Uzay yolculuğu insan bedenini nasıl etkiledi?

Uzay yolculuğu insan bedenini nasıl etkiledi?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

NASA astronotu Christina Koch, Artemis II görev uzmanı, mürettebat bölmesindeki hazırlık odasında uzay giysisi kontrollerinden geçiyor.

İnsanlı uzay yolculuğunun sınırları zorlanmaya devam etmesiyle, bilim insanları uzayın insan bedeni ve psikolojisi üzerindeki etkilerini anlamaya ve azaltmaya çalışıyor.

Artemis II uzay görevinin mürettebatı, Ay'ın uzak yüzüne kadar giderek 406.771 kilometrelik yolculuğun ardından Dünya'ya döndü; bu, şimdiye kadar bir insanın uzayda ulaştığı en uzak mesafe.

Artemis II astronauts Reid Wiseman and Jeremy Hansen, wearing orange flight suits, sit on the edge of a helicopter, flanked by uniformed personnel. Both astronauts are grinning, and Reid is pointing at the camera. Credit: NASA/Bill Ingalls

Uzay görevleri daha sık ve daha uzun hale geldikçe, uzmanlar bu tür yolculukların insan bedeni üzerindeki etkilerini anlamaya çalışıyor; söz konusu sağlık riskleri, Dünya'da karşılaşılanların çok ötesine geçiyor.

NASA, uzay uçuşuyla ilgili beş ana tehlike başlığı belirliyor: radyasyon, izolasyon ve kapalı kalma, Dünya'dan uzaklık, yerçekimi ya da yokluğu ve kapalı veya düşmanca ortamlar.

Artemis II astronauts Victor Glover and Christina Koch, wearing orange flight suits, sit on the edge of a helicopter, flanked by uniformed personnel. Both astronauts are grinning. Credit: NASA/Bill Ingalls

Uzayda insan bedeni nasıl değişiyor?

Görülüyor ki insan bedeni uzay için yaratılmadı.

Yerçekimindeki değişiklikler veya uzun süreli yerçekimsiz ortam, kemik yoğunluğunun azalmasına, beyin omurilik sıvısının yeniden dağılmasına ve kalp fonksiyonlarının bozulmasına yol açabiliyor.

Farklı yerçekimi düzeyleri arasındaki geçişler bile hareket hastalığını tetikleyerek astronotların yönlerini bulmasını güçleştirebiliyor.

NASA'nın son brifinglerine göre, bu sorunlarla karşı karşıya kalındığında insan performansını iyileştirmenin yollarını bulmak, Ay ve Mars görevleri için kilit öncelikler arasında.

Düşük yerçekimi, kalbi ve kan damarlarını da etkiliyor; bu etkinin şiddeti yolculuğun süresine bağlı olarak artıyor ve görev uzadıkça daha belirgin hale geliyor.

Kalp-damar sistemindeki değişiklikler kan pıhtılarına, kalp ritim bozukluklarına ve düşük tansiyona yol açabiliyor.

NASA'ya göre, dört ila altı ay süren bir görevde, kemikler her ay yoğunluklarının %1 ile %1,5'i arasında kaybediyor.

Uzun süreli ağırlıksızlık aynı zamanda vücut sıvılarının yer değiştirmesine neden olarak görmeyi ve kafa içi basıncı etkileyebiliyor; bu durum, uzay uçuşuna bağlı nöro-oküler sendrom (spaceflight-associated neuro-ocular syndrome) olarak biliniyor.

Artemis II'nin dört mürettebatı uzay aracının içinden selam veriyor

Alışkanlıklarda ve günlük düzende değişiklikler

Uzayda zaman ve günlük program, Dünya'dakinden farklı işliyor. Astronotlar, uykuyu ve sirkadiyen ritimleri etkileyen düzensiz aydınlık-karanlık döngüleri yaşıyor.

Örneğin Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki astronotlar, günde 16 kez güneşin doğuşuna ve batışına tanık oluyor; bu da onların uyku düzenini etkiliyor.

Günlük rutindeki diğer değişiklikler, öğün düzeni ve görev sırasında erişilebilen yiyeceklerin türüyle ilgili.

Astronotların, Dünya'da ihtiyaç duyduklarıyla aynı miktar ve türde besine ihtiyacı olmuyor. Önceki uzay görevlerine ilişkin araştırmalar, mürettebat üyelerinin zaman zaman yetersiz enerji, sıvı, kalsiyum ve sodyum aldığını ortaya koydu.

Bu nedenle uzayda beslenme iki işlevi birden yerine getiriyor: Astronotlara yeterli enerjiyi sağlamak ve uzay uçuşunun olumsuz etkilerini dengelemek için gerekli besin öğelerini sunmak.

NASA bilim insanları, öğünlerin kabul edilebilir, güvenli, besleyici, uzun ömürlü, hazırlanması kolay ve menü yorgunluğunu önleyecek kadar çeşitli olmasını sağlamaya çalışıyor.

Ruh sağlığı açısından ciddi bir sınav

Uzay yolculuğu, fiziksel etkilerinin yanı sıra astronotların ruh halini ve ruh sağlığını da etkiliyor.

İzolasyon, kapalı alanda yaşamak, Dünya'dan uzaklık ve yüksek stres düzeyi; kaygı, depresyon ve motivasyon kaybı riskini artırabiliyor.

NASA, mürettebatın psikolojik sağlığını nasıl koruyabileceğine dair süren araştırmaların, gelecekteki görevlerin başarısı ve güvenliği için hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Uzay ajanslarının, uzayda ruh sağlığını desteklemek için önerdiği yöntemler arasında günlük tutmak, her gün egzersiz yapmak, müzik dinlemek ve sevdiklerine yazmak yer alıyor.

Bir astronot uzayda hastalanırsa ne olur?

Tüm bu sağlık riskleri göz önüne alındığında, mürettebat uzay görevleri sırasında hastalıklarla nasıl baş ediyor?

NASA'ya göre, süresi ya da hedefi ne olursa olsun tüm insanlı uzay uçuşlarında, görev sırasında belirli ölçüde tıbbi desteğe ihtiyaç duyuluyor.

Ancak ajans, görev esnasında tıbbi bakıma duyulan ihtiyacı azaltmak için vitamin takviyesi, kapsamlı vücut taramaları ve fırlatmadan önce 14 günlük karantina gibi önleyici tedbirlere ağırlık veriyor.

NASA, en sık görülmesi beklenen rahatsızlıkları temel alarak, uçuş sırasındaki tıbbi kaynakları; en olası veya en ciddi tıbbi durumların etkin biçimde yönetilebilmesini sağlayacak şekilde uyarlıyor.

Çoğu rahatsızlık, Dünya'da olduğu gibi tedavi edilebiliyor. Ancak tedavi imkanlarının kısıtlı olması, birden fazla amaçla kullanılabilen ve yan etkisi en az olan ilaçlara öncelik verilmesini gerektiriyor.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.