ABD ve İran heyetleri , haftalardır devam eden savaşın ardından ilan edilen ateşkesi kalıcı barışa dönüştürmek amacıyla Pakistan’ın başkenti İslamabad’da. Görüşmelerin Türkiye saatiyle 13.00'te başlaması bekleniyor.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif görüşmeleri “ya tamam ya devam” niteliğinde olarak tanımlarken, zirve uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
İran’ın 71 kişilik heyeti gece yarısı kente ulaşırken, ABD heyetinin de bu sabah İslamabad’a indiği bildirildi. Görüşmelerin gün boyu sürmesi, hatta pazar gününe sarkması bekleniyor.
PAKİSTAN'DAN İLK AÇIKLAMA
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, ABD heyetinin İran ile yapılacak barış görüşmeleri için İslamabad’a ulaştığını resmen duyurdu. Pakistan Dışişleri Bakanı, tarafların müzakerelere yapıcı şekilde katılacağı yönündeki umudunu dile getirdi.
İslamabad yönetiminin çatışmaya çözüm bulunması için kolaylaştırıcı rolünü sürdürme kararlılığını yineledi.
Bugün İslamabad’da bir barış masası kurulabilecek mi? Kimse bu sorunun cevabından emin değil. Ancak ABD-İsrail barış masasının üzerinde bol miktarda endişe, eser miktarda iyimserlik bulunuyor.

"ABD TARAFI ANLAŞMAYA KARARLI"
ABD Başkanı Donald Trump, görüşmelere liderlik etmesi için Başkan Yardımcısı JD Vance’i görevlendirdi. Bu hamle, Washington’ın anlaşmayı sonuçlandırma konusundaki kararlılığının en güçlü işareti olarak yorumlandı.
Vance’e, Trump’ın damadı ve eski danışmanı Jared Kushner ile Ortadoğu temsilcisi Steve Witkoff eşlik ediyor.
İran heyetine ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf başkanlık ediyor.
GÖRÜŞMELER UZAYACAK MI?
Resmi bir takvim açıklanmasa da müzakerelerin günler sürebileceği belirtiliyor. İran Ulusal Güvenlik Konseyi, görüşmelerin ateşkes sonrası 15 güne kadar uzayabileceğini açıkladı.
Tahran yönetimi, müzakerelerin başlaması için ön koşulların karşılanmasını isterken, ABD tarafı “iyi niyetli müzakere” vurgusu yapıyor.
Galibaf, "Pakistan'daki görüşmelerden önce Lübnan'da ateşkes sağlanmalı." dedi. Galibaf, "İran'ın dondurulmuş varlıkları da serbest bırakılmalı." ifadesini kullanmıştı.
KRİTİK BAŞLIKLAR: HÜRMÜZ BOĞAZI VE NÜKLEER PROGRAM
Zirvenin en kritik gündem maddeleri arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve İran’ın nükleer faaliyetleri yer alıyor.
Washington yönetimi, boğazın açık tutulmasını küresel enerji güvenliği açısından hayati görürken, Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması da masadaki en zorlu başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
Trump yönetiminin temel hedefinin savaşı sonlandırarak siyasi bir zafer ilan etmek olduğu değerlendiriliyor.
İSLAMABAD'DA OLAĞANÜSTÜ GÜVENLİK ÖNLEMLERİ
Zirve nedeniyle İslamabad adeta abluka altına alındı. Hükümet iki günlük tatil ilan ederken, başkentte 10 binden fazla güvenlik personeli görevlendirildi.
İran heyetini taşıyan uçağa Pakistan hava sahasına girişte erken uyarı sistemleri, elektronik harp uçakları ve savaş jetleri eşlik etti. Heyet, havaalanından şehir merkezine kadar Pakistan’ın elit komando birliği tarafından korundu.
BÖLGESEL GERİLİM SÜRÜYOR
Görüşmeler devam ederken bölgede tansiyon tamamen düşmüş değil. Lübnan’da sığınakların dolup taştığı ve okulların yarısından fazlasının yerinden edilenler için kullanıldığı açıklandı.
İsrail tarafı, Lübnan için ayrı bir ateşkes sürecine açık olduğunu belirtse de Hizbullah ile doğrudan müzakere etmeyeceğini vurguluyor.
WSJ: ABD yeni asker göndermeye hazırlanıyor
Wall Street Journal gazetesinin konuya yakın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre ABD, İslamabad'da yapılması planlanan görüşmelere rağmen Orta Doğu'ya sevkiyatlarını sürdürüyor.
ABD son dönemde Orta Doğu'ya yeni savaş uçakları gönderirken, 82. Hava İndirme Tümeni'nden 1500 ila 2 bin askeri de bölgeye göndermeye hazırlanıyor.
Ayrıca ABD Donanmasından bir yetkili binlerce deniz piyadesinin de bölgeye yola çıktığını aktardı.
'ABD İran'dan ABD'li tutukluların serbest bırakılmasını isteyecek'
ABD'li müzakerecilerin İslamabad'da yapılması planlanan görüşmelerde, İran'dan ABD'li mahkumların serbest bırakılmasını isteyeceği öne sürüldü.
Washington Post'un konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri İslamabad'da yapılması planlanan görüşmelerde İran'da tutuklu bulunan ABD'lilerin serbest bırakılmasını talep edecek.
Kaynaklar, yetkililerin bu konuda ne kadar baskı yapacaklarını henüz bilmediklerini kaydederken, bazı yetkililer de müzakerelerin zora girmesi durumunda bu talebin ertelenme olasılığı olduğunu aktardı.
Haberde, İran'da tutuklu olduğu bilinen 6 ABD'li olduğuna işaret edildi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve beraberindeki heyet dün İslamabad'a gitmek üzere yola çıkmıştı. İranlı heyet de dün akşam saatlerinde İslamabad'a ulaşmıştı.
SAVAŞ YORGUNLUĞU
Bu çatışmanın anlaşmayla sonlandırılması için elimizdeki en büyük gerekçe bir ayda dünyanın yaşadığı ekonomik bunalım.
Devam eden kriz hem ABD’ye hem İran’a zarar veriyor. Üstelik fatura bütün küresel ekonomiye çıkmış vaziyette. Bu savaşın dünya için insan eliyle yaratılan yeni bir pandemi etkisi yaptığı açık.
Dolayısıyla bu pandeminin bitmesi herkesin yararına olacak.
TARAFLARIN PAT VAZİYETİ
İki taraf da kendi çapında bir zafer ilan etti. Ancak mevcut çatışma daha çok satrançtaki pat durumuna benziyor.
Aynı hamlelerin aynı sonucu doğurması yüzünden yaşanan beraberlik hali olan pat, hem bu çatışmanın 47 yıllık doğasına hem de bugünkü vaziyete daha uygun bir tanım.
Trump’ın İran’ı tam olarak dize getirme isteği hâlâ ciddi bir risk olsa da pat durumu savaşın bitmesi için bir fırsat da sunuyor.
Zafer olmasa bile iki taraf için de yenilgisiz bir çıkış şu anda mümkün.
Lübnan riski
İsrail'in Lübnan'a saldırıları sürdürmesi, İran savaşında varılan ateşkesin bozulmasına yol açabilir.
ABD Başkanı Donald Trump, salıyı çarşambaya bağlayan gece yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını açıklarken, İsrail Başbakanı Netanyahu bunu yalanlamıştı.
İsrail'in Lübnan'a saldırıları nedeniyle Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini yeniden neredeyse durma noktasına getirdi. 
'İran'a 10 bin 800'den fazla hava saldırısı gerçekleştirildi'
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Washington ile Tahran yönetimleri arasında 8 Nisan'da sağlanan geçici ateşkese kadar İsrail ordusunun İran'a düzenlediği hava saldırılarının detayları paylaşıldı.
Açıklamada, İran'a ait 4 bin stratejik ve 6 bin 700 askeri bölgenin hedef alındığı belirtildi.
Ordunun 10 bin 800'den fazla hava saldırısı düzenlediği ileri sürülen açıklamada, yaklaşık 40 gün süren hava saldırılarında onlarca savaş uçağının eşzamanlı olarak görev aldığı öne sürüldü.
İsrail'in, saldırılarda 18 binin üzerinde mühimmat kullandığına işaret edilen açıklamada, bunun geçen yıl haziran ayında 12 gün boyunca İran'a yönelik düzenlenen saldırılarda kullanılan mühimmat miktarının yaklaşık 5 katı olduğu iddia edildi.
ABD-İRAN ARASINDA İSRAİL'İ DE KAPSAYAN GEÇİCİ ATEŞKES
ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından İran'ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu.
Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran’dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu ifade etmişti.
İran ile ABD arasındaki geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi, uzlaşmaya Lübnan konusunun dahil olmadığını savunarak Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.
İsrail'in, Lübnan'a 2 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılarda en az 1888 kişi hayatını kaybetti.
Paul Adams
BBC News Diplomasi Muhabiri
Mekan hazır, güvenlik görevlileri yerlerini aldı ve alana giden kaldırımın kenarı yeni bir kat sarı ve siyahla boyandı.
İslamabad bekliyor.
Hayati ABD-İran görüşmelerine ev sahipliği yapan Pakistanlı hükümet yetkilileri iyimser mesajlar veriyor ve pek çoklarının aksine her iki tarafın da güvenini kazanmış görünüyorlar.
ABD heyetine başkanlık eden Başkan Yardımcısı JD Vance de umutlu konuşuyor.
ABD'den ayrılmadan önce, "İranlılar iyi niyetle müzakere etmeye hazırsa, biz de kesinlikle uzatılan eli karşılamaya hazırız" dedi.
Ancak bir uyarı da vardı.
"Eğer bizi oyalamaya çalışırlarsa, müzakere ekibinin o kadar da alıcı olmadığını görecekler" dedi.
Önümüzde aşılması gereken koca bir engeller dağı olduğu söylenebilir.
HEYETLERDE KİMLER VAR?
Bugünkü görüşmelerde ABD tarafını Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğindeki heyet temsil edecek.
Heyette Beyaz Saray Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner de yer alıyor.
ABD medyası Trump’ın İran müzakere ekibindeki kırılmayı ortaya çıkardı. Trump'ın damadı Jared Kushner, Suudi Arabistan’dan 2 milyar dolar alan fonun sahibi olan adam ve İran’a barışçıl kullanım için sınırsız uranyum zenginleştirmesini gizlice teklif etti.
JD Vance, Pakistan’a uçarken, sıfır zenginleştirme talep etmişti.
Aynı yönetim. Aynı müzakere ekibi. Tamamen zıt pozisyonlar.
İran tarafına ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf liderlik ediyor.
Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Savunma Konseyi Genel Sekreteri Ali Ekber Ahmediyan, İran Merkez Bankası Başkanı ve bazı milletvekilleri de görüşmelerde yer alacak.
Tarafların doğrudan mı yoksa dolaylı olarak mı görüşecekleri de henüz netlik kazanmadı.
Lübnan
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X'te yaptığı paylaşımda, "Bu eylemlerin sürmesi müzakereleri anlamsız kılacaktır" dedi.
"Elimiz tetikte. İran, Lübnanlı kardeşlerini asla terk etmeyecek."
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Hizbullah söz konusu olduğunda "ateşkes yok" diyor ancak İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki sakinlere defalarca yaptığı tahliye uyarıları şu ana kadar başka bir eyleme yol açmadı.
Donald Trump, İsrail'in Lübnan'daki eylemlerinin artık "biraz daha düşük profilli" olacağını söylüyor ve ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Lübnan arasında doğrudan görüşmelerin gelecek hafta Washington'da yapılacağını belirtiyor.
Bunun İran'ı tatmin edecek kadar düşük profilli olup olmayacağı ise henüz net değil.
Hürmüz Boğazı
ABD ile İran arasındaki ateşkesin başlamasından bu yana boğazdan geçen gemi sayısı oldukça düşük kaldı.
Bir başka başlık da, müzakereleri en başından baltalama potansiyeline sahip olan hayati petrol taşımacılığı geçidi Hürmüz Boğazı.
Donald Trump, başlangıçta izin vereceğini söylemesine rağmen İran'ın Boğaz'dan gemilerin geçmesi konusunda "çok kötü iş çıkardığını" söylüyor.
Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda, İran'ı "haysiyetsizlikle" suçlayarak, "Yaptığımız anlaşma bu değil!" dedi.
Çok az sayıda gemi geçiş yapıyor ve yüzlerce gemiyle yaklaşık 20 bin denizci hâlâ Körfez'de mahsur durumda.
Bu hayati su yolunda mutlak hakimiyet sağlayan İran, burayı egemen İran suları olarak nitelendirerek ve nelerin geçip geçemeyeceğini düzenleyecek yeni bir dizi kuraldan söz ederek bunu resmileştirmekte kararlı görünüyor.
Perşembe günü, iki mevcut trafik ayırma kanalının kuzeyinde yeni geçiş rotalarının oluşturulduğunu duyurdu. Taşımacılık şirketleri arasındaki mevcut korkuları oldukça bilinçli biçimde kullanan bir açıklamada, yeni rotaların ana trafik bölgesinde "çeşitli türlerde gemisavar mayınların varlığından kaçınmak" için gerekli olduğunu söyledi.
Son haftalarda geçiş yapabilen bazı gemilerin 2 milyon dolar ücret ödediği bildirilirken Trump, İran'ın "tankerlere ücret yüklüyor olmaması gerektiği" uyarısında bulundu.
Nükleer
Muhtemelen en büyük ve kesinlikle en uzun süredir devam eden anlaşmazlık konusu nükleer başlığı.
Trump, İran'a saldırıların bir nedeninin de "asla bir nükleer silaha sahip olamamasını" sağlamak olduğunu belirtmişti.
İran, hiçbir zaman nükleer silah yapmayı hedeflemediğini söylüyor; çoğu Batılı hükümet bu iddiaya büyük şüpheyle yaklaşıyor. Ancak Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na taraf olarak sivil amaçlarla uranyum zenginleştirme hakkına sahip olduklarında ısrar ediyor.
Trump'ın "müzakere edilebilecek uygulanabilir bir temel" olarak tanımladığı İran'ın 10 maddelik önerisi, zenginleştirme haklarının uluslararası alanda tanınması talebini de içeriyor.
Trump'ın kendi 15 maddelik planının ise İranı'dan "topraklarındaki tüm uranyum zenginleştirme çalışmalarını sona erdirmesini" talep ettiği bildiriliyor. Ancak Savunma Bakanı Pete Hegseth bu hafta başında bu konudaki sorulara İran'ın "asla bir nükleer silaha ya da ona giden bir yol oluşturma kapasitesine sahip olamayacağını" söyleyerek yanıt verdi.
Bu çetrefilli konuyu son derece ayrıntılı şekilde ele alan 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (JCPOA) ulaşmak uluslararası müzakerecilerin yıllarını almıştı.
Taraflar yeni bir anlaşmayı tartışmaya hazır mı?
Iran'ın bölgesel müttefikleri
İran'ın bölgesel müttefikler ve vekil güçlerden oluşan ağı — Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Husiler, Gazze'deki Hamas ve Irak'taki çeşitli milisler — Tahran'a bölgesel nüfuz kazandırdı ve İran'ın İsrail ve ABD ile uzun süredir devam eden anlaşmazlıklarında sıklıkla "ileri savunma" olarak adlandırılan yaklaşımı uygulamasına olanak tanıdı.
Ekim 2023'te Gazze savaşının başlamasından bu yana, İran'ın "Direniş Ekseni" olarak adlandırdığı bu ağ sürekli saldırı altında. Bunun bir parçası olan, eski Suriye diktatörü Beşar Esad'ın rejimi artık mevcut değil.
Ancak İsrail, "Şer Ekseni" olarak adlandırdığı bu yapının tam anlamıyla ortadan kaldırılması gereken varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu düşünüyor.
İran ekonomisinin sarsıldığı bir dönemde, pek çok İranlı da hükümetlerinin dış maceralara daha az, yaşamlarını kolaylaştırmaya daha çok harcama yapmasını görmek istiyor.
Buna karşın, İran'ın müttefiklerinden vazgeçmeye hazır olduğuna dair şimdilik pek bir işaret yok.
Yaptırımların kaldırılması
İslam Cumhuriyeti onlarca yıldır yıkıcı uluslararası yaptırımlara maruz kaldı. Bir anlaşma kapsamında ABD'nin ve uluslararası yaptırımların tamamının kaldırılmasını talep ediyor.
Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf, 10 Nisan'da yaklaşık 120 milyar dolar tutarındaki dondurulmuş İran varlığının müzakereler başlamadan önce serbest bırakılması gerektiğini söyledi.
Bunun, daha önce üzerinde anlaşılan iki önlemden biri olduğunu belirtti (diğeri Lübnan'da ateşkes).
Ancak Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in iki haftalık ateşkesi duyuran 7 Nisan tarihli açıklamasında dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasına dair bir ifade yer almıyordu. Kalibaf'ın hangi anlaşmaya atıfta bulunduğu net değil.
Trump yönetiminin, görüşmeleri başlatmak için bu denli büyük bir tavizi vermeye istekli olması son derece düşük bir ihtimal gibi görünüyor.
Pakistan'a yola çıkan Vance'dan İran'a mesaj: 'Bizi kandırmaya çalışmayın'
İran ve ABD arasındaki şartlı ateşkes, Lübnan saldırıları sonrası kırılganlığını korurken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance Pakistan'a doğru hareket etti.
Tarafların bu hafta sonu İslamabad'da karşılıklı masaya oturması bekleniyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'la yürütülen barış görüşmelerinin başarısız olması ihtimaline karşı ABD'nin savaş gemilerini "en iyi silahlarla" donattığını öne sürdü.
10 Nisan'da New York Post'ta yayımlanan röportajda Trump, görüşmelerin sonucunu "yaklaşık 24 saat içinde öğreneceğiz" dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise, ateşkes anlaşmasının kapsamına Lübnan'ın da dahil edilmesi gerektiğini yineleyerek Washington'un "taahhütlerine" uymasının önemini vurguladı.
Bakanlığın Telegram kanalında yayımlanan açıklamaya göre Arakçi, bu sözleri İran'ın Lübnan elçisi Mohammad Reze Rauf Şeybani ile yaptığı telefon görüşmesinde dile getirdi.
İki ülke arasındaki görüşmelerin cumartesi günü Pakistan'da yapılması bekleniyor.
Washington'dan Pakistan'a hareketi öncesi müzakereler için konuşan JD Vance, görüşmelerin "olumlu" sonuçlanmasını istediğini belirtti.
İyi niyetle müzakere beklediklerini söyleyen Vance, "Bizi aldatmaya çalışırlarsa, müzakere ekibimizin o kadar anlayışlı olmadığını görecekler" dedi.
İran tarafının Pakistan'a gidişiyle ilgiliyse henüz netlik yok.
BBC İslamabad Muhabiri, Pakistanlı yetkililerin halen İran heyetinin gelişini beklediklerini söylüyor.
İran'ın Pakistan Büyükelçisi 9 Nisan'da sosyal medyada heyetin aynı gün gece saatlerinde İslamabad'a ineceğini söylemiş ama paylaşımını bir saat sonra silmişti.
İran tarafına Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın liderlik etmesi bekleniyor.
Pakistan herhangi bir resmi görüşme takvimi de açıklamadı ama Beyaz Saray daha önce görüşmelerin Cumartesi sabahı başlayacağını açıklamıştı.
İran yönetimi, Tasnim haber ajansı aracılığıyla 9 Nisan'da, Lübnan'da ateşkes olmadığı müddetçe müzakerelerin başlamayacağını duyurdu.
Beyaz Saray ise ateşkes anlaşmasına Lübnan'ın dahil olmadığını açıkladı.
Müzakerelere arabuluculuk eden Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, iki ülke arasında varılan anlaşmanın Lübnan'ı da kapsadığını söylemişti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Lübnan'da Hizbullah'ı hedef aldıklarını savundu ve "Lübnan'da ateşkes olmayacak" dedi.
ABD Başkanı Donald Trump 9 Nisan'da ABD'li yayın kuruluşu NBC News'e verdiği röportajda, bir barış anlaşmasına varılacağı konusunda "çok iyimser" olduğunu savundu.
Trump, İran'ın "kabul etmesi gereken bütün koşulları kabul etmeye yanaştığını" ve yetkililerinin basına konuşmadıkları zaman "çok daha makul davrandıklarını" belirtti.
ABD-İran görüşmeleri öncesinde Pakistan'ın başkenti İslamabad'da 9 Nisan'da iki günlük resmi tatil ilan edildi.
İran'ın 10 maddelik planında neler var?
Trump, İran'ın ABD ve İsrail'e 10 maddelik bir plan sunduğunu söyledi.
Ateşkes açıklamasının ardından 8 Nisan'da bir paylaşım yapan Donald Trump, İran'ın uranyum zenginleştirmeyeceğini savundu.
Trump, B-2 uçaklarının bombardımanıyla vurulan tesislerde, "derinlere gömülmüş nükleer 'tozunu' kazıp çıkarmak" için İran ile çalışacaklarını da duyurdu.
ABD Başkanı 8 Nisan'da yaptığı açıklamada, ABD'nin İran ile yakın işbirliği içinde çalışacağını ve "gümrük vergileri ve yaptırımların hafifletilmesi konusunda görüşmeler yapacağını" söyledi.
Trump, İran'a askeri mühimmat tedarik eden ülkelere ABD'ye satılan ürünler için hemen yürürlüğe girecek yüzde 50 oranında gümrük vergisi uygulanacağını söyledi.
İran devlet televizyonuna göre ise 10 maddelik plan şu unsurları içeriyor:
- Irak, Lübnan ve Yemen'deki savaşın tamamen sona erdirilmesi
- İran'a yönelik savaşın süre sınırı olmaksızın tamamen ve kalıcı olarak sona erdirilmesi
- Bölgedeki tüm çatışmaların bütünüyle sona erdirilmesi, ABD'nin Ortadoğu'daki askerlerini çekmesi
- Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması
- Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğü ve güvenliğini sağlamak için bir protokol ve koşullar oluşturulması
- İran'a yeniden inşa maliyetleri için tam tazminat ödenmesi
- İran'a yönelik yaptırımların tamamen kaldırılması taahhüdü
- ABD tarafından tutulan İran'a ait fonların ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması
- İran'ın hiçbir şekilde nükleer silah edinmeyeceğine tam bağlılık göstermesi
- Yukarıdaki koşulların onaylanmasının ardından tüm cephelerde derhal ateşkesin yürürlüğe girmesi
Tahran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi yaptığı açıklamada "İran'ın sahadaki zaferi siyasi müzakerelerle de pekiştirilecektir" dedi.
İran anlaşma sonucunda uranyum zenginleştirmeye devam etmeyi hedefliyor. Fakat ABD Başkanı Trump, bunu "müzakere bile edilemeyecek bir konu" olarak görüyor.
Reuters ajansına konuşan Pakistanlı bir yetkili İran'ın yeniden inşa, yaptırımların kaldırılması ve tazminat gibi pek çok talebinin ABD tarafından kabul edilebileceğini fakat uranyum zenginleştirmenin kabul edilmesini olası görmediğini söyledi.
ABD'nin 15 maddelik planında neler var?
İran'ın sunduğu 10 maddelik plandan önce ABD de İran'a 15 maddelik bir plan iletmişti.
Reuters'ın İsrailli kaynaklardan aktardığına göre bu planın öne çıkan maddeleri şöyleydi:
- İran'ın zenginleştirilmiş uranyumlarının ülke dışına çıkarılması
- İran'ın asla nükleer silah üretmeyeceğine garanti vermesi
- Uranyum zenginleştirmesine son verilmesi
- Balistik füze üretim programının kısıtlanması, füzelere adet ve menzil limiti getirilmesi
- İran'ın bölgedeki müttefiklerine maddi desteğini sonlandırması
- Hürmüz Boğazı'nın koşulsuz bir şekilde geri açılması
- İran'ın Natanz, İsfahan ve Fordo nükleer tesislerinin sökülmesi
Kim taviz verecek?
Reuters'ın aktardığına göre Trump savaşın başında açıkladığı üç ana hedefine de ulaşamadı.
Bunlar İran'ın komşularına saldırma kapasitesini ortadan kaldırmak, nükleer programını yok etmek ve İran halkının hükümeti devirmesini kolaylaştıracak koşullar yaratmaktı.
İran'ın ise büyük tavizler vermesi beklenmiyor. Zira savaşa devam ederken Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutarak silah gücü kendisinden çok daha yüksek olan düşmanına ekonomik açıdan büyük zarar vermeye devam edebileceğini gösterdi.
BBC Güvenlik Muhabiri Frank Gardner da İran'ın acı eşiğinin, şehadet ideolojisinin de etkisiyle Batı uluslarına kıyasla çok daha yüksek olduğunu, ABD ve İsrail'in bir aydan uzun süren bombardımanına rağmen ayakta kaldıktan sonra taviz verme havasında olmadığını aktarıyor.
BBC'nin diplomasi muhabiri Paul Adams da iki tarafın talepleri arasında büyük bir uçurum olduğunu ve müzakerecileri çok zor bir görevin beklediğini söylüyor.
Lübnan ateşkese dahil mi?
ABD ve İran arasındaki ateşkes anlaşmasının ardından İsrail'in Lübnan'da büyük bir bombardıman yapması, Lübnan'ın da bu anlaşmaya dahil olup olmadığına dair bir tartışma başlattı.
İran bu saldırının ateşkes ihlali olduğu gerekçesiyle Hürmüz Boğazı'nı tekrar kapattı.
Pek çok Batı ülkesinin lideri ateşkesin Lübnan'da da uygulanması gerektiğini söyleyen ortak bir açıklama yaptı.
İran ve arabulucu Pakistan, Lübnan dahil derken, Beyaz Saray bunu reddetti.
Lübnan hükümeti Pakistan'daki görüşmelerde de yer almak istiyor.
BBC'ye konuşan Lübnanlı bakan Haneen Sayed ise, ülkesinin de müzakerelere dahil edilmesinin önemli olduğunu söyledi.
ABD ve İran arasında varılan ateşkesin ülkesini de kapsadığını savunan Sayed, "ne tür bir ateşkes ve barışa ihtiyaç olduğu bizimle de görüşülmeli" dedi.


