Sinir Sistemleri Savaşı: İran'ın Vurduğu Hedefler Bize Ne Anlatıyor?
- Telegram
“Modern savaş artık coğrafyayı değil sistemleri hedef alıyor.”
Bir önceki yazımda ABD ve İsrail’in İran’da vurduğu hedefler üzerinden savaşın anlamını-biçimini ve hedeflerini analiz etmeye çalışmıştım.
Bugün de İran’ın vurduğu hedefler üzerinden İran’ın amaçlarını ve savaşının biçimini sorgulayacağım.
İran şu ana kadar:
- İsrail’i,
- Körfez monarşilerini (egemenliklerini, gururlarını, bazı stratejik tesislerini, altyapılarını, sembol binalarını),
Körfez Monarşilerindeki ve Irak’ın kuzeyindeki;
ABD üslerini,
Büyükelçiliklerini,
Diplomatik temsilciliklerini,
İstihbarat birimlerini,
Radar-haberleşme tesislerini,
Lojistik ağlarını,
ABD’nin kullandığı yerel destek ünitelerini,
- Denizlerdeki bazı ABD savaş gemilerini,
- Bazı petrol tankerlerini ve lojistik gemilerini hedef aldı.
- Hürmüz boğazını kapattı.
///
Bütün bunlar ne anlama, nasıl bir savaş stratejisine karşılık geliyor?
Öncelikle şunu vurgulamalıyım. Önceden bırakın ABD’nin bölgedeki varlığını, bir tek üssünün, büyükelçiliğinin, askerinin vurulması bile kızılca kıyamet kopartırken şimdi onlarcası birden vurulmuş durumda. Bu tablo, İran’ın 47 yıldır - rejimin kuruluşundan beri – hazırlık yaptığı bir senaryoda ABD’nin “Bölgesel Askeri ve Siyasi Ağına” doğrudan saldırdığını gösteriyor.
Yani ABD’nin ana karasını doğrudan vuramayan İran ABD’nin Ortadoğu’daki “Sinir Sistemini” hedef alıyor. Bu da “ABD’nin periferisini yakma peşinde” olduğunu gösteriyor.
Ayrıca savaşı İsrail ile sınırlamayıp ABD’nin bölgesel müttefik mimarisini hedef alarak devam ettiriyor.
Bu denklemin içinde İsrail’e psikolojik ve siyasi baskı kurmak var. Bunu da;
İsrail’in çok katmanlı HSS ağını yorma,
Toplum psikolojisini baskılama,
Baskılanan toplum psikolojisi üzerinden karar verici mekanizmaları baskılama üzerinden yapmaya çalışıyor.
Enerji, deniz ticareti ve küresel ulaşıma baskı:
İran enerji ve deniz hatlarını; tanker saldırıları, limanlara ve hava limanlarına drone saldırıları ile hedef alarak, küresel enerji arzını, deniz ticaretini ve hava ulaşımını doğrudan risk altına sokuyor.
Bunun anlamı şu: “Savaş İran’da kalmaz. Küresel ticarete yayılır.”
- En kritik saldırı formu ise ABD’nin Körfezdeki müttefiklerine ve vekil unsurlarına saldırılar.
Bu; beni yakarsanız, ben de sizi yakarım stratejisine karşılık geliyor. Bunun içinde;
ABD’ye olan güveni yıkma arayışı.
ABD’nin varlığını ve meşruiyetini sorgulatma.
“Bak gördünüz mü, ABD sizi koruyamıyor” mesajı var.
Ayrıca bu Körfez Monarşilerine baskı yaparak, Körfez Monarşilerinin ABD ve İsrail’e baskı yapmasını sağlama ve İran üzerindeki yıkımın durdurulması peşinde.
Ve en derin katman: Bana karşı pozisyon almaya devam ederseniz, içinizdeki İran yanlısı hücreleri ve hatta kitleleri aktive ederim.
///
Bütün bunları yazdıktan sonra İran’ın yaptıklarını 3 katmanla anlamlandıralım:
- Askeri Katman: ABD’nin operasyon temposunu düşürmek için ABD’nin bölgesel savaş ağını yormak.
- Siyasi Katman: Körfez monarşilerini baskılamak, korkutmak, belirsizliğe itmek ve sorgulatmak. Mesaj net: “ABD sizi koruyamaz. İran’la savaşın bedelini siz ödersiniz.” Bu bence son derece kritik. Çünkü ABD’nin Ortadoğu düzeni müttefik güvenine ve himaye gücüne dayanıyor.
- Küresel Ekonomi Katmanı. Enerji ve ticaret baskısı. Bu katman üzerinden İran, savaşı küreselleştirme tehdidi üretiyor.
///
Şimdi de İran’ın da bazı hedefleri bilinçli olarak vurmadığından ve ürettiği anlamlardan söz etmemiz gerekiyor. Çünkü saldırılar kadar saldırmayışlar da büyük anlamlar üretiyor.
- İsrail’in stratejik nükleer altyapısı,
- Körfez enerji sahalarının ve stratejik tesislerin tamamı.
Çünkü bunlar vurulursa; savaş kontrol edilemez bir küresel savaşa dönüşür. İran bunun risklerinin farkında.
O nedenle İran hala “kontrollü tırmanma stratejisi” oynuyor. Üstüne; vurabileceği bazı yerleri vurmayarak, pazarlık kartını hala elinden bırakmak istemiyor.
Yani:
- Maksimum baskı,
- Minimum küresel savaş riski,
- Çok zorda kalırsa küresel savaş riskinin kapısını açma.
Bu çok karmaşık, belirsizlik üreten kabiliyet seviyesiyle doğrudan bağlantılı bir strateji.
//
Son cümlem:
ABD-İsrail’in İran’a saldırıları ile İran’ın saldırıları aslında iki farklı savaş doktrinine ait.
- ABD / İsrail: Merkezi felç etme savaşı. (Beyni yok etme savaşı)
- İran: Ağ yakma savaşı. (Sinir sistemini yıpratma ve parçalama savaşı)
İran savaşı yalnızca İsrail’le değil, ABD’nin Ortadoğu düzeniyle yürütürken, İsrail ve ABD; İran’ın çekirdeğini kırmaya, Ortadoğu’yu yeniden inşa etmeye, İsrail’in stratejik üstünlüğünü kabul ettirmeye, Çin ve Rusya’nın önüne kesmeye, Asya’nın kapısını kırmaya çalışıyorlar.
Her iki eksen üzerinden düzenin sarsılması ise;
- Türkiye’nin çevresinde yeni boşluklar,
- Yeni vekil savaş alanları üretme,
- Yeni dini, etnik ve mezhebi gerilimler,
- İç konsolidasyonda zorluklar,
- Stratejik ve milli güç unsurlarının tamamını ilgilendiren manipülasyonlara ve provokasyonlara maruz kalma,
- İran’daki Türkler ve iki ateş arasında kalma zorlukları ile,
- Türkiye’yi ve Azerbaycan’ı dolaylı veya doğrudan savaşa çekme potansiyeli taşıyor.

