Abdullah AĞAR

SDG/PKK Etnik Kimliği İstismar Eden Eli Kanlı Terör Örgütüdür, Zaman Kazanmaya Çalışıyor

Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Tarihi bir eşikteyiz.
Eli kanlı terör örgütü SDG/PKK, silahı ve dağ kadrolarıyla çekile çekile “Kürt etnik kimliğini istismar ettiği güç tuttuğu ve çekirdek varlık inşa ettiği” Ayn el Arap ve Kamışlı–Derik–Haseke alanına sıkıştı.
Orada hala canlı, silahlı ve hala yıkıcı -bölücü-ayrılıkçı bir alan yaşatmaya çalışıyor.

Bütün bu gürültü, protestolar, at pazarlıkları, devreye giren aktörler, algılar, ağlaşmalar, istismarlar, tehditler, şantajlar, pervasız Şimelka sınır geçişleri bu alanları yaşatmak için.

Eğer bu pazarlıklar-etkiler-maniplasyonlar tutar; 
SDG/PKK yapısal bütünlüğünü koruyarak burada kalır, 
Yapısal bütünlüğünü koruyarak Şam’a entegre olur,
Ya da yine yapısal bütünlüğünü muhafaza ederek başka bir ülkeye transfer edilirse… bu bir tasfiye değil; yeniden konumlandırma operasyonu olur.

Bu durumda mesele bitmez.
Sadece coğrafya değişir, tehdit format değiştirir, zaman kazanılır.

Silah bırakmamış, ideolojik omurgasını dağıtmamış, komuta zinciri kırılmamış bir yapı; bulunduğu her yerde yeniden düğüm üretir.

Oyun başka bir boyuta evrilmez;
oyun ertelenir ve bir sonraki kriz için saklanır.

Bu yüzden mesele sadece alan değil yapı meselesidir.

Bir yapıyı tasfiye etmeden coğrafyayı değiştirmek; düğümü çözmeden ipi başka yere taşımaktır.

Bugün Ayn el Arap’ta, Amude’de, Kamışlı’da, Malikiye’de, Derik’te, Derbesiye’de, Haseke’de görünen şey yarın başka bir başlıkla, başka bir kimlikle, başka bir üniformayla karşımıza çıkar.

Örnek mi?
Sincar’da, Mahmur’da, Kerkük’te, Kifri’de, Tuzhurmatu’da, Barzan vadisinde, Süleymaniye’de, Asos’ta, Gara’nın derinliklerinde.

Ya da Şam’ın göbeğinde, Akdeniz sahil bölgesinde.

Ve yarın Türkiye’de.

İsim değişir. Amblem değişir. Söylem yumuşatılır.
Ama çekirdek akıl, çekirdek kadro ve çekirdek hedef yerinde kalırsa, tehdit de yerinde kalır.

Bugün Ayn el Arap’ta, Amude’de, Kamışlı’da, Malikiye’de, Derik’te, Derbesiye’de, Haseke’de görünen yapı; sadece fiziki bir alan değil,
aynı zamanda;
bir zihin alanı, 
bir algı alanı,
bir ideoloji alanı,
bir bağ alanı,
bir etki alanı inşa etmeye çalışıyor.

Çünkü SDG/PKK yalnızca toprak tutma değil; anlam, etki, korku, meşruiyet ve gelecek üretme derdinde.

Eğer o zihin alanı dağıtılmazsa,
coğrafi alanın tasfiyesi tek başına yeterli olmaz.

Asıl mücadele haritada değil;
haritanın arkasındaki egemenlik kodlarındadır.

Şam’a entegrasyon adı altında yapısal bütünlüğün korunması ise;
devlet içine gömülmüş, otonom reflekslere sahip bir paralel silahlı yapı üretir.

Başka bir ülkeye transfer ise;
ihrac edilmiş bir kriz demektir.
Sorun çözülmez, sadece sınır değiştirir.

Gerçek tasfiye;
Silahın bırakılması,
Kadroların bireyselleştirilmesi,
Komuta zincirinin dağıtılması,
İdeolojik hiyerarşinin çözülmesi
Ve örgütsel hafızanın parçalanmasıyla olur.

Bugün o hatta görünen yapı; tasfiye edilmezse yarın daha geniş bir coğrafyada, daha karmaşık bir denklemle karşımıza çıkar.

Tarihi eşikler iki sonuç üretir:
Ya düğüm çözülür,
Ya da düğüm sertleşir.

Bugün verilen karar, sadece bir hattın kaderini değil; yarının kriz mimarisini belirleyecek.

Ve sadece Türkiye’nin değil;
Irak’ın, Suriye’nin ve bütün bölgesel denklemin güvenlik mimarisini şekillendirecek.

Çünkü bu mesele sadece bir etnik kimliğin istismarı meselesi değildir.

Bu mesele; devlet ile silahlı yapı arasındaki egemenlik sınırının nerede başlayıp nerede biteceği meselesidir.

Silahlı bir ideolojinin, devlet formuna mı dönüşeceği; yoksa devlet düzeni içinde çözülüp dağılacağı mı sorusudur.

Ya silahlı yapı dağıtılacak ya da devletler silahlı yapılarla birlikte yaşamaya zorlanacaktır.

Bu bir güvenlik tartışması değil; bu bir egemenlik tartışmasıdır.

Tarih böyle anlarda yazılır.
Ve geciktirilen her karar, düğümü sertleştirir; bedeli büyütür.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Abdullah AĞAR yazıları