Türkiye'de ölümcül AIDS'e yolaçan HIV vakalarında artış başladı. Uzmanlar, hastaların HIV olduğunu bilmeden başka nedenlerden dolayı ileri evrede hastaneye yattığını belirtti.
NTV'den Melike Şahin'in haberine göre, son yıllarda HIV'in en çok artış gösterdiği ülkelerden biri Türkiye.
Yalnızca Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yıl başından bu yana 30'a hasta tanı aldı. Hastaların çoğunda hastalık ileri evrede, başka nedenlerle hastaneye yattıklarında tespit ediliyor.
45 BİNDEN FAZLA KİŞİ HIV
HIV, bağışıklık yetmezliğine neden oluyor.
2024 yılı verilerine göre, Türkiye'de HIV ile yaşayan 45 binden fazla kişinin olduğu biliniyor. Ancak yıllarca hastalığını bilmeden yaşayan çok sayıda kişi olduğu için kesin sayı öngörülemiyor.
Damgalanma ve ayrımcılığa maruz kalma korkusu, hastalıktan şüphe duyanların da testten uzak durmasına, tanı almamasına neden oluyor.
“HAFTADA 2-3 HASTA”
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan, NTV'ye yaptığı açıklamalarda HIV vakalarının hiç azalmadan artarak ilerlediğini dile getirip "Haftada 2-3 hasta geldiği bile oluyor." dedi.
Eşlere bulaşın söz konusu olduğuna dikkat çeken Akhan, HIV'in belirtilerinden bahsetti. Birden iki bacağın tutmaması gibi nörolojik semptomların altını çizen Akhan, "Bazen gözde görme kaybı ya da solunum problemleri oluyor." diye konuştu.
Toplumda normal bir hastalık olarak kabul edilmesi gerektiğine de işaret eden Akhan, "Bu kronik viral bir enfeksiyon ve tedavisi var." dedi. Ayrıca Akhan, hastaların çoğunun başka nedenlerle ileri evde hastanede yattığını sözlerine ekledi.
ÜCRETSİZ TEST MERKEZİ
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde de bu ay itibarıyla ücretsiz ve anonim bir test merkezi açıldı. Erken teşhis ve düzenli tedavi, hastaların hayatlarını olağan şekilde sürdürmesini sağlıyor.
AIDS NEDİR?
Korunmasız cinsel ilişki, kan teması veya anneden bebeğe bulaşır. Etkili antiretroviral tedavilerle virüs kontrol altına alınabilir, ancak tam tedavisi yoktur.
İnsan immün yetmezlik virüsü olan HIV bağışıklık sistemine saldırarak vücut direncini düşüren bir enfeksiyondur. Bu saldırıda akyuvarlar hedef alındığından bağışıklık sisteminin savunma yeteneği azalabilir, vücut tüberküloz, kanser, enfeksiyonlar gibi bazı hastalıklara yatkın hale gelebilir. HIV kronik olarak seyrettiğinde hayati tehlikeye yol açabilen edinilmiş immün yetmezlik sendromuna (AIDS) neden olabilir. Dolayısıyla HIV enfeksiyonunun ileri aşaması olarak AIDS ortaya çıkabilir. Dünya Sağlık Örgütü`ne göre HIV enfeksiyonu CD4 hücre sayısının <200 hücre/mm3 olması olarak tanımlanır.
HIV çoğunlukla enfekte kişiden kan, meni ve vajinal sıvılar, anne sütü gibi vücut sıvıları aracılığıyla yayılabilir. Anne sütü ile bulaşabilen HIV, hamilelik sürecinde veya doğum esnasında bebeğe geçebilir. Sanılanın aksine sarılmak, öpüşmek, tokalaşmak, yiyecek ve içecekleri paylaşmak ile HIV bulaşmaz. HIV ve AIDS`in tedavisi henüz yoktur ancak antiretroviral ilaçlar ile enfeksiyonlar kontrol edilebilir. HIV/AIDS enfeksiyonuna sahip olmak ve tedavisinin sağlanması kadar bulaşın önlenmesi de kritik öneme sahiptir.
AIDS, HIV enfeksiyonunun kronik olarak seyretmesi ve bağışıklık sistemini zayıflatması sonucu ortaya çıkan bir tablodur. HIV, bağışıklık sistemi hücrelerine hasar vererek savunma mekanizmasını harekete geçiren bir retrovirüstür. İnsan immün yetmezlik virüsü olarak bilinen HIV, giderek bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve sonucunda edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromu (AIS) oluşabilir. İnsan immün yetmezlik virüsünün tedavi edilmeden AIDS`e yol açması yıllar sürebilir. Tedavisi yapılmayan HIV yaklaşık 10 yıl içinde edinilmiş bağışıklık yetmezliği geliştirebilir. HIV bulaşı olmadan AIDS vakası görülmez. Bununla birlikte HIV bulaşmış herkes AIDS geliştirmeyebilir. Bunun sebebi retrovirüs olan HIV tedavisinde kullanılan ilaçların virüs fonksiyonlarını yavaşlatmasıdır.
HIV enfeksiyonu sıklıkla korunmasız cinsel yolla yayılabilir. Bunun haricinde enfekte kana temas etmek, damardan uygulanan uyuşturucu kullanımları, enjeksiyonların paylaşılması, hamilelik, doğum ve emzirme ile HIV bulaşabilir. HIV`in kontrol altına alınması amacıyla antiretroviral tedavi (ART) uygulanabilir ancak vücut tamamen HIV enfeksiyonundan kurtulamayabilir. Çünkü HIV ve AIDS`in kesin bir tedavisi yoktur. Önerildiği şekilde uygulanan antiretroviral tedavi vücuttaki retroviral virüs seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Bu olaya viral baskılama adı verilir. Ancak tedavisi sağlanmayan HIV, bağışıklık yetmezliğine sebep olabilir. AIDS, vücuttaki bağışıklık hücrelerinin sayısının düşmesi ve immün sistemin hasar görmesi durumudur. Bununla birlikte ilerlemiş HIV ve AIDS, ek hastalıkların ortaya çıkmasını tetikleyebilir.
AIDS Belirtileri Nelerdir?
HIV enfeksiyonunun bulaşından sonraki ilk haftalar semptomsuz geçebilir. Bu nedenle test HIV/ AIDS testi yapılması önerilir. Çoğunlukla ilk 2-4 hafta içinde gribe benzeyen semptomlar ortaya çıkabilir. HIV enfeksiyonunun evresine bağlı olarak semptomlar birkaç gün veya hafta sürebilir. Yaygın olarak görülen belirtiler şunları kapsayabilir:
Ateş,
Titreme,
Baş ağrısı,
Döküntü,
Yorgunluk ve halsizlik,
Boğaz ağrısı,
Kas ağrıları,
Gece terlemeleri.
HIV enfeksiyonunun ilerlemesi sonucu bağışıklık sistemi zayıflamaya başlayabilir. İleri evre enfeksiyonun bağışıklık sistemi üzerine bıraktığı etkiler şunlar olabilir:
Öksürük,
Şiş lenf düğümleri,
Kilo kaybı,
İshal,
Ağız yaraları.
Bu semptomlar her zaman HIV ve AIDS`e işaret etmeyebilir. Bazı hastalıklar da aynı semptomlar gösterebilir. Ek olarak HIV ve AIDS gelişen kişilerde birtakım ciddi hastalıklar da eşlik edebilir. Tüberküloz, lenfoma, Kaposi sarkomu, şiddetli enfeksiyonlar, Hepatit B ve C, kriptokokal menenjit bu hastalıklar arasında sayılabilir.


