İBB yolsuzluk davası başladı: Mahkeme heyeti salonu terk etti, duruşmaya ara verildi

İBB yolsuzluk davası başladı: Mahkeme heyeti salonu terk etti, duruşmaya ara verildi
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik 402 sanığın yargılanacağı yolsuzluk davası, bugün Silivri'de cezaevi karşısındaki duruşma salonunda görülüyor. Duruşma saat 11.00 itibariyle başladı. İlk celsede sanıklar savunmalarını yapacak.  

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda görülen duruşma öncesinde, salon ve çevresinde jandarma ekiplerince güvenlik kontrolü yapıldı.

Bina ve salon içinde güvenlik güçleri tarafından yoğun güvenlik önlemi alındı. Duruşmaya gelenler, oluşturulan güvenlik noktasında kimlik ve araç plakası kontrolü yapılmasının ardından binaya yönlendirildi.

Silivri Kaymakamlığınca alınan karar doğrultusunda, duruşma salonu çevresi, cezaevi ziyaretçi otoparkı ile cezaevi kampüsü tel örgü sınırından başlayarak bir kilometrelik alan içerisinde toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, pankart, döviz açma, slogan atma, çadır kurma, stant açma, yazılı veya üzerinde sembol bulunan kıyafetlerle duruşma salonu bölgesine gelme, fotoğraf ve görüntü çekme gibi eylemler, 31 Mart'a kadar yasaklandı.

Mahkemenin 1. heyetince görülecek dava kapsamında nisan sonuna kadar pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe olmak üzere haftanın 4 günü duruşma yapılması planlanıyor.



Duruşmanın hemen başında söz almak isteyen Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında kısa süreli bir tartışma yaşandı.

Avukatlardan biri savunma listesinin basında yer alması nedeniyle mahkeme başkanına tepki gösterdi. Salonda yer alan CHP'li milletvekilleri de mahkeme heyetine tepkilerini gösterdi.

Bunun ardından heyet izleyicilerin salondan çıkarılmasını emretti. Heyet, izleyiciler çıkmadığı sürece yargılamaya devam etmeyeceğini söyledi ve salondan ayrıldı.

İmamoğlu ise salondan ayrılan mahkeme heyetinin arkasında, "Sen buraya yargılamaya gelmedin mi? Böyle kaçarak çıkamazsınız" diye bağırdı.

Mahkeme heyetinin kararına rağmen izleyiciler salonu terk etmedi. İmamoğlu dahil tüm sanıklar salondan çıkartıldı ve mahkeme heyeti duruşmaya 13.30'a kadar ara verdi.

Duruşmada neler yaşanıyor?

Duruşma salonuna avukat ve tutuksuz sanıkların alınmasının ardından en son tutuklu sanıklar salona getirildi.

Jandarma eşliğinde duruşma salonuna alınan sanıklar izleyiciler tarafından alkışlarla karşılandı.

İzleyici sıralarında oturan yakınlarına el sallayan sanıklar jandarma tarafından engellendi ve el sallamamaları konusunda uyarıldı.

Duruşma salonun en son alınan Ekrem İmamoğlu da izleyiciler ve avukatlar tarafından alkışlarla karşılandı. Diğer tutuklu sanıklar ise ayağa kalkarak İmamoğlu'nu karşıladı.

Yerine geçtiği sırada avukatlara öpücük atan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla da tokalaşarak yerine oturdu.

Tutuklu sanıkların salona alınmasının ardından mahkeme heyeti yerini aldı. Duruşma başlamadan önce duruşmanın işleyişi ile bilgilendirme yapan mahkeme başkanı, duruşmaların haftada dört gün Pazartesi ve Perşembe günleri arasında olacağını söyledi.

Öncelikle tutuklu sanıkların savunmasının alınacağını söyleyen mahkeme başkanı, İmamoğlu'nun en son savunma yapacağını söyledi.

Duruşmada ya da duruşma salonu dışında görüntü ve ses kaydı alınırsa sonraki duruşmalara izleyicisiz devam edeceği uyarısında bulundu.

Başkanın uyarıları sonrası Ekrem İmamoğlu'nun avukatı söz alarak, "Müvekkilim arkadaşlarını selamlamak istiyor. Uzun değil 3-4 paragraf olacak" dedi.

Mahkeme başkanının söz vermemesi üzerine yerinden kalkan İmamoğlu sanık kürsüsüne geldi. Mahkeme başkanının uyarısına rağmen yerine geçmeyen ve "Söz almak istiyorum" diyen İmamoğlu'nun mikrofonu kapatıldı.

Şu an söz hakkı vermeyeceğini söyleyen mahkeme başkanı, "Şu an böyle devam edemezsiniz. Burasının bir düzeni var kafanıza göre kalkıp gelemezsin. Lütfen yerinize geçin" dedi.

Bu sırada bir avukat, "Adil yargılama yapacaksınız" diye bağırınca mahkeme başkanı, "Daha yargılamaya başlamadık avukat hanım nasıl karar verdiniz adil olup olmadığına" dedi.

Mikrofonu kapatılan İmamoğlu konuşmaya devam edince bu kez mahkeme başkanı, "Şu an yaptığınız heyete saygısızlık lütfen yerinize geçin. Bir daha tekrarlanırsa salondan çıkarılacağı kendisine tebliğ edildi" dedi.

Özel: 'Dava, Erdoğan'ın kendinden sonraki iktidara yaptığı darbe girişimidir'

Duruşmayı izlemek için Silivri'ye gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerleşkeye girişte gazetecilere yaptığı açıklamada davayı yeniden "bir kumpas davası" olarak nitelendirdi.

Davanın siyasal olduğunu söyleyen Özel, "Tayyip Erdoğan'ın kendinden sonraki cumhurbaşkanına ve kendinden sonraki iktidara yaptığı darbe girişimidir. Milletin vicdanına toslamıştır. Milletin vicdanından geri dönmüştür" dedi.

Adına yönetilen sosyal medya hesaplarında Pazar akşamı paylaşılan mesajda ise İmamoğlu, "Yarın mahkeme salonunda olacağız ve ben savunma yapmayacağım, yargılayacağım" dedi.

CHP davaya nasıl hazırlandı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İBB davası için kapsamlı bir siyasi ve örgütsel hazırlık yaptı.

Diğer yandan Silivri Kaymakamlığı, Marmara Cezaevi Yerleşkesi ve civarında 1 Mart-31 Mart tarihleri arasında her türlü eylem ve faaliyeti yasakladı.

CHP yönetimi, davayı "sıradan bir yolsuzluk dosyası" değil, doğrudan siyaseti ve demokrasiyi ilgilendiren bir süreç olarak değerlendiriyor ve bu nedenle İBB davasına kapsamlı bir siyasi ve örgütsel hazırlıkla giriyor.

CHP kurmayları dava sürecinin yalnızca mahkeme salonlarında değil, kamuoyu nezdinde de yürütülecek bir siyasi mücadele alanı olacağını vurguluyor.

İmamoğlu'nun tutuklanmasını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir sonraki seçimde en güçlü rakibini devre dışı bırakma hamlesi olarak gören CHP yönetimi, İmamoğlu'nun savunmasının da büyük ölçüde bu tez üzerinden şekilleneceğini ve "İmamoğlu yargılanmıyor, yargılıyor" mesajı verileceğini ifade ediyorlar.

İktidara yönelik "duruşmalar televizyondan canlı yayınlansın" çağrısının karşılık bulmaması nedeniyle parti yönetimi, başta İmamoğlu olmak üzere yargılanan partili belediye başkanı ve bürokratların savunmalarının kamuoyuna duyurulması için özel bir iletişim stratejisi yürütülecek.

Silivri Dayanışma Merkezi oluşturuldu

İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in verdiği bilgiye göre duruşmalar başından sonuna kadar hem siyasetçiler hem de hukukçular tarafından yakından takip edilecek.

Bu çerçevede, İstanbul İl Başkanlığı tarafından duruşma salonuna 6-7 dakika mesafede "Silivri Dayanışma Merkezi" oluşturuldu.

Merkez, davayı izlemek üzere Türkiye'nin dört bir yanından gelen partililer, sivil toplum temsilcileri ile avukatlar ve basın mensupları için lojistik destek verecek.

Yaklaşık 2 ayı bulması beklenen ilk duruşma sürecinde bu merkezde söyleşi gibi etkinlikler yapılması da planlanıyor.

Siyasi partiler ve yabancı basının da izlemesi bekleniyor

Duruşmayı, siyasi partiler yabancı misyon ve yabancı basın mensuplarının da izlemesi bekleniyor.

Duruşma öncesinde de İstanbul İl başkanlığı yöneticileri, CHP ile dayanışma gösteren tüm siyasi partiler ziyaret etti.

Bu partilerin yöneticilerinden duruşmaya katılımlar olması bekleniyor.

CHP teşkilatları ve milletvekilleri de belli bir nöbet çizelgesi doğrultusunda davayı izleyecek.

CHP, dava için iki ayrı hukuk ekibi oluşturdu. Bir ekip sadece, davada yargılananların savunmalarını yapacak. İkinci hukuk ekibinin görevi ise kamuoyunu bilgilendirmek olacak.

Bu çerçevede özel hukuk ekibi duruşmalarda düzenli olarak not tutacak.

Bu notlar basınla paylaşılacak ve yapay zeka destekli içeriklerle kamuoyuna aktarılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu aleyhindeki iddianameyi tutukluluğunun sekizinci ayında açıklarken, İmamoğlu'nun suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla 142 ayrı eylemden cezalandırılmasını talep etmişti. Hesaplamalara göre, İmamoğlu'nun işlediği iddia edilen suçlara alt sınırdan ceza verilirse 830 yıl, üst sınırdan ceza verilirse 2,300 yılın üzerinde hapis cezası söz konusu olabilir.

İmamoğlu 19 Mart'ta gözaltına alındıktan sonra 23 Mart'ta tutuklanmış, tutuklanmasının ardından geniş çaplı protesto gösterileri düzenlenmişti.

İmamoğlu'nun baş şüpheli olarak yargılanacağı davada yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ile suçlanan İstanbul belediyesiyle bağlantılı 400'den fazla sanık bulunuyor. İmamoğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) suçlamaları reddediyor.

Yolsuzluk davası, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın en güçlü rakibi olarak görülen ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı olan İmamoğlu'nun seçimlere katılmasının önündeki en büyük engellerden biri.

Duruşmalar nasıl takip edilecek?

Duruşmaları Parti Meclisi üyeleri, milletvekilleri ile il ve ilçe örgütlerinden oluşan ekipler, dönüşümlü olarak takip edecek.

CHP grup başkanvekillerinin koordinatörlüğünde hazırlanacak liste doğrultusunda, milletvekilleri dönüşümlü olarak duruşmalara katılacak.

CHP'nin hukuk ve örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcılığı ise 81 ilden gelecek partililerin koordinasyonunu sağlayacak.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de davayı izlemek için bugün Silivri'de olacak.

Özel'in ayrıca, İmamoğlu'nun savunması sırasında da salonda bulunması planlanıyor.

İstanbul mitinglerinin finali 18-19 Mart'ta

Duruşmalar boyunca adalet ve demokrasi temalı panel ve konferanslar düzenlenmesi planlanıyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alındığı 19 Mart 2025'ten sonra Saraçhane ile başlayan ve her hafta Çarşamba günü İstanbul'un bir ilçesinde devam eden mitingleri için yine Saraçhane'de 18 Mart'ı 19'una bağlayan gece için bir final programı hazırlandı.

18 Mart akşamı Saraçhane önünde başlayıp 19 Mart'ın ilk saatlerine kadar sürecek programa partililerin yanı sıra bu süreçte CHP ile dayanışma gösteren farklı toplum kesimlerinden yurttaşların katılması hedefleniyor.

Yapılan planlamaya göre 18 Mart gece yarısı, katılımcılar CHP'nin son dönem eylemlerine damga vuran "Kurtuluş Yok Tek Başına" şarkısını sanatçı İlkay Akkaya ile birlikte söyleyecek.

Kaymakamlıktan eylem yasağı

Dava nedeniyle, davanın görüleceği Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi civarında güvenlik önlemleri alındı.

Silivri Kaymakamlığı da duruşma öncesinde cezaevi yerleşkesi ve civarında 1 Mart-31 Mart 2026 tarihleri arasında eylem yasağı kararı aldı.

Cezaevi kampüsünün tel örgü sınırından itibaren 1 kilometre yarıçaplı alanda toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılması, basın açıklaması ve röportaj verilmesi, çekim yapılması, pankart, döviz açılması veya slogan atılması, çadır, stant kurulması yasaklandı.

İddianamede neler var?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden", Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi ise "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapıldı.

Örgütün şemasının çizildiği iddianamede, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı 10 örgüt üyesinin olduğu, 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.