Hava Sahamızda Görülen Menşei Belirsiz (S)İHA'lar: Karadeniz'e Kaydırılan Jeopolitik Basınç
- Telegram
Birileri Orta Avrupa, Baltık’ta çıkması gereken savaşı Karadeniz’e taşımak istiyor olabilir mi?
Bir kaç gün önce Türk Hava sahasına giren menşei belirsiz bir (S)İHA NATO/Milli görevdeki F-16’ımız tarafından vuruldu.
Hadi bu tesadüftü.
Peki İzmit’te düşmüş bulunan Rus Orlan-10 İha.
Bu peşi sıra dizilim tesadüf ihtimalini zayıflıyor.
///
- Savaşan tarafların E/H vb. saldırıları ya da sistem hatası/teknik arıza vb nedenlerle (S)İHA’lar kontrolden çıkıp, yönünü şaşırabilir. (Olağan savaş durumu) (Karabağ Savaşında ve sıkça Ukrayna Savaşında görülmüştür.)
- Peki birileri Türk Hava Sahasına sızma mesajı mı veriyor?
- Ya da bir başkası Karadeniz’i ısıtmak için asimetri mi yapıyor?
- Yoksa S-400 sürecinin gerçek zamanlı bir yan etkisiyle mi karşı karşıyayız?
///
Bütün bunlara bakarak düşünüyorum da;
Birileri Türk Hava Savunma kabiliyet/kapasitesi ile söylev dengesini test ediyor olabilir mi?
Birileri savaşı/gerilimi Karadeniz’e taşımak istiyor olabilir mi?
///
İki (S)İHA’nın eş zamanlı Türk Hava sahasına girmesi “tesadüf sınırlarını” zorlayan, ama henüz tek bir nedene kilitlenmemesi gereken çok katmanlı bir durum. Ben bunu “çoklu sinyal-düşük yoğunluklu stratejik yoklama” başlığıyla okuyorum.
Adım adım gidelim.
///
Bir F-16’mızın (S)İHA’yı vurması:
Bu olay tek başına:
- Angajman kuralları işletildiği,
- Hava sahası ihlaline, takip ve refleksle cevap verildiği,
- NATO/Milli görevde F-16 vuruşuyla:“Algılıyorum, karar veriyorum, vuruyorum” net mesajının üretildiği:
savunma refleksi açısından doğru ve beklenen bir sonuçtu.
Kendi içinde kapalıydı.
Ama bunun hemen ardından İzmit’te Orlan-10 bulunması, tabloyu değiştiriyor.
///
İzmit’te Rus Orlan-10’u kritik bir eşiğe karşılık geliyor. Çünkü Orlan-10 sıradan bir platform değil: Elektronik harp, sinyal istihbaratı, hava savunma / radar yoklama, veri linki ve frekans haritalama.
İzmit gibi ve İstanbul’a çok yakın!: Sanayi, ulaşım, lojistik, askerî-sivil altyapı yoğunluğu olan bir yerde bulunması…
İlk vurulan (S)İHA’dan sonra “Yanlışlıkla sürüklendi” tezini zayıflatıyor.
Ve menzil-irtifa: ~ 600 km, 5 km tavan.
O zaman nereden atıldı? Karadeniz’deki gemiden mi mesela?
///
Senaryoları bir kez daha tek tek tartalım:
1-) “Kontrolden çıktı, yönünü şaşırdı”
(Olağan savaş durumu)
Teorik olarak mümkün, ama Orlan-10’un profili, düşme noktası ve 600 km menzili bu ihtimali zayıflatıyor, üstelik zamanlama manidar. Bu nedenlerle bu düşük bir olasılık.
///
2-) “Sızma mesajı / Yoklama”
Bu benim gördüğüm en güçlü olasılık.
Bu ne demek?
Türkiye’nin:
- Radar kapsaması,
- Reaksiyon süresi,
- Angajman eşiği,
- NATO - Milli ayrım refleksi…
Gerçek zamanlı test mi ediliyor?
Bu (S)İHA’ların temel işi: “Vurulmadan ne kadar derine gidebilirim mi?”
Bu bir fiilî saldırı değil, stratejik bir nabız yoklama mı?
Bu bir yüksek olasılık.
///
3-) “Karadeniz’i ısıtma / asimetrik kışkırtma”
Bu ihtimal çok ciddi.
Neden?
- Ukrayna savaşı karada sıkıştı.
- Rusya-NATO-İngiltere denizi seviyor.
- Montrö Türkiye’nin elinde kilit.
- Savaş, Baktık ve Orta Avrupa’ya baskı yapıyor.
- Rusların hedefinde, öfkesinde Avrupa ve İngiltere var. Putin “Domuzlar” dahi dedi.
Karadeniz’de:
- Gerilim artarsa;
- Türkiye “taraf seçmeye” zorlanır.
- Montrö baskı altına alınır.
- Angajmanlar, baskı alanları, konsantrasyonlar ve yığınak yer değiştirir.
- Peki bütün bunlar kimin işine gelir?
Düşük yoğunluklu, inkâr edilebilir gerilim üretme aracı olarak İHA ideal bir model. Daha önce de Mavi Akım ve Türk Akım’da da benzer şeyler yaşanmıştı.
Bu da ciddi bir orta-yüksek olasılık.
///
4-) “S-400 sürecinin gerçek zamanlı yan etkisi”
Bu başlık gözden kaçırılmamalı. Burada mesele S-400’ün kendisi değil;
Türkiye’nin hava savunma mimarisinin hibritleşmesi.
- Eski NATO sistemleri,
- Milli radar/komuta,
- Envantere giren yeni milli HSS’ler,
- Rus menşeli platform bilgisi.
Birileri şunu ölçüyor olabilir: “Türkiye’nin hava resmi ne kadar bütünleşik, nerede boşluk var, nerede ayrışıyor?”
Bu teknik test, politik mesaj birlikte olabilir.
Bu da orta olasılık.
///
5-) Bütünleşik resimde ne görünüyor?
Türkiye’ye yönelik doğrudan saldırı yok.
Ama Türkiye’nin “karar algoritması-iradesi-kapasitesine” sahadan bakılıyor.
Bu;
- Ne zaman vuruyor?
- Neye tahammül ediyor?
- NATO etiketi mi, milli refleks mi ağır basıyor?
- Sessiz mi kalıyor, duyuruyor mu?
Yani bu bir “söylev-kapasite uyum testi”.
Tekrar yazalım: “Hava savunma kabiliyetimiz ile söylev dengemiz test ediliyor olabilir mi?”
6-) En tehlikeli ihtimal ne?
Bence şu: Bu olaylar tekil değil, seri hâline gelirse…
- Bir gün Rus,
- Bir gün menşei belirsiz,
- Bir gün denizden,
- Bir gün sivil hava sahasına yakın…
- Ya da başka türlü doğrusal ve Mavi Akım-Kuzey Akım gibi, savaşın başındaki boğaza vuran mayınlarda olduğu gibi başka asimetrik…
O zaman bu, büyük bir jeopolitik tuzağa karşılık gelir.
“Burada ‘kim?’ sorusunu özellikle açık bırakıyorum. Çünkü bu süreçte asıl mesele fail değil, itme yönü ve zorlanan eksendir.”
///
Bu sürecin;
- Rus gölge/hayalet filonun Türkiye sahillerine yakın yerlerde Ukrayna tarafından vurulmasından…
- Rusların Ukrayna limanlarında Türk gemilerini vurmasından…
- ABD’lilerin S-400/F-35 denklemini köpürtmesinden…
- C-130’umuzun Kafkaslar’da düşmesinden…
- 4 savaşın (Karabağ-Ukrayna-Gazze-İran-ABD/İsrail) tam ortasına kurulmamızdan…
- Türkiye’deki sürecin tıkanmasından ve Suriye’de YPG/HTŞ, Cobani-Colani üniter denkleminin çözülmemesinden hemen sonraya geldiğine de dikkat edin.
Ama şunu da hiç bir zaman unutmayın: Ukrayna Savaşı bizim savaşımız değildir. Ukrayna Savaşı temel sebebi: çöken SSCB’nin (genişlemeyeceksiniz sözüyle ‘4+2’ Berlin’i, Doğu Almanyayı Almanya’ya hediye etmesine, ordularını çekmesine, Baltık’ta, Orta Avrupa’da, Balkanlar’da pek çok ülkeyi özgür bırakmasına rağmen) bu sözlerin hiç birinin tutulmamasıdır.
Kavga; NATO’yu kendi çıkarları için kullanan/kullanmak isteyen Kıta Avrupası-İngiltere ile Rusya arasındadır.
Bizim görmemiz/dikkat etmemiz gereken de şudur:
Artık asıl mesele savaşın ORTA AVRUPA ve BALTIK’a yayılmasını engelleyip, KARADENİZ’e SIÇRATMA ve Türkiye’yi savaşta proxy/fedai devlet olarak kullanma meselesidir.
Bu, Türkiye’nin tarafsızlığının değil; yangına itilmek istendiğini gören ve kendi ulusal çıkarını merkeze alan stratejik özerkliğinin konusudur.
Övgülerdeki şu gizli özneyi unutmayalım lütfen; kartal avını parçalamak için en yükseğe taşırmış.
///
Bu da bir 3. menşei belirsiz S(İHA).
Yerel medyadan…
12 Aralık 2025.
Balıkesir Manyas-Susurluk bölgesinde.
Bu da büyük olasılıkla Orlan 10E.
İlk olduğu için dikkati çekmemiş. Aslında hava sahamıza girdiğini gördüğümüz ilk yabancı menşeili S(İHA) bu.
///
Bu karşılaştıklarınız “tesadüf” değil,
ama “savaş başlangıcı” da değil.
Bu bir Türkiye’nin sinir uçlarına hafifçe dokunma operasyonudur.
“Bu dokunuşlara verilen her refleks, bir sonraki sürecin yönünü belirleyecek.”
Bu yüzden mesele tehdidin kendisi değil, verilen refleksin stratejik hafızaya nasıl yazıldığıdır.

