Emekli gazi subay ve uluslararası strateji analisti Abdullah Ağar, ABD-İsrail ortaklığıyla İran'a düzenlenen rejimi devirme hedefli saldırıları değerlendirdi.
Saldırıların bir diğer ifadeyle savaşın Türkiye ve bölge için oluşturduğu riskler ile sinsi hedefleri teker teker şöyle sıraladı.
"Öncelikle bu savaşın tek odaklı bir savaş olmadığını İran merkezli çok katmanlı bir amaç savaşı olduğunu vurgulayalım. Öte yanıyla ABD ve İsrail’in eşgüdüm amaçlarıyla birlikte ayrışan amaçları da söz konusu.
Önce Çekirdek Güvenlik ve Hegemonya Katmanı:
- İsrail’in güvenliği,
- İsrail’in bölgesel hegemonyasının resmileştirilmesi,
- İsrail’in stratejik üstünlüğünün-nitelikli üstünlüğünün tahkimi,
- Middle East Air Defense’ın (MEAD) yani Ortadoğu Hava Savunma yapısının inşası,
- Körfez’in zorunlu normalizasyonui
- İbrahimi Anlaşmalarının genişletilmesi,
Bu katmanda, ABD ve İsrail İsrail’i tehdit altındaki bir aktör olmaktan çıkarıp bölgesel güvenlik mimarisinin merkez düğümüne dönüştürmeyi amaçlıyor.
///
İran’ın Çok Katmanlı Çözülmesi:
- Rejim çekirdeğinin kırılması,
- İç rejim mühendisliği, güç içinde kırılma ve elit parçalanması,
- Nükleer eşik doktrininin tasfiyesi,
- Mozaik savunma doktrininin (vekiller–balistik–siber–deniz gerilla doktrinlerinin) çökertilmesi,
- “Direniş ekseni”nin ontolojik itibarsızlaştırılması,
- Post-İran, Post-Rejim senaryosu için alan açma,
Bu katman doğrudan:
- Molla inisiyatifleri,
- Devrim Muhafızları Ordusu,
- Besic,
- Kudüs Gücüne bağlı vekiller ve Hizbullah, Ashab-ül Ehlil Hak gibi düğümlerin zayıflatılmasına işaret ediyor.
Burada hedef sadece askeri/silahlı değil sadece; doktriner çözülme.
(Bence savaşın en karanlık, en belirsiz ve en derin yeri burası)
İran gibi devrimsel kimlik taşıyan rejimlerde dış baskı arandığı gibi çözülme değil, konsolidasyon da üretebilir. Yani silah geri tepebilir. (Göreceğiz)
Bilinen gerçek İran’ın bu konuda bağışıklı olduğu, ama artık ne kadar bağışıklı?
Bu başlığa yeni vekil güçlerin, alanların ve kavramların oluşturulmasını da ekleyebiliriz.
///
Bölgesel Mimari ve İttifak Dizaynı:
- Ortadoğu ittifak ve denge sisteminin inşası, (Coğrafya yeni ittifak-denge yapısını arıyor)
- Körfez monarşilerinin İsrail güvenlik sistemine entegrasyonu,
- Türkiye’yi Konumlandırma Arayışı: Türkiye eş zamanlı olarak; NATO üyesi, Rusya ile temaslı, İran ile komşu, Körfez ile ekonomik entegre, Çin ile ticaret bağı olan tek aktör.
Bu nedenle Türkiye’nin otonom kalıp kalamayacağı bu savaşın aradığı asıl sorulardan biri. Türkiye’yi MEAD içinde konumlandırmak ve/veya İran’a yakınlaşmasını maliyetli hale getirmek gibi bir durum okuyorum.
Ve bu savaş özelde Güney Kafkasya-Irak-Suriye ve Asya hattında Türkiye’nin inisiyatif ve manevra alanlarını yeniden şekillendirmek istiyor. Yani savaş doğrudan doğruya Türkiye’yi de kapsayan yeni bir denge yazılımı arayışında.
///
Deniz ve Enerji Hakimiyeti Katmanı:
- Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi,
- Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz hattı,
Buradaki amaç yalnız İran’ı sınırlamak değil; Çin’in enerji arterlerine, planlarına ve yatırımlarına basınç uygulamak.
Bu da doğrudan:
- Çin’in enerji güvenliği,
- Rusya-İran hattının koparılması ile ilişkili.
///
Küresel Güç Gösterisi ve Asya Kapısı:
- Küresel caydırıcılık gösterisi,
- ABD’nin Asya’ya girişinin tahkimi,
- Çin’in engellenmesi,
- Rusya-İran bağının kopartılması,
Bu da aslında Ortadoğu üzerinden Asya-Pasifik’e mesaj üretme hamlesi.
///
Jeoekonomik Katman:
- Enerji fiyatı manipülasyonları, (160 dolarları görme riski, taraflara fayda ve zararları)
- IMEC, Zengezur, INTSC başta enerji koridorlarının kontrolü,
- Özellikle INTSC/İran-Rusya üzerinden geçen alternatif Asya-Avrupa ağlarını yeniden dizayn etme,
- Stratejik tesisler üzerinde inisiyatif,
- Avrupa’nın enerji bağımlılık haritasının yeniden yazılması,
Bu boyut askeri katmandan daha önemli ve kalıcılık arıyor olabilir.
///
Teknolojik ve İstihbarat Üstünlük Test Katmanı:
Bu savaş:
- Balistik füze/stratejik HSS kabiliyet, yığınaklarının testi,
- Çok katmanlı hava savunma,
- İHA-füze doygunluk saldırıları,
- Siber kapasite,
- Teknoloji destekli saldırılar,
- İstihbarat ve İKK kabiliyetleri ile istihbarat destekli taktik/nokta saldırılar…
gibi alanların gerçek savaş laboratuvarı olma özelliği taşıyor.
Bu, İsrail’in nitelikli askeri üstünlüğünü (QME) ve istihbarat operasyonlarını pratikte kanıtlama alanı. İsrail sadece Arrow-4’ler için İsrail Savunma Endüstrisine 20 milyar dolardan fazla sipariş vermişti.
///
Savaş bazen dıştan çok içe oynar.
Bu savaşın iç politik meşruiyet katmanında;
İsrail’de iç krizleri konsolide etme çabası,
Netanyahu’nun geleceği,
ABD’de seçim dinamikleri,
Trump’ın geleceği,
İran’da rejim içi güç dengesi.
///
Anlamlandırmaya çalışalım.
Bu savaşın;
- Taktik katmanında İran’ın kapasitesini zayıflatma,
- Operatif katmanda bölgesel ittifak mimarisi kurma,
- Stratejik katmanda: Küresel güç dengelerinin yeniden yazılımı,
- Teopolitik katmanda ABD iç siyasetindeki Evanjelik ve güvenlikçi-neocon eğilimlerin, İsrail’in güvenlik doktriniyle örtüşmesi ve bunların bölgede inisiyatif-üstünlük arayışı var.
Yani bu savaş aslında sadece İran’a karşı değil, İran üzerinden bütün küreye ve bölgeye karşı yürütülen bir küresel dizayn operasyonu olma potansiyeli taşıyor..
///
Peki bu savaşın Epstein gibi bilinmeyen, girift manipülasyonları da olabilir mi?
Bilmiyorum. Sadece seziyorum ve olabileceğini düşünüyorum. Okuduklarımdan etkilenmiş olabilir miyim?
Belki.
Her nedense bu savaşın perde arkasında, sezilebilen ama doğrulanamayan karmaşık manipülasyonların olma olasılığını gözardı edemiyorum.
///
İsrail-ABD ikilisinin bütün bu görebildiğimiz amaçlarını sıraladık.
Şimdi de stratejik gerçeklik kontrolü yapmaya çalışalım:
Hiçbir büyük güç planı, kağıt üzerinde çizildiği gibi işlemez.
Sadece şu altta yazdığım düğümler bile kontrol edilemez riskler üretir:
- İran’ın kontrolsüz parçalanma/çökme/iç savaş olasılıkları. (Kontrol edilemez kaos)
- Jeopolitik vakumun oluşması, vakum içine girecek, çekilecek olanlar, vakumun gelişlemesi ve derinleşmesi.
- Belirsizliklerin çokluğu ve derinliği,
- Somutta Hürmüz Boğazı’ın kapanma ihtimali,
- Çin’in enerji güvenliği refleksi,
- Rusya’nın İran’ı tamamen kaybetme korkusu,
- Türkiye’nin otonom-Salıncak Ülke kalma tercihi.
///
Bir dizaynın yapılmak istendiği aşikar.
Peki kurulabilir mi?
Kurulsa bile stabilleşebilir mi?
Donar mı?
Bence kurulsa bile donmaz kesinlikle.
O zaman büyük sorulardan biri:
Bu dizayn sürdürülebilir mi?
Çünkü İsrail merkezli güvenlik mimarisi:
- Arap kamuoyunda kırılgan,
- İran tamamen tasfiye edilemez,
- Çin uzun vadede sabırlı,
- İran’da sabr-ı stratejik içinde,
- Rusya kaybettiği alanı telafi etmeye çalışır,
- Peki Türkiye hizalanmaya zorlandıkça direnç üretirse…
Yani sistem kurulsa bile, yeni direnç eksen(ler)i üretme potansiyeli yüksek.
Aynı zamanda yeni rekabet, mücadele ve düşmanlıklar da…
Yeni düzen kurulduğu andan başlayarak (doğası gereği) yeni dirençler üretir.
Ve her direnç yeni bir kırılma üretir.
Jeopolitik denge statik değildir;
“Denge” dediğimiz şey sürekli ayarlanan bir gerilimdir.
“Kurulan her düzen, kendi karşı düzenini doğurur.”
(Suriye’de gördüğümüz gibi)
///
Bu savaş bence son aşama değil.
Bu bir geçiş evresi.
Ortadoğu’da savaşla şekillendirilmek istenen bu mimari, Asya-Pasifik’teki büyük güç rekabetinin ön provası.
Özelde de Asya Kapısının kırılma savaşı.
Ve bu konu bizi fazlasıyla ilgilendiriyor!
///
İran’ın Arapları vurmasına bir de şuradan bakın:
Ortadoğu’da ittifakların yakın tarih dizilimi şöyleydi:
- Arapları yükselişte olduğu 50’li-60’lı-70’li yıllar: Araplara karşı İran-İsrail ittifakı.
Türkiye dengede.
- İran’ın yükselişte olduğu 80’li, 90’lı, 2 binli yıllar: İran’a karşı daha dün savaşan Araplar ve İsrail ittifak yaptı.
Türkiye dengede.
- Özellikle Gazze Savaşından sonra İsrail’in yükselişte olduğu, stratejik üstünlüğünü sergilediği yakın dönem, günümüz:
Doğal olarak Arap-İran ittifakını çağırıyordu. Hatta mezhep fitnesi bile çözülebilirdi.
Ama ne oldu?
İran Arapları vurdu.
Egemenlikleri ve dokunulmazlıkları iğfal edilen Araplar İran’a çok kızgın, hatta oldukça düşman.
Peki bu oyunu kim tezgahladı?
İran kendi oyununu oynarken ABD/İsrail’in tuzağına mı düştü?
Araplar bu işi nasıl okuyacak?
İran’ın Arapları vurması, Arapların ABD-İsrail üzerinde üreteceği olası baskı üzerinden İran’ın işine mi yarayacak?
Yoksa Araplar hepten, ABD/İsrail’in müttefiki mi olacaklar?
ABD’nin 7 Ekim’den beri stratejik sessizlik içinde inşa etmeye çalıştığı şey işte budur.
Bu savaş özelde Körfez Araplarını
kendi ekseninde tutma, çekme ve yutma savaşıdır.
Kime yem olacaklar?
Yoksa yem olmamanın bir çaresini mi bulacaklar?


