Agos Gazetesi’nin kurucusu ve genel yayın yönetmeni gazeteci-yazar Hrant Dink, katledilişinin 19. yılında Türkiye’de ve dünyanın birçok kentinde düzenlenen anma etkinlikleriyle anılıyor. İstanbul’dan Paris’e, Londra’dan Stockholm ve Berlin’e uzanan anmalar, adalet, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü talebini bir kez daha yükseltiyor.
Hrant Dink, 19 Ocak Pazartesi günü saat 14.30'da, 19 yıl önce öldürüldüğü yer olan Agos Gazetesi'nin eski çalışma ofisinin bulunduğu Sebat Apartmanı'nın önünde anılacak.
Agos Gazetesi suikastın 19. yılında, "Acımız hala dinmedi, Adalet yerini bulmadı" manşetiyle yıldönümünü anıyor.
Cinayetin azmettiricilerinin halen bulunamadığı, "yargılanması gereken aktörlerin zaman aşımı sayesinde hayatlarına devam ettiği" savunuluyor.
Dink, 19 Ocak 2007'de gazete binası önünde o dönem 17 yaşında olan Ogün Samast tarafından düzenlenen suikast sonucu yaşamını yitirdi.
Hrant Dink cinayetinin faili Ogün Samast, 2023'te tahliye edildi.
Son olarak Ogün Samast, Yasin Hayal, Erhan Tuncel gibi isimlere yönelik Gülen yapılanması adına suç işleme iddiasıyla hazırlanan iddianame, 10 Ocak 2025'te zaman aşımı nedeniyle düşürüldü.
Cinayet yalnızca bir gazetecinin değil, Türkiye'de birlikte yaşama iradesinin hedef alındığı bir dönüm noktası olarak hafızalara kazındı.
Geçen onca yıla rağmen Dink'in öldürülmesine ilişkin sorumluluk zinciri ise tam anlamıyla aydınlatılamadı.
Barış ve kardeşliği savunuyordu
Hrant Dink hem Türkiye hem de Ermeni toplumları arasında köprüler kurmayı amaçlayan bir gazeteciydi. Yazılarında inkar ve düşmanlık dili yerine yüzleşme, empati ve ortak gelecek vurgusu öne çıkıyordu.
1996 yılında kurduğu Agos Gazetesi'nde yazdığı yazılar ve barış odaklı söylemleri, onu geniş bir kitlenin sevgisini kazanmış bir simge haline getirdi. Ancak bu barışçıl çabaları, bazı milliyetçi çevrelerin hedefi olmasına yol açtı. 2004 yılında Türklüğe hakaret suçlamasıyla yargılanması, onu medya ve kamuoyunda yalnızlaştırdı.
Tehditler arasında yazılan satırlar
6 Şubat 2004 tarihli yazısında, Sabiha Gökçen'in Ermeni kökenli olabileceğini ifade eden Hrant Dink, Genelkurmay Başkanlığı'nın sert bir açıklamasıyla hedef alındı. Ardından, dönemin İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör, MİT'in talebiyle Dink'i İstanbul Valiliği'ne çağırdı. Görüşme sırasında, Güngör'ün yanında bulunan iki MİT görevlisi, Dink'i açıkça uyardı. Bu görüşme, daha sonra açılan davalarda "devletin cinayetten haberdar olduğu" tartışmalarının merkezinde yer aldı.
Öldürülmeden önce kaleme aldığı son yazısında Dink, "Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce" diyordu.
Cezasızlığın simgesine dönüşen kare
19 Ocak 2007 tarihinde, 17 yaşındaki tetikçi Ogün Samast, İstanbul Şişli'de bulunan Agos Gazetesi'nin önünde Hrant Dink'i silahla vurarak öldürdü. Olay sonrası Samast, babasının ihbarıyla Samsun Otogarı'nda yakalandı.
Cinayetin ardından çekilen bir fotoğraf ve bu ana ilişkin görüntüler, Samast'ın Türk bayrağı ve Atatürk posteri önünde poz verdiği, emniyet görevlilerinin ise övgü dolu sözler söylediği bir skandalı ortaya çıkardı.
Soruşturmanın ciddiyetini tartışmaya açan görüntüler kamuoyunda infial yarattı. Fotoğraf, yalnızca bireysel bir suçun değil, kurumsal reflekslerin de sorgulanmasına neden oldu.
17 yaşında olduğu için yetişkinlere uygulanan cezadan muaf tutulan Samast, üçte bir oranında indirimle 21 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. 15 Kasım 2023'te şartlı tahliye edilen Samast, cinayeti organize eden daha büyük bir planın parçasıydı.
Cinayetle ilgili soruşturmalarda, Hrant Dink'in öldürüleceği bilgisinin hem Trabzon hem de İstanbul Emniyet Müdürlüklerine daha önce iletildiği ortaya çıktı. Yardımcı istihbarat elemanları Erhan Tuncel ve eniştesi Coşkun İğci'nin verdiği bilgiler, cinayet planının bilinmesine rağmen hiçbir önlem alınmadığını gösterdi. Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek ve İstihbarat Daire Başkanı Ali Fuat Yılmazer gibi isimlerin Dink cinayetine ilişkin istihbaratı gizledikleri ve gerekli adımları atmadıkları yönündeki tespitler mahkeme kararlarına yansıdı.
Dava süreci
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Mart 2021'de, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu, 13'ü firari 78 sanığın yargılandığı davayı karara bağlamıştı.
Mahkeme, aralarında dönemin kamu görevlileri tutuklu sanıklar Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer'in de bulunduğu 26 sanığı 3 yıl 4 ay ila ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen hapis cezalarına çarptırırken, aralarında eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın da bulunduğu 39 sanık hakkında düşme ve beraat ile ret kararı vermişti.
Mahkeme heyeti ayrıca, haklarında yakalama kararı bulunan, Fetullah Gülen, Ekrem Dumanlı ve Zekeriya Öz'ün de aralarında olduğu 13 firari sanığın dosyasını ayırmıştı.
Haklarında ceza verilen sanıkların avukatları ile cezaların yetersiz olduğunu öne süren Dink ailesi avukatları karara itiraz etmiş, dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince ele alınmıştı.
Daire, 5 Mayıs 2022'de, sanıklar, avukatları ve müdahillerin yaptığı istinaf başvurularını incelemiş, yerel mahkemenin kararını usul ve yasaya uygun bulmuştu.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 62 sanık yönünden temyiz incelemesi yaptığı dosyaya ilişkin kararını 21 Haziran 2023'te açıklamıştı.
Eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek'e "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapisleri onayan Daire, diğer sanıklar hakkındaki "tasarlayarak kasten öldürme", "tasarlayarak kasten öldürmeye yardım", "silahlı terör örgütüne üye olma", "silahlı terör örgütüne yardım" suçlarından verilen mahkumiyetlerin bazılarını onarken, bazı sanıklar hakkında verilen cezaları ise az bularak bozmuştu.
Daire, bu kapsamda bozma hükmü kurduğu sanıklar eski subay Muharrem Demirkale, eski Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz, Osman Gülbel, Yavuz Karakaya, Bekir Yokuş, Hasan Durmuşoğlu, Faruk Sarı, Mehmet Ayhan, Onur Karakaya, Okan Şimşek, Gazi Günay, Veysal Şahin, Volkan Şahin, Şükrü Yıldız ve Mehmet Ali Özkılınç yönünden dosyayı yerel mahkemeye göndermişti.
Öte yandan, Dink'in öldürülmesine ilişkin dönemin Trabzon İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli eski polis memurlarının aralarında bulunduğu sanıklar Hasan Durmuşoğlu, Mehmet Ayhan, Onur Karakaya ve Osman Gülbel'in yargılanmasına ilişkin açılan yeni dava bu dosya ile birleştirilmişti.
Bu iddianamede sanıkların, ihmalî hareketleri nedeniyle Dink'in ölümüne neden oldukları, "kasten öldürme" suçundan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandıkları ve aldıkları cezanın Yargıtay kararıyla da kesinleştiği ifade edilerek, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasal düzenini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istenmişti.
2019 yılından bu yana 18 ve 19 Ocak akşamları Sebat Apartmanı'nın ön cephesine, Hrant Dink anısına yansıtmalar yapılıyor.
2019-2023 yılları arasında Ümit Kıvanç'ın, 2024 yılında Hale Tenger'in, 2025'te Memed Erdener'in ürettiği videolara bu yıl Agos çizeri Ohannes Şaşkal'ın videosu eklenecek.
Bu video projesinde, bir Hrant Dink portresine beyin yerine yerleştirilen pembe kalbin atışı izlenecek.
Londra, Paris ve Stockholm'de de anma etkinlikleri yapılıyor.
Dink, 1996 yılında "Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır" düşüncesiyle Türkçe ve Ermenice yayımlanan Agos'u çıkarmaya başlamıştı.
Hrant Dink kimdir?
Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink 15 Eylül 1954'te Malatya'da doğdu.
1961'de İstanbul'a taşınmaları ardından anne ve babası boşandı.
Aile bölününce, Hrant Dink ve iki kardeşi Gedikpaşa'daki Ermeni yetimhanesine yerleştirildi.
Lise yıllarında sol siyasetle ilgilenen Dink, daha sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde zooloji eğitimi aldı.
Bir süre sonra yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlendi.

Hrant Dink, 2005 yılında.
Hrant Dink bu dönemde bir yandan kardeşleriyle birlikte yayınevi ve kırtasiye işini sürdürürken, bir yandan da eşi Rakel'le birlikte, kendileri gibi Anadolu'dan gelen kimsesiz ve yoksul çocukların kaldığı Tuzla Ermeni Çocuk Kampı'nı yönetti.
Bazı cemaat gazetelerinde kitap eleştirileriyle başlayan yazı hayatı, basında çıkan haberlere gönderdiği düzeltmelerle duyulmaya başladı.
Dink bu yıllarda Patrikhane'ye "Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır" diyerek bu amaçla Türkçe bir gazete çıkarmayı önerdi.
5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayınlanan Agos gazetesi'nin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlendi.

Agos gazetesi 1996 yılından beri yayımlanıyor.
Yakın arkadaşı ve Venedik Foscari Üniversitesi Ermeni Dili ve Edebiyatı Kürsüsü Başkanı Boğos Levon Zekiyan, BBC Türkçe Servisi'ne yaptığı değerlendirmede, Hrant Dink'in Türkiye'deki Ermeni cemaati için çok önemli bir isim olduğuna dikkat çekmişti:
"Hrant Dink, Ermeni cemaatini gettosundan çıkaran bir akıma ön ayak oldu ve Agos, ileri gelen Türk aydınlarının da buluştuğu bir yer oldu."
Hrant Dink'in sadece Ermeni cemaatinde değil, Türkiye'deki entelektüel ortamın gelişmesinde de önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Zekiyan, sözlerini şöyle sürdürmüştü:
"Türkiye en büyük zenginliği olan çok kültürlülüğünü yeterince değerlendiremedi. Hrant Dink öyle bir anda devreye girdi ki, gerek uluslararası düzeyde, gerekse bunun bir yankısı olarak Türkiye'de bunun bilincine varılmaya başlandığı bir dönemde, Türkiye topraklarının bu zenginliğini açığa çıkarmakta öncü oldu."
"Sanırım bu Türkiye için de bir hizmet olmuştur. Umarım Türkiye halkı bir gün bunu takdir edecektir."

Hrant Dink suikastinin ardından 23 Ocak 2007'de on binlerce kişi İstanbul'da "Hepimiz Hrant Dink'iz" yazan dövizlerle yürümüştü.
Hrant Dink öldürüldüğü hafta yayımlanan "Ruh halimin güvercin tedirginliği: Neden hedef seçildim?" başlıklı son yazısında "Türklüğü aşağılama" suçlaması ile hakkında açılan davalara değinmiş; gazete haberlerinde, köşe yazılarında, televizyon programlarında "Türk düşmanı" olarak ünlendiğini söylemişti.
Ayrıca aylardır yüzlerce telefon, email, mektup ile tehdit edildiğini anlatarak, birilerinin kendisine "haddini bildirmek için harakete geçtiği" düşencesini paylaşmıştı.
Dink aynı yazıda "Kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce..." dedi.
Yazının son bölümü yayınlandıktan iki gün sonra, 19 Ocak 2007'de Ogün Samast adlı bir cani tarafından öldürüldü.
23 Ocak 2007'deki yüz binlerce kişinin katıldığı cenazesinde "Hepimiz Ermeniyiz" yazılı dövizler taşındı.
Paris: Toplumsal vicdan ve adalet üzerine
Hrant Dink, Fransa’nın başkenti Paris’te de gelenekselleşen bir etkinlikle anılacak. “Türkiye’nin Dününde ve Bugününde Adiller” başlığını taşıyan buluşma, 4 Şubat 2026 Çarşamba günü saat 19.00’da Paris 10. Bölge Belediyesi’nde yapılacak.
Etkinlikte gazeteci ve tarihçi Burçin Gerçek, yazar-yayıncı Ara Krikorian, belgeselci Romain Fleury ve siyaset tarihçisi Duygu Taşalp konuşmacı olarak yer alacak. Anma, barış umudu ve toplumsal vicdan temalarına odaklanıyor.
Londra: Adalet ve hafıza mücadelesi
İngiltere’deki anma, dialogues without borders girişimi tarafından düzenleniyor. 23 Ocak’ta Westminster Üniversitesi’nde yapılacak etkinlikte adalet, hafıza ve ifade özgürlüğü başlıkları ele alınacak.
İnsan hakları savunucusu avukat Eren Keskin, yazar Karin Karakaşlı, gazeteci Hazal Özvarış ve akademisyen Dr. Yeşim Yaprak Yıldız etkinliğin konuşmacıları arasında yer alıyor. Keskin ve Karakaşlı etkinliğe çevrimiçi katılacak.

Stockholm: Uluslararası dayanışma vurgusu
Hrant Dink, İsveç’in başkenti Stockholm’de 19 Ocak’ta düzenlenecek bir etkinlikle de anılacak. Türkiye’de İnsan Hakları için İsveç Destek Komitesi (SSKT) tarafından düzenlenen buluşma, Dink’in gazeteciliğini, ifade özgürlüğü mücadelesini ve adalet arayışını odağına alıyor.
Etkinliğe İsveç Yazarlar Birliği, Gazeteciler Sendikası, Sınır Tanımayan Gazeteciler, Amnesty International ve İsveç PEN destek veriyor. Amaç, Türkiye’deki adalet ve özgürlük mücadelesiyle uluslararası dayanışmayı güçlendirmek.
Berlin: Gazetecilik, hakikat ve miras
Berlin’deki anma, Irkçılığa, Milliyetçiliğe ve Ayrımcılığa Karşı Aktivist Eylem Birliği (AKEBI e.V.) tarafından düzenleniyor. 19 Ocak’ta yapılacak etkinlikte İstanbul’daki anma konuşması Almanca simultane çeviriyle izlenebilecek.
Programda gazeteci Gemma Terés Arilla’nın Hrant Dink ile yaptığı video röportaj gösterilecek, ardından Dink’in mirası ve zor zamanlarda gazetecilik üzerine bir söyleşi gerçekleştirilecek. Etkinlik müzik performansıyla sona erecek.
Çağrı metninde, “Baskı, sansür ve dezenformasyon koşullarında gazeteciliğin hakikat ve toplumsal uzlaşı alanlarını nasıl açık tutabileceğini birlikte düşünmeye davet ediyoruz” denildi.
Londra’da ayrıca konferans
Öte yandan Hrant Dink, Londra’da Ermeni Enstitüsü ile Middlesex Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen bir konferansla da anıldı. 10 Ocak’ta gerçekleştirilen “Hrant Dink Anısına” başlıklı etkinlikte, uluslararası hukuk profesörü William A. Schabas konuşmacı olarak yer aldı.
Konferansta Dink cinayetinin yanı sıra soykırım kavramı, 1948 Soykırım Sözleşmesi ve uluslararası hukuktaki güncel tartışmalar ele alındı.



