Berlinale: Sinemacılar siyasi konularda görüş bildirmeli mi?

Berlinale: Sinemacılar siyasi konularda görüş bildirmeli mi?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Jülide Danışman
DW Türkçe

Berlinale'de Wim Wenders'ın "sinemacılar siyasetin dışında kalmalı" sözleri tartışma yarattı. Altın Ayı için yarışan İlker Çatak ve Emin Alper bu tartışmaya hangi sözlerle katıldı?

Berlinale olarak bilinen 76'ncı Uluslararası Berlin Film Festivali bu yıl yine siyasi tartışmalara sahne oluyor. Güncel siyasi konular hakkında yönetmenlerin ve oyuncuların görüşlerini belirtmesinin gerekli olup olmadığı, sinemanın siyaseti değiştirip değiştiremeyeceği soruları tartışılıyor.

Cannes ve Venedik ile karşılaştırıldığında siyasi bir film festivali olarak nitelendirilen Berlinale'de tartışmaların fitilini ise Uluslararası Jüri Başkanı Alman yönetmen Wim Winders'ın bir soruya verdiği yanıt ateşledi.

Uluslararası Jüri'nin basın toplantısında Berlinale'nin İran ve Ukrayna halkı ile dayanışma göstermesine rağmen Filistinliler ile aynı dayanışma içinde olmadığını savunan bir gazeteci, "Gazze'deki soykırımı destekleyen Alman hükümetinin festivalin ana finansörü olduğu" düşünüldüğünde, jürinin "insan haklarına yönelik bu seçici muameleyi" destekleyip desteklemediğini sordu.

Hint yazar Arundhati Roy

Wim Wenders'ın sözleri sonrasında Hint yazar Arundhati Roy planlanmasına rağmen festivale katılmayacağını açıkladı

Jüri Başkanı Wim Wenders bu soruya yanıtında sinemacıların siyasetten uzak durması gerektiğini söyledi. Wenders, "Siyasetin dışında kalmalıyız, çünkü sinema tamamen politik filmler yaparsa, siyasetin alanına girmiş oluruz, oysa biz siyasetin dengeleyicisiyiz, siyasetin tam tersiyiz. Siyasetçilerin değil, halkın işini yapmamız gerekiyor" diye konuştu.

Wim Wenders'in tepki toplayan ve tartışma başlatan bu sözleri sonrasında Hint yazar Arundhati Roy, jüri üyelerinin Gazze ile bağlantılı soruya verdikleri "vicdana sığmayan" yanıt nedeniyle Berlinale'ye katılımını iptal ettiğini açıkladı.

İlker Çatak: Sanatçı olarak önemli olan siyasal bilince sahip olmak

Wim Wenders'ın sinemacıların siyasetten uzak durması gerektiği yönündeki sözlerine katılıp katılmadığı Berlin'de yaşayan yönetmen İlker Çatak'a da soruldu. "Sarı Zarflar" ile Altın Ayı için yarışan Çatak, bir yandan "Zor durumda olan insanlarla her zaman için dayanışma içinde olmak istediğini" ancak diğer yandan sokakta kendisini ateşe verse bile bunun siyasette bir değişikliğe yol açmayacağını söyledi. Siyasi nedenlerle festivali boykot etmenin "tartışmalı" olduğunu belirten Çatak, "Bir sanatçı olarak benim için önemli olan, siyasi bir bilince sahip olmak, sesimi yükseltmek ve soru soran filmler yapmak" dedi.  

İlker Çatak Berlinale basın toplantısı sırasında
Yönetmen İlker Çatak, "Sarı Zarflar" filminin basın toplantısında siyasete ilişkin soruları da yanıtladı

Dünya prömiyerini Cuma günü yapan "Sarı Zarflar" da izleyiciye sorular yönelten siyasi bir film. Başrollerini Özgü Namal ile Tansu Biçer'in oynadığı "Sarı Zarflar," siyasi baskılar nedeniyle işlerini, evlerini, dostlarını ve hatta aralarındaki sevgiyi kaybeden bir tiyatro oyuncusu Derya ile tiyatro yazarı Aziz'in hikayesini anlatıyor. Filmde, muhalif çıkışlar yapan sanatçı ve akademisyenler üzerinde artan baskılar, sosyal medya paylaşımları yüzünden açılan davalar konu edilirken, ideallerden vazgeçilebilir mi ya da ne zaman, nasıl vazgeçilebilir sorusu da soruluyor.

İlker Çatak, filmde anlatılanların sadece Türkiye'ye özgü olmadığına dünyanın her yerinde yaşanabileceğine işaret etti. Çatak, "Her zaman iyi durumda olduğumuzu düşünüyoruz, ama her gün demokrasi için yeniden mücadele etmemiz gerekiyor" hatırlatmasını yaptı, Batı'nın da dünyanın diğer yerlerinden daha iyi olmadığını söyledi.

Özgü Namal: Bu Türkiye'de çekilemeyen bir film değil

Berlinale'yi takip eden sinema eleştirmenlerinin beğenisini toplayan "Sarı Zarflar"ın Ankara yerine Berlin'de, İstanbul yerine Hamburg'da çekilmesi ise dikkat çekici bir unsur. Filmde, Berlin ve Hamburg bir film karakteri olarak yer alıyor. Ama bu aynı zamanda, bu film acaba Türkiye'de çekilemez miydi sorusunu gündeme getiriyor. Filmin basın toplantısında da Özgü Namal'a, "Eğer bu filmi Türkiye'de çekseydiniz performansınız değişir miydi" diye soruldu. "Bu Türkiye'de çekilemeyen bir film ya da sergilenemeyen bir performans değil. Biz bunu Türkiye'de çekemediğimiz için burada çekmiş değiliz" sözlerine vurgu yapan Namal, "Burada çekilmiş olması tercih edilmiş bir şey, burada bir zorunluluk yok" diye konuştu. Namal, yönetmen İlker Çatak'ın Berlin ve Hamburg'u iyi bilmesinin ve enerjisinin performansına yansımış olabileceğini söyledi.

"Sarı Zarflar"da Özgü Namal ve Tansu Biçer başrolde yer alıyor

Berlin'de yaşayan, Hamburg'da sinema eğitimi alan İlker Çatak, adını 2024 yılında Almanya adına En İyi Yabancı Film dalında Oscar'a aday olan "Öğretmen Odası" (Das Lehrerzimmer) ile duyurmuştu.

Emin Alper'den galada Gazze göndermesi

Berlinale'de "Kurtuluş" ile Altın Ayı için yarışan Emin Alper de festivaldeki siyasi mesajları ile dikkati çekti. Gerçek olaylardan esinlenerek Batman ve Mardin'de çekilen filmin başrollerinde Caner Cindoruk, Berkay Ateş, Feyyaz Duman ve Naz Göktan oynuyor. Film, "teröristlere" karşı koruculuk yapan Hazeran aşireti ile yıllar önce terk etmek zorunda kaldıkları köylerine geri dönen Bezariler arasındaki kan davasını ve yaşanan husumeti anlatıyor. Türkiye'nin güneydoğusunda geçen ancak hiçbir yere, zamana, tarikata veya aşirete referans vermeyen film, bu nedenle de evrensel olabilecek bir hikâyeye işaret ediyor: Halkın kin, din ve korku ile manipülasyonu.

Yönetmen Emin Alper gala öncesinde kırmızı halıda

Yönetmen Emin Alper

Emin Alper de Berlin'deki galada yaptığı konuşmada "Kurtuluş"un "Bir toplumun nasıl korkunç suçlar işleyebileceğini anlatan bir film" olduğunu söyledi.

"İnsanlık tarihi bu tür hikayelerle dolu. Ne yazık ki günümüzde de öyle" diyen Alper, "Bugün, İsrail'in Gazze'de işlediği soykırıma tanık oluyoruz. Bu suçları durdurabilecek tek şey dünyanın güçlü bir şekilde tepki göstermesi" ifadelerini kullandı. Alper'in bu sözleri, Berlinale Palast'taki galada alkışlarla karşılandı. Ancak böyle bir suça ortak olmuş Batılı ülkelere veya Batı dışında kalan otokrat devletlere güvenilemeyeceğini belirten Alper, "Halk olarak sadece kendimize güvenmeliyiz, birlikte durmalı ve değişimin gücü olmalıyız" şeklinde konuştu.

Berlinale'ye katılan birçok yönetmen ve oyuncu ise siyasi konularda Emin Alper kadar net bir tavır sergilemedi. Ancak başlayan tartışmalar sonrasında festivalin Direktörü Tricia Tuttle, Berlinale'ye katılan sinemacıları savunan yazılı bir açıklama yaptı.

Berlinale Direktöründen tartışmalara yanıt

Festivalin ilk günlerinden bu yana yönetmen ve oyunculara siyasi sorular yöneltildiğini hatırlatan Tuttle, "Yanıt vermediklerinde eleştiriliyorlar. Yanıt verdiklerinde ancak cevap beğenilmediği zaman eleştiriliyorlar. Mikrofon tutulduğu zaman aslında başka şeylerden konuşmak isterken, karmaşık düşünceleri kısa bir şekilde dile getiremedikleri için eleştiriliyorlar" dedi.


Tricia Tuttle
Festivalin Direktörü Tricia Tuttle

Tuttle, Berlinale'ye katılan sinemacılar arasında "Dünyada yaşananlara kayıtsız kalan, Gazze ve Batı Şeria, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Sudan, İran, Ukrayna, Minneapolis ve daha birçok yerde insanların, haklarını, yaşamlarını veya yaşadıkları büyük acıları ciddiye almayan kimse olduğunu düşünmüyoruz" ifadelerine vurgu yaptı. Tuttle, sanatçıların ifade özgürlüğü haklarını kendi kararlarına göre kullanmakta özgür olduğunu belirterek, yönetmen ve oyunculardan siyasi konular hakkında görüş bildirmelerinin beklenmemesi gerektiğini söyledi.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.