TBMM Komisyonu taslak raporu tamamladı: 'Umut hakkı' ifadesi yok, dolaylı tarif var

TBMM Komisyonu taslak raporu tamamladı: 'Umut hakkı' ifadesi yok, dolaylı tarif var
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Ayşe SAYIN
BBC Türkçe / Ankara

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında toplanan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun siyasi parti gruplarının birer temsilcisinden oluşan rapor yazım ekimi, ortak rapor taslağını tamamladı.

Raporda "umut hakkı" ifadesi doğrudan yer almadı ancak dolaylı bir tarife yer verildi.

Ayrıca kayyum uygulamasına son verilmesi ve yeni bir terör tanımı kapsamında Türk Ceza Yasası ve Terörle Mücadele Yasası'nda değişiklik önerisi yer aldı.

Raporda ayrıca sürece özgü bir yasa çıkarılması önerisi de var.

AKP Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve Yeni Yol Grup Başkan Vekili Bülent Kaya'dan oluşan yazım ekibi TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında raporu görüşmek üzere 16 Şubat'ta biraraya geldi.

Toplantıda taslak rapora küçük rötuşlar yapılarak son biçimi verildi.

Kurtulmuş, toplantının ardından grubu bulunmayan siyasi partilerin komisyon üyelerini kabul etti ve taslak raporu iletti.

Taslak raporun 18 Şubat Çarşamba günü komisyon toplantısında oylanması bekleniyor.

BBC Türkçe'nin ulaştığı taslak rapor 60 sayfa.

Rapor yedi temel başlıktan oluşuyor:

Komisyon çalışmaları
Komisyonun temel hedefleri
Türk Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku
Komisyonda dinlenen kişilerin mutabakat alanları
Örgütün kendini feshetmesi ve silah bırakması
Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri
Demokratikleşme ile ilgili öneriler

'İnfaz mevzuatı AİHM ve AYM içtihatları bağlamında gözden geçirilmeli'

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin PKK lideri Abdullah Öcalan için önerdiği "umut hakkı" ifadesi raporda doğrudan yer almadı.

Ancak raporun "demokratikleşme önerilerileri" temel başlığı altındaki, "yargılama ve infaza ilişkin düzenleme" önerileri bölümünde şu önerilere yer verildi:

  • İnfaz mevzuatının AİHM ve AYM içtihatları ile taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirilerek infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir.
  • Özellikle mahkumların infaz süreçlerinin, koşullu salıverilme şartları ile infaz süreleri de dâhil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir.
  • Hasta ve yaşlı hükümlüler için, yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak, infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir.
  • Cezaevleri idare ve gözlem kurullarının yapısı ve karar süreçleri, uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir.
  • Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM'nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak, tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir.

Takım elbiseli esmer bir erkek camın arkasında, sandalyede oturuyor. Yanında iki güvenlik görevlisi.

Abdulah Öcalan 1999 yılında mahkemede.

Türkiye'de Öcalan gibi idam cezasına çarptırılan, ancak idam cezasının kaldırılması üzerine cezası ağırlaştırılmış müebbete dönüştürülen veya doğrudan ağırlaşmış müebbet cezası verilmiş "terör" suçluları koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamıyor.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, 4 Şubat'ta komisyonda tüm siyasi partilerin "umut hakkı" konusunda uzlaştığını söylemişti.

Yıldız, "Umut hakkı konusunda uzlaştık, bir problem yok, raporda olacak. Zaten AİHM kararları umut hakkından bahsediyor. Bizim raporumuzda AİHM kararlarına uyma tavsiye edilecek zaten. Onun içinde umut hakkı da var" demişti.

'İfade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemler terör suçu sayılmamalıdır'

Raporun "Demokratikleşme" ana başlığı altındaki "hak ve özgürlüklerin genişletilmesi" bölümünde terör tanımı yer alırken, kayyum uygulamasına da son verilmesi önerildi. Raporda bu konuda şu öneriler yer aldı:

  • Şiddet içermeyen hiçbir fiil terör suçu olarak nitelendirilmemeli ve ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemler terör suçu sayılmamalıdır.
  • Bu bağlamda, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.
  • Doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez nitelikteki, insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir.
  • Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.

Binlerce kişi sokakta. En önce "Önder Apo'ya umut hakkı için özgürlüğe yürüyoruz" yazan bir pankart var.

17 Eylül 2025'te Diyarbakır'da Demokratik Kurumlar Platformu tarafından organize edilen yürüyüşte binlerce kişi PKK lideri Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını talep etti.

  • Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.
  • Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken, hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla; basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir.
  • Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Bu hükme bağlı olarak uygulamada basın özgürlüğünü sınırlayıcı sonuçlar doğuran yasalar hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır.
  • Anayasa'nın 79'uncu maddesi çerçevesinde genel yargısal süreçler ile seçim yargısının belirlilik ve kanunilik ilkelerine uygun şekilde düzenlenmesi amacıyla yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunlarının hazırlanması önerilmektedir.
  • Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi partilerin kurumsal kimliklerinin korunması esas alınarak uygulamalar gözden geçirilmelidir.
  • Siyasi Etik Kanunu'nun hazırlanması önerilmektedir.

Kayyum yerine belediye meclisinden seçim önerisi

Raporda "yerel yönetimler" başlığı altında ise kayyum uygulaması belediye başkanının herhangi bir nedenle görevden el çektirilmesi halinde, yerine "sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması"na ilişkin mevzuat düzenlemesi önerildi.

Ahmet Türk, 2019'daki bir basın toplantısında

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk 2016, 2019 ve 2024'te üç kez görevden alındı ve yerine kayyum atandı.

Sürece özgü yasa önerisi

Komisyonun "yasal düzenleme önerileri" başlıklı bölümünde, sürecin sağlıklı ve kalıcı biçimde ilerleyebilmesi için gerekli yasal altyapının oluşturulmasının zorunlu olduğu vurgulandı.

Raporda "Bu kapsamda, atılacak adımların hukuki güvence altına alınması ve uygulamada karşılaşılabilecek sorunların önceden öngörülerek düzenlenmesi hedeflenmiştir" ifadeleri kullanıldı.

Örgütün silah bıraktığının devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyidi halinde sürece özgü yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulacağı belirtilerek, şu görüşlere yer verildi:

"Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir."

Örgüt mensuplarının durumu: 'Af algısı oluşturmamalı'

Raporda, silah bırakan PKK mensuplarının topluma yeniden kazandırılması, suç işlememiş olanların sivil hayata entegrasyonu ve hukuki durumlarının adil ve şeffaf bir çerçevede ele alınması gerektiği vurgulandı.

Örgüt üyeleri hakkında mutlaka adli işlem yapılması gerektiği belirtilen raporda, "yasal düzenlemeler toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır" önerisine yer verildi.

Raporda, sürecin sağlıklı biçimde yürütülebilmesi için süreçte görev alanlar, komisyonda görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanların yasal güvenceye kavuşturulması önerisine de yer verildi.

Raporda yasal düzenlemenin hedeflerine ilişkin şu ifadelere yer verildi:

  • Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır.
  • Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasında hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı, şekilde toplumla bütünleşmesini hedeflemelidir.

'Toplumsal bütünleşme hedefi'

Raporda sürecin sonunda "toplumsal bütünleşme" hedefine yer verildi.

Bu çerçevede, geçmişin acıları travmalarının onarılması, farklı toplumsal kesimler arasında güven duygusunun yeniden tesis edilmesi ve ortak bir gelecek perspektifinin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Toplumsal bütünleşmenin, yalnızca hukuki ve idari düzenlemelerle değil; aynı zamanda kültürel, sosyal ve psikolojik boyutları da kapsayan uzun soluklu bir çaba gerektirdiği vurgulandı.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.