Agos Gazetesi’nin kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in Ogün Samast tarafından eski Agos Gazetesi binası önünde öldürülmesinin üzerinden 19 yıl geçti. Dink’in arkadaşları ve ailesi, her yıl olduğu gibi bu yıl da öldürüldüğü gün olan 19 Ocak'ta Agos Gazetesi'nin eski binasının önünde anma töreni düzenledi.
Saat 14.30'da başlayan törende 15.05'te saygı duruşu yapıldı. Agos Gazetesi manşetinde "Acımız hala dinmedi, adalet yerini bulmadı. Davaya ilişkin zaman aşımı kararına yapılan itirazlar istinafta reddedilirken Sebat Apartmanı'nda bu yıl 'Hrant Dink için bir kalp atıyor' ifadelerine yer verildi. Sebat Apartmanı yüzüne Dink'in fotoğrafıyla "Hakikatin izinde adaletin peşinde" yazısının yer aldığı afiş asıldı. Sabah saatlerinden itibaren Halaskargazi Caddesi iki yönlü olarak anma için trafiğe kapatıldı.
Dink’in vurulduğu yere, karanfil, mum ve nar bırakıldı. Anmada, "Faşizme inat kardeşimsin Hrant", "Buradayız Ahparig", "Hrant için, adalet için", "Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz", "Yaşasın halkların kardeşliği" sloganları atıldı.
Aydın: İsteğimiz adalettir
Törende yapılan açıklamada konuşan Hrant'ın Arkadaşları'ndan Bülent Aydın "Kimsenin ettiği yanında kalamaz. Biz bitti demeden bu dava bitmez. Hrant'ın arkadaşları, Hrant Dink'in arkadaşları, burada. Bu meydanı dolduran sizler, bizler çok daha büyük bir vicdan denizinin dalgaları gibiyiz. Çünkü bu meydanın bir ucu Taksim'de, Şişli'dedir. Bu meydanın bir ucu Samatya'da, bir ucu Kurtuluş'tadır. Bu meydanın bir ucu Yenikapı'da Balıklı Mezarlığı'ndadır. Bu meydanın bir ucu ülkeler ötesinde, bir ucu Ararat Dağı'nın ardındadır. Bir ucu Diyarbakır'dadır. Bu meydanın bir ucu Ani'dedir. Bir ucu Aras kıyısındadır. İçimizi dolduran yas birleştirir bizi. Kalplerimizi birleştiren iyiliktir. İsteğimiz adalettir. Yaşasın halkların kardeşliği" dedi.
Aydın, İsrail'in Filistin'e yönelik soykırımına da değinirken "Kahrolsun soykırımcı zorbalar. Nehirden denize özgür Filistin" ifadelerini kullandı.
Özber: Agos bir enstitüydü
Hrant Dink'in genç arkadaşları arasında yer alan, Agos Gazetesi'nde 30 yıl çalışan Leda Özber de törende "Agos sayesinde sayısız insan tanıdım, çok şey öğrendim. Çalıştığım mekan adeta bir enstitüydü. Agos ben dahil birçok kadının hayatını şekillendirdi. Kimimiz için adeta ev oldu" şeklinde konuştu.
Özber, Dink'in öldürüldüğü günü hatırlatarak sözlerine şöyle devam etti: "Hrant Dink yoktu artık. Şaşkındık. Öfkeliydik. Etrafım bundan kendini de sorumlu tutan, utanç içindeki masum ve iyi niyetli insanlarla doluydu. Herkes bir şeyler yapmak, gazeteye katkıda bulunmak istiyordu. Ermeni toplumu, şaşkın ve öfkeliydi. Sonrasında yurtdışına göç eden çok oldu. Çalışma arkadaşlarımın yarısından fazlası bu göç kervanına katıldı. 19 yıl önce, 19 Ocak 2007, Hrant Dink’in hepimizden koparıldığı o kara gün… O hafta ikinci baskısını yaptığımız gazeteyi, bu balkonda ellerimizde tutarak aşağıdaki inanılmaz kalabalığa baktığımızı hatırlıyorum. O gün ve o gece, ne olup bittiğini anlamaya çalışmakla geçti. Sonra elimizdeki en önemli şeyi, Agos’u var etme çabası geldi".
Bu yıl düzenlenen anma töreninde Agos çizeri Ohannes Şaşkal imzasını taşıyan ve Hrant Dink portresinde beyin yerine yerleştirilen pembe kalp Sebat Apartmanı'na yansıtıldı. Aydın, açıklamada bu projeksiyona da atıfta bulunarak "Eğer bu akşam bu anmayı takip eden saatlerde, saat 18.00'de buraya yolunuz düşerse yine başınızı kaldırıp Sebat Apartmanı yüzündeki Hrant Dink'e bakın" sözlerine yer verdi.
Malatya'da da anma töreni düzenlendi
Dink, memleketi Malatya'da doğduğu Çavuşoğlu Mahallesi'nde bulunan Taşhoran Kültür Sanat Müzesi önünde düzenlenen törenle de anıldı. İnsan Hakları Derneği Malatya Şubesi tarafından düzenlenen törende "Faşizme inat, kardeşimsin Hrant" ve "Hrant'ı unutma, unutturma" sloganları atıldı. İnsan Hakları Derneği Malatya Şube Başkanı Melih Kop, "Bugün Hrant Dink katledildi. Cinayetin ardından uzun bir süre sonra başlatılan yargılamalar ise ne yazık ki tatmin edici bir sonuca ulaşmadı" şeklinde konuştu.
Kop, sözlerini "Ermenilerin tarihsel ve güncel varlığını, yaşadıklarını ve Türkiye'de bir Ermeni olmanın ne anlama geldiğini anlattı. İki halk ve iki ülke arasında diyalogu savundu. Birbirimizi anlmaya çağırdı ve bu çağrıyı yaşamı boyunca sürdürdü" diye sürdürdü.
Gazeteci Hrant Dink'in, kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu Agos Gazetesi'nin önünde uğradığı suikast sonucu öldürülmesinin üzerinden tam 19 yıl geçti.
Cinayet yalnızca bir gazetecinin değil, Türkiye'de birlikte yaşama iradesinin hedef alındığı bir dönüm noktası olarak hafızalara kazındı.
Geçen onca yıla rağmen Dink'in öldürülmesine ilişkin sorumluluk zinciri ise tam anlamıyla aydınlatılamadı.
Barış ve kardeşliği savunuyordu
Hrant Dink hem Türkiye hem de Ermeni toplumları arasında köprüler kurmayı amaçlayan bir gazeteciydi. Yazılarında inkar ve düşmanlık dili yerine yüzleşme, empati ve ortak gelecek vurgusu öne çıkıyordu.
1996 yılında kurduğu Agos Gazetesi'nde yazdığı yazılar ve barış odaklı söylemleri, onu geniş bir kitlenin sevgisini kazanmış bir simge haline getirdi. Ancak bu barışçıl çabaları, bazı milliyetçi çevrelerin hedefi olmasına yol açtı. 2004 yılında Türklüğe hakaret suçlamasıyla yargılanması, onu medya ve kamuoyunda yalnızlaştırdı.
Tehditler arasında yazılan satırlar
6 Şubat 2004 tarihli yazısında, Sabiha Gökçen'in Ermeni kökenli olabileceğini ifade eden Hrant Dink, Genelkurmay Başkanlığı'nın sert bir açıklamasıyla hedef alındı. Ardından, dönemin İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör, MİT'in talebiyle Dink'i İstanbul Valiliği'ne çağırdı. Görüşme sırasında, Güngör'ün yanında bulunan iki MİT görevlisi, Dink'i açıkça uyardı. Bu görüşme, daha sonra açılan davalarda "devletin cinayetten haberdar olduğu" tartışmalarının merkezinde yer aldı.
Öldürülmeden önce kaleme aldığı son yazısında Dink, "Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce" diyordu.
Cezasızlığın simgesine dönüşen kare
19 Ocak 2007 tarihinde, 17 yaşındaki tetikçi Ogün Samast, İstanbul Şişli'de bulunan Agos Gazetesi'nin önünde Hrant Dink'i silahla vurarak öldürdü. Olay sonrası Samast, babasının ihbarıyla Samsun Otogarı'nda yakalandı.

Hrant Dink'i 17 yaşındayken öldüren tetikçi Ogün Samast
Cinayetin ardından çekilen bir fotoğraf ve bu ana ilişkin görüntüler, Samast'ın Türk bayrağı ve Atatürk posteri önünde poz verdiği, emniyet görevlilerinin ise övgü dolu sözler söylediği bir skandalı ortaya çıkardı.
Soruşturmanın ciddiyetini tartışmaya açan görüntüler kamuoyunda infial yarattı. Fotoğraf, yalnızca bireysel bir suçun değil, kurumsal reflekslerin de sorgulanmasına neden oldu.
17 yaşında olduğu için yetişkinlere uygulanan cezadan muaf tutulan Samast, üçte bir oranında indirimle 21 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. 15 Kasım 2023'te şartlı tahliye edilen Samast, cinayeti organize eden daha büyük bir planın parçasıydı.
Cinayetle ilgili soruşturmalarda, Hrant Dink'in öldürüleceği bilgisinin hem Trabzon hem de İstanbul Emniyet Müdürlüklerine daha önce iletildiği ortaya çıktı. Yardımcı istihbarat elemanları Erhan Tuncel ve eniştesi Coşkun İğci'nin verdiği bilgiler, cinayet planının bilinmesine rağmen hiçbir önlem alınmadığını gösterdi. Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek ve İstihbarat Daire Başkanı Ali Fuat Yılmazer gibi isimlerin Dink cinayetine ilişkin istihbaratı gizledikleri ve gerekli adımları atmadıkları yönündeki tespitler mahkeme kararlarına yansıdı.
Süreci kolaylaştıran kamu görevlileri
Ancak faillerin bir kısmı cezalandırılırken ihmalleriyle süreci kolaylaştıran kamu görevlilerinin birçoğu cezasız kaldı. Bu tablo, davanın en tartışmalı başlıklarından biri olarak yıllardır eleştiriliyor.
Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer, Hrant Dink cinayeti sürecindeki sorumlulukları kapsamında "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme kararlarında, cinayet öncesi ve sonrasındaki ihmal ve delil karartma eylemleri de hükme gerekçe olarak yer aldı.
Cinayetin planlanmasında rol alan Yasin Hayal, daha önce Trabzon'da McDonald's'a bombalı saldırı düzenlemiş, ancak terör suçu yerine basit bir adi suç kapsamında yargılanmıştı. Dink cinayetinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Hayal, ceza indirimleri çıkmadığı takdirde 2047 yılında tahliye edilecek.

Hrant Dink cinayetinin planlamasından sorumlu tutulan Yasin Hayal Fotoğraf: MUSTAFA OZER/AFP via Getty Images
Davanın bir diğer kritik ismi olan Erhan Tuncel, cinayeti azmettirmek dahil birçok suçtan toplamda 96 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz de sahtecilik ve adam öldürmeye azmettirme suçlarından 28 yıl hapis cezasına mahkum oldu.
Dink cinayetinden yedi ay öncesine kadar Trabzon Emniyet İstihbarat Şube Müdürü olan Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ise ihmal suçlamalarıyla yargılanmalarına rağmen beraat etti. Cerrah, mahkemede Dink'in öldürüleceğine dair istihbaratı içeren F4 raporunun kendisinden saklandığını öne sürdü. Dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay ve dönemin İstanbul istihbarat şube müdürü Ahmet İlhan Güler de beraat eden isimlerdendi. Zamanaşımı ve delil yetersizliği, bu süreçte dikkat çeken unsurlardan oldu.
Samast için zaman aşımı kararı
Ogün Samast'ın 16 yıl 10 ay hapis yattıktan sonra şartlı tahliye edilmesi de tepkiye yol açtı.
Dink ailesi ve avukatları, Ogün Samast'ın ana davada cinayetin yanı sıra örgüt üyeliğinden hüküm giymemesine itiraz etmiş, bunun üzerine mahkeme Samast'a örgüt üyeliği cezası da vermişti. Ancak Yargıtay Samast'ın örgüt üyeliğini 220'nci madde kapsamında değerlendirerek zaman aşımına soktu. Böylece Samast örgüt üyeliğinden ek ceza almadı.
Zaman aşımı kararı, hukuk çevrelerinde ve insan hakları savunucuları arasında tepkiyle karşılandı. Karar, Dink davasında "cezasızlık algısını" derinleştiren bir eşik olarak değerlendirildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'yi 2010'da Hrant Dink'in yaşam hakkını koruyamadığı gerekçesiyle mahkum etmişti.
Ailenin itirazı reddedildi
Tahliye kararının ardından Samast hakkında, "FETÖ'ye üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" suçundan yeni bir dava açıldı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 10 Ocak 2025'te yapılan duruşmasında mahkeme heyeti, zaman aşımı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdi.
Karara Dink ailesi itiraz etti. Yapılan istinaf başvurusunu ele alan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, tetikçi Ogün Samast ve diğer sanıklar hakkında verilen "zaman aşımı" kararına yapılan itirazı 4 Kasım 2025'te reddetti. Üst mahkeme, Dink ailesinin bu suçtan "doğrudan zarar görmediğini" iddia ederek davaya katılma haklarının bulunmadığına hükmetti. Ailenin avukatları karara karşı Yargıtay'a itiraz edeceklerini açıkladı.
Toplumsal hafızada açık kalan dosya
Dink'in ardında bıraktığı barış ve hakikat mirası, adaletin sağlanması gerektiğine dair bir çağrı olmaya devam ediyor.

Agos Gazetesi'nin önünde "Hrant için Adalet için" yazılı pankartlar taşıyan göstericiler
Hrant Dink'in ölüm yıldönümlerinde, her yıl Agos Gazetesi'nin önünde toplanan binlerce kişi "Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeniyiz" sloganlarıyla adalet taleplerini dile getiriyor.
Dink öldürülüşünün 19. yıl dönümünde yine vurulduğu yerde anılacak. İstanbul Osmanbey'de Sebat Apartmanı'ndaki 23,5 Hrant Dink Mafıza Mekânı önündeki anma saat 14.30'da başlayacak. Dink için Londra, Paris, Stockholm ve Berlin'de de anma etkinliği düzenlenecek. Dink anmalarında adalet, ifade ve basın özgürlüğü talebi yeniden yükseliyor.
Ancak Dink davası, toplumsal hafızada iyileşmeyen bir yara olarak varlığını sürdürüyor. Aradan geçen yıllara rağmen dosyanın bütünüyle aydınlatılamamış olması, Hrant Dink'in mirasını aynı zamanda bir adalet çağrısı olarak canlı tutuyor.



