Macaristan'ın yeni başbakanı Magyar “ilk kez devlet televizyonuna" çıkarıldı, sunucuyu azarladı

Macaristan'ın yeni başbakanı Magyar “ilk kez devlet televizyonuna
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Yeni Macaristan Başbakanı Peter Magyar, devlet televizyonu M1'de ilk defa konuk alındı ve şok açıklamalarda bulundu.

Sunucuya haddini bildiren Magyar sorular karşısında ibretlik tepkiler gösterdi

- Bu kanalın haber servisini askıya alacağız. Bu benimle ilgili değil, intikam peşinde değilim. Halkımız gerçeği yansıtan bir haberciliği hak ediyor.

- Orban döneminde iş insanlarına ve vakıflara verilen varlıkları kamulaştıracağız.

- Orban'a yakın Mathias Corvinus Collegium Vakfı'na MOL (Petrol şirketi) ve Gedeon Richter'in (İlaç şirketi) %10'u bedelsiz devredildi. Bu hisseleri geri alacağız.



-16 yıllık Orban döneminin ardından bu ülkede 400 bin Macar çocuğu derin yoksulluk yaşıyor.

- Cumhurbaşkanı Sulyok, benim gözümde ve halkın gözünde artık bu ülkenin cumhurbaşkanı değil.
- Sunucunun kontra olarak Zelenski ile görüşmesini sorması üzerine) Bu esprinizi anlıyorum, hoşuma da gidiyor. Ama artık bu göndermelerinizin bir anlamı kalmadı.

- Size göre Almanya çöktü, orada internet yok, insanlar seks bile yapmıyor. Macar halkı size gülüyordu.

- Bu kanalda küçük çocuklarımın bile benimle konuşmadığı söylendi, oysa çocuklarım benimle birlikte yaşıyor.

- (Sunucunun sözünü kesmesi üzerine) Bu stüdyoda hiçbir sunucu, Macaristan'ın en yozlaşmış ve en yalancı başbakanının sözünü kesmeye cesaret edememişti.

- (Haber servisini kapatma kararının yasal dayanağı sorulunca) Bu kanalda birinin beni yasayı ihlal etmekle suçlaması, bir hırsızın polisi suçlaması gibi görünüyor.

Magyar’ın tonu Rusya’ya sertleşti: “Ben Putin’i aramam ararsa açarım”

Macaristan genel seçimlerini kazanarak Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarını deviren TIZSA partisi lideri Peter Magyar ile Rusya arasında sözlü atışmalar dün de devam etti.

Moskova’ya seslenen Magyer, “Rusya ile muhakkak ilişkimiz olacak. Ancak bu Orban dönemindeki gibi dostluk olmayacak” mesajı verdi. 

Budapeşte’de basın toplantısı düzenleyen Peter Magyar, Ukrayna savaşında 4 yıl boyunca Macaristan’ın Avrupa Birliği içinde Rusya’nın Truva atı olduğu dönemin sona erdiğini söyledi. “Rusya ile ilişkimiz elbette devam edecek ancak Orban dönemindeki dostluk şeklinde değil. İlk olarak AB’nin Ukrayna’ya vaat ettiği 90 milyar Euro’luk kredi ödeneği için vetomuzu kaldıracağız” diyen Magyar, Rusya ile lişkilerde “İlk arayan ben olmayacağım ama Vladimir Putin beni ararsa telefonunu açarım” dedi. 

Magyar ayrıca Orban döneminde Ruslara inşa etmeleri için verilen Paks-2 nükleer santral projesini inceleyeceklerini ve gerekirse revize edeceklerini söyledi. Kremlin’den Magyar’ın sözlerine, “Seçim hengamesinde kimin ne söylediği önemli değil. Macaristan’da yeni yönetim iş başı yapınca ilişkilerimizi davranışlarıyla değerlendireceğiz” yanıtı geldi.
 

 
Magyar, kendi yönetimi altında Macaristan'ın "eleştirel ve tartışmaya istekli" "yapıcı bir tutum" benimseyeceği sözünü verdi.

Seçimden sonraki ilk basın toplantısında Magyar, Orbán'ın en tartışmalı kararlarından birine değindi: Ukrayna'ya verilecek 90 milyar euroluk krediyi veto etmesi, aralık ayında yapılan bir zirvede liderler tarafından varılan hassas bir anlaşmayı altüst etti.

Magyar anlaşmanınaAralık ayında "zaten yapıldığını" ve tekrar gözden geçirilmemesi gerektiğini söyledi. Magyar ayrıca Macaristan'ın Orbán tarafından müzakere edilen ortak borçlanmadan muaf tutulacağını çünkü ülkenin "çok zor bir mali durumda" olduğunu da teyit etti.

Yorumlar, Orbán'ın vetosunu ve Druzhba petrol boru hattına ilişkin taleplerini aşmakta zorlanan Komisyon içinde olumlu karşılandı. Bir sözcü kredinin "mümkün olan en kısa sürede" Kiev'e ulaşması gerektiğini söyledi.

Ayrıca Rusya'ya yönelik yaptırımların 20. turu, Ukrayna için katılım kümelerinin açılması ve Kiev'e 6,6 milyar euroluk askeri yardım da hala bloke edilmiş durumda.

Masaya geri dönüldü

AB liderlerinin ortadan kaldırmak istediği başlıca sürtüşme noktası olan vetoların ötesinde, Magyar için en acil görev Macaristan'ın siyasi konumunu yeniden düzenlemek ve Budapeşte ile Brüksel arasında şu anda tüm zamanların en düşük seviyesinde olan bağları yeniden kurmak.

"Masada" olma konusundaki kararlılığını dile getirmesi, kendisini görüşmelerden kademeli olarak uzaklaştıran Orbán'dan 180 derecelik bir dönüş anlamına geliyor. Aralık 2023'teki kritik bir zirvede Orbán'dan gerekli uzlaşıyı sağlamak için odadan çıkması istendi ki bu blokta eşi benzeri görülmemiş bir olaydı.

Magyar'ın en çok kaçınmak istediği şey bu izolasyon.

Parti politikalarının ona yardımcı olacağı kesin. Orbán aşırı sağcı, Avrupa şüphecisi Avrupa için Vatanseverler (PfE) partisine mensupken, Magyar AB Konseyi'ne hakim olan merkez sağ aile Avrupa Halk Partisi'nden (EPP) geliyor. Bu durum bile yeni üyenin karmaşık güç dinamikleri arasında yol alabilmesi için büyük bir avantaj.

Brüksel'e yaklaşımı, 2023'te Varşova-Brüksel ilişkilerini geliştirme ve milyarlarca dolarlık AB fonlarının önündeki engelleri kaldırma bayrağı altında iktidara gelen Polonya Başbakanı Donald Tusk'ınkiyle paralellik gösterebilir. Magyar da aynı görevle karşı karşıya.

Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü'nde (SWP) kıdemli bir araştırmacı olan Nicolai von Ondarza, "Benim varsayımım Magyar'ın Tusk'a benzer bir rol üstleneceği yönünde: Göç, iklim politikası veya sosyal konulardaki pozisyonlarını önemli ölçüde değiştirmeden, özellikle Ukrayna konusunda çatışmacı vetoları bırakacak," diyor.

"Yeni hükümetin devlette reform yapmaya ve Orbán'ın yarattığı yolsuzluk yapılarını temizlemeye odaklanması gerekeceğinden, Macaristan'ın Orbán'ın yıkıcı davranışları nedeniyle sahip olduğu aşırı önem muhtemelen azalacaktır."


Macaristan'ın masada uçlardan merkeze doğru yeniden hizalanması, Orbán'ın AB Konseyi'ndeki en yakın müttefiki olan ve Ukrayna ve Rusya ile ilgili konularda benzer pozisyonları benimseyen Slovak Başbakanı Robert Fico tarafından yakından takip edilecek.

Fico da Orbán gibi, ilgisiz dosyalardan taviz koparmak için vetolara başvurarak tartışmalara yol açtı. Ancak Fico'nun vetoları tam olarak Orbán'ınkilere benzemiyor. Her ikisi de veto kullanmaya istekli olsa da Slovak lider, bir uzlaşmaya varmak amacıyla diğer liderlerle açık bir iletişim hattı kurmayı tercih ediyor. Buna karşılık Orbán, dışarıdan gelen baskılara aldırmaksızın çıkmazı sürdürmekten memnun görünüyor.

Fico'nun yanında Orbán olmadan nasıl davranacağını zaman gösterecek. Bazı diplomatlar onun yıkıcı olmaya devam edeceğine inanıyor. Diğerleri ise kaçınılmaz olarak zayıflayacağını tahmin ediyor.

Her iki durumda da veto ihtimali, hızlı ve kararlı adımlar atılmasını gerektiren büyük sorunlarla karşı karşıya olan 27 üyeli bloğun üzerinde asılı kalmaya devam edecek.

Ursula von der Leyen'e göre Orbán sonrası dönem "alınan derslerle" ilgili olmalı.

Leyen seçimlerin ardından yaptığı açıklamada, "Bence dış politikada nitelikli çoğunluk oylamasına geçmek, geçmişte gördüğümüz gibi sistemik tıkanıklıklardan kaçınmak için önemli bir yol," dedi. "Bu konuda ilerlemek için şu anki ivmeyi kullanmalıyız."

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.