,
- Türkiye ve Azerbaycan’ı savaşa çekmeye çalışan bir iç odak, (Örneğin; Rejimden ancak Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın savaşa dahil olasıyla kurtulabileceklerini düşünenler)
- İran’ın karar mekanizmalarını içeriden manipüle etme kabiliyeti olan bir dış odak,
- Savaşın ürettiği stres artışıyla bir karar mekanizmasının stratejik yanlış kararı.
Sonuçta hepimiz biliyoruz ve muhakemesini yapabiliyoruz. İran merkezi devlet aklı kaybolmadıysa, İran, Türkiye ve Azerbaycan’ın İran’a karşı savaşa girmesi stratejik bir intihar olur.
- Öte yandan “İran’ın bazı balistik füzelerinin özellikle Irak-Suriye koridorundan geçecek şekilde programlanması, ABD radar ağını test etme amacı taşıyabilir.” Bazı atışlar gerçekten askeri sonuç üretmek için değil, sonradan kullanılmak üzere karşı tarafın sistemini anlamak için yapılır.
///
Teknik meselelere girmeden evvel konunun devamını iyi anlatmak için bir modern savaş tanımlaması ile işe başlayalım:
Karabağ, Ukrayna, Suriye ve bugün İran-İsrail/ABD savaşlarında bir gerçeği kavrıyoruz: Modern savaş artık tek katmanlı değil, en az dört katmanlı.
Kinetik katman: Füzeler, uçaklar, tanklar, askerler.
Spektrum katmanı: Radarlar, elektronik harp, veri linkleri.
Algoritmik katman: Yazılım, siber operasyonlar, veri manipülasyonları.
Manipülasyon katmanı: Kabiliyetler üzerinden düşman silahlarını, duygularını, kavramlarını, karar mekanizmalarını kendi adına yönlendirme.
Yani savaş artık sadece askerlerin ve silahların değil, algoritmaların ve soft akılların savaşı.
Örneğin bir balistik füze sadece bir silah değil, uçan bir ağ düğümü.
Ve bu düğüm veri alır, hesap yapar, karar verir, karşı tarafı test eder.
Dolayısıyla modern savaş artık sadece düğümleri yok etmeye değil, düğümleri manipüle (yönlendirmeye) etmeye yöneliyor.
///
Şimdi kritik bir konu: Füze atmadan önce manipülasyon.
Veya ABD ve İsrail’in bazı ülkelerin füze programlarına nasıl sızdığı ve yazılımlarını nasıl sabotajladığı. Bu konu özellikle İran'ın nükleer programını hedef alan ve Natanz’da etkili olan solucan (Stuxnet computer worm) operasyonundan sonra çok konuşulmuştu. Konuya dair İsrail’in Hizbullah’ın çağrı cihazlarına sızması ve patlatması da konuyu kavramak için iyi bir örnek olabilir.
Modern savaşta füze uçuşundan daha kritik olan şey, çoğu zaman füzenin fırlatılmadan önce manipüle edilebilmesidir. Yani savaş artık sadece kinetik değil; siber, yazılım ve spektrum savaşının birleşimi. Yani bir devletin stratejik silah sistemi, yazılım yoluyla fark edilmeden manipüle edilebiliyor.
Biraz deşelim:
Füze Sistemine Önceden Sızma (Supply Chain Attack):
Bir füze sistemi; rehberlik bilgisayarı, yazılım, sensör, çip, navigasyon algoritması gibi pek çok bileşenden oluşuyor. Eğer bu bileşenlerden biri üretim, güncelleme aşamalarında veya bakım, sevk sırasında manipüle edilirse füze aslında baştan ele geçirilmiş oluveriyor.
Bu durumda füze ateşlenir ama aslında sahibi tarafından değil yazılım tarafından yönetilir.
Biraz şeytanlık yapalım. İran füze teknolojisinin önemli bir kısmı Çin altyapısına dayandığını söyleyelim.
Bu da tedarik zinciri manipülasyonu olasılığını tamamen dışlamayı zorlaştırıyor. Yani dış manipülasyon olasılığı sadece ABD ve İsrail menşeili olmayabilir.
///
Şimdi bir balistik füze nasıl havada yön değiştirebilir, ona bakalım.
Son derece teknik bir konu. Oldukça çalışmam gerekti. Ve son derece değerli bilgiler buldum.
İşi bilenler de zaten konuşamazdı. O zaman üzerime aldığım bu ödevi yazmaya başlayalım ve bir soru soralım: Havadaki balistik füzeye müdahale edilebilir mi, edilebilinirse bu nasıl yapılır?
İlk yanıt: Evet, ama çok zor. Zira gelişmiş balistik füzeler kendi navigasyon sistemleriyle uçuyor. Ancak füze uçuş sırasında dışarıdan veri alıyorsa iş değişiyor. Bu konuya geleceğiz, ama önce müdahale olasılıklarının sadece uçuş sırasında olmayacağını vurgulayalım.
Zira bir balistik füze şu aşamaların herhangi birinde manipüle edilebiliyor:
- Üretim,
- Yazılım güncellemesi,
- Bakım,
- Sevk ve hazırlık,
- Uçuş sırasında elektronik müdahale.
Bir balistik füzenin uçuş sırasında dışarıdan etkilenebildiğini veya manipüle edilebildiğini, ama bunların kendi navigasyon sistemlerini kullanan füzeler için çok zor, ama mümkün olduğunu yukarıda yazdım.
Peki nasıl?
Bir balistik füzenin uçuşu üç fazdan oluşuyor ve her fazda müdahale ihtimali var.
1. Fırlatma ve Motor Yanışı Fazı (Boost): Füze henüz motoru çalışırken.
Teorik müdahaleler:
- Elektronik harp / siber saldırı,
- Fırlatma sistemine sızılmışsa hedef koordinatı değiştirme,
- GPS spoofing,
- Füze GPS kullanıyorsa sahte koordinat verme,
- Yönlendirme sistemine karıştırma,
- İvmeölçer veya yıldız navigasyonunu bozma.
Yani bu müdahale olasılığı hem İran ekseninden mümkün hem de ABD/İsrail ekseninden.
2. Uzay Fazı (Midcourse): Füze atmosfer dışında, en uzun uçuş safhasında.
Burada teorik olarak yapılabilecekler:
- Elektronik Harp (E/H): Eğer füze, GPS güncellemesi ve/veya data link ile komut alıyorsa sinyal karıştırma veya sahte veri verilebilir.
- Siber Müdahale: Eğer füze sistemine önceden arka kapı (backdoor) yerleştirilmişse ve/veya yazılımına sızılmışsa uçuş sırasında komut değiştirilebilir.
Bu çok nadir ve zor ama tam bir stratejik sabotaj senaryosu.
3. Kinetik Önleme: Füze manipüle edil(e)mez, ama vurularak yönü bozulur.
Örnek sistemler:
- İsrail Arrow 3-4,
- NATO/ABD SM-3 (bize atılanları düşüren)
- ABD THAAD.
Bu sistemler füzeyi uzayda çarparak (hit-to-kill) imha eder.
///
Şimdi diğer olasılıklar:
4. Terminal Faz (Atmosfere Giriş):
Füze hedefe yaklaşırken burada müdahale yolları:
- Elektronik Karıştırma: Eğer füze radar güdümlü, GPS güncellemeli ise karıştırılabilir.
- Aldatma (Decoy): Bazı savunma sistemleri, sahte hedef oluşturur, füzeyi başka yere yönlendirebilir.
Ama başta yazdım: Jiroskop, ivmeölçer, dahili hesaplama ile çalışan modern balistik füzelerin çoğu kendi navigasyon sistemini (INS-Inertial Navigation System) kullanır.
Yani dış sinyale ihtiyaç duymadığı için bu uçuş sırasında manipülasyon çok zor olur.
Ama!
5. Ama bazı modern füzelerde yeni bir şey var: Yeni nesil manevra kabiliyetli başlıklar (MaRV) veya hipersonik glide araçları:
Örnek: DF‑17 hipersonik süzülme aracı (hypersonic glide vehicle) , avangard hipersonik süzülme aracı (hypersonic glide vehicle). Bunlar uçuş sırasında; “veri alabilir”, “rota güncelleyebilir”.
Bu durumda dış müdahale teorik olarak mümkün hale gelir. Strateji dünyasında İsrail ve ABD’nin bunu yapabildiği konuşuluyor.
6. Ve benim en çok üzerinde durduğum konu: Sensör Körleştirme (Spectrum War):
Modern savaşın en kritik alanlarından biri spektrum savaşıdır. Radar, veri bağlantısı ve navigasyon sistemleri; “karıştırılabilir, yanlış veri üretebilir, hedefi kaybedebilir.”
Yani bize gelen füze aslında bize gelmiyor olabilir!
Bu tür sistemler doğrudan füzeyi manipüle etmekten ziyade çevresini manipüle eder.
7. “Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin.”
Beyin sulanınca böyle başlıklar da olabiliyor. Ama başlıktaki “olasılık” kelimesi önemli.
Çünkü çorap tam da buradan başımıza örülmek isteniyor olabilir. Çünkü bu savaşta ABD ve İsrail’in İran füzelerine çoğu zaman havada müdahale etmek yerine “garip rota hataları” yaşatmayı başardığı biliniyor.
Bu çok ilginç bir savaş yöntemi.
“Füze vurulmadı ama garip şekilde rota değiştirdi / düştü / hedefi ıskaladı” olayları, askeri literatürde birkaç farklı mekanizmayla açıklanıyor. Bunların hepsi kesin olarak doğrulanmış değil ve çoğu stratejik ihtimal olarak konuşuluyor. Yine de modern savaşın mantığı açısından önemli ipuçları veriyor.
///
Bu veriler ışığında İran’dan ateşlenen, Irak ve Suriye üzerinden geçen, NATO Aegis muhribinden atılan mühimmatla vurulan balistik füze olaylarında en az 6 olasılık var:
- Füze gerçekten hedefe gidiyordu ve savunma sistemi tarafından vuruldu.
- Elektronik harp nedeniyle füzenin navigasyonu bozuldu.
- Elektronik spectrum savaş yoluyla füzenin rotası Türkiye olarak gösterildi.
- Füze yazılımında sabotaj vardı ve rota manipülasyonu oldu.
- Füzeye dışarıdan aldığı veriler yoluyla müdahale edildi ve yönü değiştirildi.
- İran, ABD’nin savaş radar ağının sınırlarını, limitlerini ve kabiliyetlerini test ediyordu. Yani yemdi.
///
Bu noktada Doğu Akdeniz’deki E/H baskısına özel bir atıf yapmak gerekiyor. Çünkü Doğu Akdeniz tam bir “Elektronik Spectrum Savaş Alanı.” (Orada; haberleşme, veri linkleri, GPS sinyalleri, radar, komuta kontrol sinyalleri, elektronik harp-EH, elektronik baskılama vb. iç içe geçmiş durumda. Sadece Akdeniz’in dalgaları değil, radyo dalgaları, micro dalgalar, kızılötesi, görünür ışınlar bir arada.)
Gerçek faili bulmamız adına bunlar çok önemli. Çünkü spektrum savaşı füzenin sensörlerini kör edebileceği gibi yanlış veriler üretme ve yanlış tespit üretme potansiyeline de sahip.
///
Böylece olasılıklar en 12’ye çıktı.
Çok uzattım farkındayım.
Bitiriyorum.
Yani olasılık çok.
Gerçek faili bulmadan doğru refleks üretmek zor.
Doğru faili bulsan bile, bunun da riski çok.
Ama aslında faili bulmaya çok da ihtiyaç yok.
Çünkü bir devletin stratejik aklı bu; riskli-menşei belirsiz-menşei belirli olsa bile provakatif veriler üzerinden çalışmaz.
Gerçek bir devlet aklı; başkalarının kurduğu sahada, başkalarının istediği zamanda ve başkalarının belirlediği reflekslerle hareket etmez.
Kendi stratejik hafızasına dayanır.
Kendi zamanını seçer.
Kendi ölçüsünü belirler.
Ve etkisini öyle ortaya koyar.
Azerbaycan’ımıza ve Türkiye’mize selam ile…

