Bir süredir yoğun bakımda tedavi gören, geçen pazar gününden bu yana entübe edilen ve dün vefat haberi gelen tarihçi, ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın cenaze programı belli oldu.
Sağlık sorunları sebebiyle Koç Üniversitesi Hastanesi'nde yoğun bakımda tedavi gören, geçen pazar gününden bu yana da entübe edilen Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli entelektüellerinden Prof. Dr. Ortaylı, 79 yaşında hayatını kaybetti.
Ailesi tarafından yapılan açıklamada Ortaylı'nın 16 Mart 2026 pazartesi günü saat 11.00'de Galatasaray Üniversitesi'nde anma töreni düzenleneceği ve aynı gün Fatih Camii'nde İkindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Fatih Camii haziresine defnedileceği yer aldı.
Yapılan yazılı açıklamada, Ortaylı için çiçek göndermek isteyenlerin Türk Eğitim Vakfı'na bağışta bulunması ricası da yer aldı.
Ortaylı'nın hazireye defnine Erdoğan karar verdi
Önceden Bakanlar Kurulu kararı ile yapılan hazireye defin işlemi, cumhurbaşkanının özel izniyle yapılabiliyor.
2012 yılında Fatih Cami vaizi İbrahim Subaşı, 2016 yılında tarihçi Halil İnalcık, 2018’de Sanat tarihçisi Semavi Eyice, 2019’da Kemal Karpat ve 2021’de Kadir Topbaş hazireye defnedilen isimler arasında yer almıştı.
İlber Ortaylı, hocası Halil İnalcık, Fatih Sultan Mehmet ve Gazi Osman Paşa gibi tarihimizin şanlı isimlerinin de kabrinin bulunduğu Fatih Camisi Haziresi’ne defnedilecek.
Fatih Camisi Haziresi’nde yatanlar:
- Fatih Sultan Mehmet – İstanbul’un fatihinin türbesi caminin kıble tarafındadır.
- Gazi Osman Paşa – Plevne kahramanı.
- Abdülhak Hamid Tarhan – Tanzimat dönemi büyük şairlerinden.
- Keçecizade Fuat Paşa – Osmanlı sadrazamı ve devlet adamı.
- Ali Emiri Efendi – Divan-ı Lügati’t-Türk’ü bulan ünlü tarihçi ve kitap koleksiyoncusu.
- Ahmed Cevdet Paşa – Mecelle’nin hazırlayıcılarından, büyük tarihçi.
- Zembilli Ali Efendi – Kanuni döneminin meşhur şeyhülislamı (yakınındaki türbede).
Haziredeki türbeler:
Fatih Sultan Mehmed Han Türbesi
Gülbahar Hatun (Hatuniyye) Türbesi
Gazi Osman Paşa ve Türbesi
Dino-zâde Âbidin Paşa Türbesi
Nakşidil Valide Sultan Türbesi
Gülustû Sultan Türbesi
Haziredeki kabirler:
Abdurrahman Nureddin Paşa (1833-1912)
Ahmed Amiş Efendi (1808-1920)
Ahmed Cevdet Paşa (1822-1895)
Ali Emîrî Efendi (1857-1924)
Sâmi Efendi (1838-1912)
Mehmed Es’âd Yesârî Efendi (?-1798)
Mustafa Hâkî Tokâdî Efendi (? -1920)
Mustafa İzzet Efendi (1770?-1849)
Mustafa Nâilî Paşa (1798-1871)
Ömer Hilmi Efendi (1843-1889)
Seyyîd Mardinî Yusuf Sıdkî Efendi (1816-1903)
Sosyal bilime adanmış 79 yıllık bir ömür: Tarihçi, akademisyen, yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın hayatı..
Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli entelektüellerden, tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, bir süredir yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Geride koca bir külliyat ve tarih bilinci bırakan Ortaylı’nın, 1947 yılında Avusturya’da başlayan yaşam öyküsü, Türkiye’nin entelektüel hafızasına kazınacak pek çok dönüm noktasına sahipti.
Günümüz tarihine ışık tutan çalışmalarıyla Türkiye’nin yetiştirdiği en tanınmış ve önde gelen tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. İlber Ortaylı, 21 Mayıs 1947 yılında Avusturya'nın Bregenz kentinde, Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Ortaylı, henüz iki yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye’ye geldi ve çocukluk yıllarını İstanbul ile Ankara arasında geçirdi.
Annesi Şefika Ortaylı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde uzun yıllar hocalık yapmış bir Rus dili ve edebiyatı uzmanıydı. Babası Kemal Ortaylı da Kırım tarihi üzerine çalışmaları ve çevirileri de bulunan bir uçak mühendisiydi.
İlköğretimini Ankara’da tamamladıktan sonra, İstanbul’daki Saint George Avusturya Lisesi’nde ortaokula devam etti; lise eğitimini de Ankara Atatürk Lisesi’nde tamamladı.
1965 yılında liseyi bitirdikten sonra, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Yeniçağ Tarihi eğitimi aldı. Burada "tarihçilerin kutbu" olarak nitelendirilen Halil İnalcık, Türkiye'nin en önemli sosyologlarından Şerif Mardin, siyasetçi, yazar, danışman ve “hocaların hocası” olarak anılan Mümtaz Soysal ile Seha Meray, İlhan Tekeli, Mübeccel Kıray gibi önemli isimlerin öğrencisi oldu. Aynı dönemde Viyana Üniversitesi'nde Slavistik ve Orientalistik alanlarında eğitim alarak entelektüel altyapısını güçlendirdi.
"İlber sadece büyük bir tarihçi değildi. İlber büyük bir entelektüeldi. Bana sorarsan Türkiye'nin en büyük entelektüeliydi."
Bunlar Prof. Dr. İlber Ortaylı ile yıllarca birlikte çalışan Prof. Dr. Celal Şengör'ün cümleleri.
İlber Ortaylı, Türkiye'de "sıkıcı" damgası yemiş tarih anlatımını, kitaplar, dergi yazıları, YouTube ve televizyon yayınlarıyla geniş kitlelere sevdiren kişiydi.
Dünyanın farklı yerlerinde arşivlerde, sahada araştırmalar yapmış, pek çok ülkede çalışmaları yayımlanmış bir tarihçiydi.
Kendisiyle Galatasaray Üniversitesi'nde öğrenciyken tanışmış, ardından birkaç yıl boyunca Atlas Tarih dergisinde her ay birlikte çalışmıştık.

Onunla geçirdiğiniz her an yeni bir şey öğrenirdiniz.
Yazdığı bir cümleyi asla unutmazdı, aradan günler geçse bile istediği düzeltmelerden bir kelime eksik kalmışsa uyarırdı.
Aynı zamanda hayata dair anlatıları da severdi.
BBC Türkçe'ye konuşan Prof. Dr. Celal Şengör'ün dediği gibi... "İlber [Hoca'ya] merhaba dedin mi yeni bir şey öğrenirdin."
'Her misafiri kendi dilinde karşılardı'

Ortaylı özellikle Habertürk televizyonunda yayınlanan Tarihin Arka Odası programındaki tarih konuşmalarıyla geniş kitlelere ulaştı.
Arşivciliğin, dil öğrenmenin ve kitap okumanın önemini izleyiciye kendine özgü keskin ifadeleriyle anlattı.
Pek çok araştırmayı okumuş ve birbiriyle karşılaştırmış, orijinal belgelerin peşine düşmüş biri olarak yorum için ilk akla gelen isimlerdendi.
"Ben İlber çapında adam memleketimizde görmedim" diyen Şengör, devam ediyor:
"Bir kere Avusturya'dayken Prinz Eugen'ın kütüphanesi hakkında bir sergiye gittim. Çok güzel bir katalog yapmışlar. Satın aldım ve bir açtım ki ilk makale İlber Ortaylı'nın. Türkiye'nin belki de dünya çapındaki tek tarihçisiydi. Yeri doldurulması çok zor".
Şengör, İlber Ortaylı ile çalışmanın "büyük bir zevk" olduğunu söylerken "İlber neşeli bir adamdı. Girdiği yere neşe getirirdi. Müthiş bir adamdı" diyor.
İlber Ortaylı'nın hem ders verdiği okullarda hem izleyicileri arasında kaç dil bildiğiyle ilgili efsaneler dolaşır.
On iki, 13, hatta 15 dil bildiği söylenirdi.
Kendisi röportajlarında bu tahminlerin abartılı olduğunu söylerdi.
Rusça, İngilizce, Almanca ve Farsça'ya olan hakimiyetinin yanında, önündeki İtalyanca, Fransızca, Almanca kitaplardan anlık tercümeler yaptığını defalarca şahit oldum.
Şengör'ün de benzer hatıraları var:
"Topkapı Müzesi'nin başındayken ben ona misafir götürürdüm. Teknik Üniversite'yi ziyarete gelen yabancı jeologları.
"Kimi götürdüysem onların dilinde karşılardı, sohbet ederdi. Bunu yapabilecek insan çok azdır gerçekten, düşünebiliyor musun?"
'Onu farklı kılan tarihle coğrafyayı birleştirmesiydi'
İlber Ortaylı'nın yayın kurulunda bulunduğu Atlas Tarih dergisinin genel yayın yönetmeni Cem Fakir de hocayı yakından tanıyan bir isim.
Son beş yıldır her ay birlikte çalıştıklarını, çeşitli projelere imza attıklarını hatırlıyor.
BBC Türkçe'ye konuşan Fakir, "Beklenmedik anlarda beklenmedik bir perspektif sunardı" diyor ve ekliyor:
"Dergi yazıları üzerine çalışırken en ufak detayına kadar sayfaları incelerdi. İki yıl kadar önce İran ile ilgili bir yazı hazırladığımızda, bir yer ismi için saatlerce uğraştık. Olması gereken yere o bir cümleyi yazabilmek için... Günün sonunda o verdiği bilgi, yazının bütün çevresini değiştirmişti."

İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul Avusturya Lisesi ve Ankara Atatürk Lisesi'nde tamamlayan Ortaylı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü'nde lisans eğitimi aldı.
İlber Ortaylı'nın akademinin yanı sıra popüler tarihe yaptığı katkılara da değiniyor Fakir:
"İIber Hoca'nın derin bir tarihçi, değerli bir akademisyen olması herkesin malumu. Bunun yanında popüler tarih ile ilgilenen herkese dokunmuş ve alan açmış biriydi. Tarihi geniş kitlelere ulaştıran en önemli isimlerin başında geliyor."
Onunla her mesaisinin hem biraz ders gibi sürekli öğrenme halinde hem çok keyifli geçtiğini anlatıyor:
"Onu tarihçi olarak farklı kılan bana göre çok gezmesi, sahada, belgeler arasında incelemelerde bulunması ve ilerleyen yaşında da bunun hiç durmaması.
"Ayrıca tarihle coğrafyayı buluşturması... Öğrenciliğinde mesela Anadolu'da trenle dolaşıyor. Sonrasında dünyayı dolaşıyor."
İlber Ortaylı, farklı dillerdeki kaynaklara ulaşabilme yeteneği sayesinde tarih alanında özgün çalışmalara imza attı. Bu dil yetkinliği, Ortaylı’nın farklı dönem ve coğrafyalardaki arşivlerle doğrudan çalışma yapabilmesine olanak tanıdı.
İleri düzeyde bildiği diller:
Türkçe
Osmanlıca
Almanca
Fransızca
İngilizce
Rusça
Orta düzeyde bildiği diller:
Arapça
Farsça
Latince
İbranice
Sırpça
Yunanca
Okuma düzeyinde bilgi sahibi olduğu diller:
Kırım Tatarca
İtalyanca
Slovakça
Romence
Hırvatça
Boşnakça
"Belki de dilin yönlendirdiği bir organizmayız"
Ortaylı, dil bilmenin önemini sık sık vurgulardı, dile yaklaşımını şu sözlerle anlatmıştı:
"Bir Avrupa üniversitesindeki tarih veya hukuk profesörü ne kadar dil biliyorsa o kadar biliyorum. Mükemmel, iyi derecede, efsanevi diye bir şey yok; buna gerek de yok. Önemli olan kaç dil bildiğim değildir. Bir dili konuşmanın, onu yaşamanın hazzı daha önemlidir. Ben bu işten haz alıyorum. İnsanoğlunun en büyük icadı dildir diyeceğim ama belki de dil insanoğlunun icadı değil, biz onun yönlendirdiği bir organizmayız."
Akademik kariyerine nasıl başladı?
1973 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde asistan olarak göreve başlayan Ortaylı, 1977 yılında arşiv çalışmaları için Almanya’nın Bonn kentine gitti, ardından Chicago Üniversitesi’nde Halil İnalcık’ın danışmanlığında yüksek lisans yaptı.
Neredeyse hukukçu olacaktı
Ortaylı, 2020’de Hürriyet’e verdiği söyleşide, Mülkiye’ye girişini ve neredeyse hukukçu olacağını şöyle anlatmıştı:
“Bizim zamanımızdan beri bu üniversite imtihanı var. Ben ilk tercih olarak ‘Hukuk Fakültesi’ni yazdım. Sonra tarih, arkeoloji diye sıraladım. Aslında bu bölümleri yapmak istiyorum ama tarihin liseden sonra yapılamayacağına kanaat getirmişim. Muhtemelen validemin Ankara Dil Tarih Bölümü’nde hoca olmasının da etkisi vardı. O pek teşvik etmiyordu; ‘Erkek çocuk mühendis, avukat, doktor, hukukçu olur’ düşüncesi vardı. Hukuku da seviyordum aslında, yatkınım. Sonunda gittim, girdim. Çok da iyi puanla kazandım ama okul beni çok sıktı. Talebelerle anlaşamadık. Dört sene bu tiplerle aynı yerde okumak zor geldi.
O dönemin Maarif Bakanı Cihat Bilgehan’ın çıkardığı yasaya göre yazdığınız yer değil puanınız önemliydi. Bu değişiklik pek çok kişinin hayatını değiştirdi. Ben de Mülkiye’nin öğrenci şefi Hüseyin Bey’e gittim. Bana önce, ‘Efendim, müracaatlar bitti maalesef’ dedi. Sonra, ‘Ama henüz kurul toplanmadı, sen yaz ver!’ dedi ve böylece Mülkiye’ye girdim…”
“Gençliğimin en güzel dönemi, Mülkiye yıllarıydı”
Ortaylı, gençliğinin en güzel dönemini geçirdiğini söylediği Mülkiye yıllarını anlatırken şu ifadeleri kullanmıştı:
“Mülkiye hakikaten İstanbul ve Anadolu’dan çok seçkin ve zeki çocukların geldiği ve o yüzden de şartlara hemen intibak edebildikleri, kendine göre esprisi olan bir yerdi.
Daha ilk sene, ‘İnek Bayramı’ndan başlardı. Çok enteresandı, herkes katılırdı!
Sağcı ve solcu birbirini tanırdı ve o tanışma sayesinde biz 12 Mart ve 1980’den sonraki krizi atlattık. Mesela Uluç Gürkan ile Hasan Celal (Güzel) bir araya gelebiliyordu. ‘Biz Mülkiyeliz, bizim idealimiz devlet’ diye düşünülürdü. O ‘devlet’ fikri fevkalade önemli bir şeydi. Mülkiye bir imparatorluk kurumudur ve sağlam bir temel verir. Türk bürokrasisinde, özellikle de Maliye, Dahiliye ve Hariciye’de uzun yıllar Mülkiye hakim oldu. Bugün onlar kaybolunca eski liyakat da kayboldu. Velhasıl, Mülkiye’de eğlenceli bir talebe muhiti vardı. Sonra ODTÜ Bölge Planlamaya geçtim. O da çok verimli bir zamandı. Ortamı da daha iyiydi.”
"İki tavsiye hayatımda çok etkili oldu: Mülkiye ve milletvekilliği"
Ortaylı, hayatındaki en önemli iki tavsiyeyi akademisyen, yazar Bozkurt Güvenç ve eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den aldığını 'Bir Ömür Nasıl Yaşanır?' adlı kitabında şöyle dile getirmişti:
"Aldığım en önemli tavsiye okul konusundaydı. Bozkurt Güvenç, Hacettepe yerine Mülkiye’ye girmemi tavsiye etti. Üstelik kendi fakültesinin kurucu sekreteri olarak söyledi. Benim için çok önemliydi, bunu unutmadım.
Süleyman Demirel’den aldığım tavsiye hayatımdaki ikinci önemli tavsiyedir. Bir dönem bana milletvekilliği teklif etmişlerdi. O sırada Demirel ile bir Bakü ziyaretinde bir araya geldik. Cumhurbaşkanlığı görevi henüz sona ermişti. “Kabul etmeyin, sizin gibi insanlar bu ülkenin vicdanıdır, kabul etmeyin” demişti.
Bu iki tavsiye hayatımda çok etkili oldu. Biri beni Mülkiye’ye yolladı, diğeri de akademik hayatta kalmamı sağladı."
Akademik kariyeri nasıl başladı?
1983 yılında Türkiye’deki akademik politikalara tepki olarak Ankara Üniversitesi’nden istifa eden Ortaylı, dünya genelinde çok sayıda üniversitede ders ve seminerler verdi.
Paris’te Ecole des Hautes Etudes, Berlin Freie Universität, Princeton Üniversitesi başta olmak üzere; Viyana, Moskova, Roma, Münih, Strasbourg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus’taki üniversitelerde misafir öğretim üyeliği yaptı.
1989 yılında Türkiye'ye dönerek profesörlük ünvanını kazandı.
Ortaylı, 1988 yılında ODTÜ’de kısa süreli çalıştıktan sonra tekrar Ankara Üniversitesi'ne döndü, 1989-2002 yılları arasında SBF İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttü.
2002 yılında Galatasaray Üniversitesi’ne geçen Ortaylı, 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi’nin başkanlık görevini de üstlendi. Yedi yıl bu görevde kaldıktan sonra 2012 yılında emekli oldu.
Kariyeri boyunca Galatasaray Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi'nin de arasında olduğu pek çok üniversitede dersler verdi.
2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'na danışmanlık yaptı.
"Bugünkü aklım olsaydı..."
Ortaylı, okuduğu okullara ve hayat tercihlerine ilişkin pişmanlığını, kitabında şöyle anlatmıştı:
"Bugünkü aklım olsa, ABD'de veya Avrupa'da okuyarak vakit kaybetmezdim. Orta Doğu'da, İsrail'de okurdum. Çünkü bu ülkenin üniversiteleri hem çok iyi hem de Batı ve Doğu'yu bir arada öğretiyor. Bir de İtalya'da uzunca yaşardım. Ama böyle bir şey olmadı, bunun aksi programla Türkiye'de kaldım.
Bütün mesele yaptığımız seçimlerle ilgildir. Türkiye'de yaşayan insanlar bazı konularda, özellikle de eğitimde maalesef yanlış tercihler yapıyor. Yanlış imajlara kapılıp gidiyorsunuz, gereği yok, çünkü sonrası pişmanlık."
Hangi alanlarda çalışmalar yapmıştı?
Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın çalışmaları, Osmanlı İmparatorluğu’nun idari yapısı, modernleşme süreci, hukuk sistemi, milliyetçilik, toplumsal dönüşüm ve diplomasi gibi konulara odaklandı. 16. ve 19. yüzyıllar arasındaki Osmanlı ve Rus tarihi üzerine uzmanlaştı.
Ortaylı'nın yerel yönetimler, şehir tarihi, aile yapısı, Osmanlı-Rus ilişkileri gibi konularda hem akademik hem de popüler düzeyde yayımlanmış çok sayıda çalışması bulunuyordu.
İlber Ortaylı, hayatı boyunca akademik derinliğiyle geniş kitlelere ulaştı, çok sayıda esere imza attı:
1974: Tanzimat'tan Sonra Mahallî İdareler
1978: Türkiye'de Belediyeciliğin Evrimi (İlhan Tekeli ile)
1979: Türkiye İdare Tarihi
1980: Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu
1981: Gelenekten Geleceğe
1983: İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
1985: Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Yerel Yönetim Geleneği
1985: Tanzimat Devrinde Osmanlı Mahallî İdareleri
1986: İstanbul'dan Sayfalar
1994: Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devleti'nde Kadı
1996: Türkiye İdare Tarihine Giriş
2000: Osmanlı Aile Yapısı
2001: Tarihin Sınırlarına Yolculuk
2001: Osmanlı İmparatorluğu'nda İktisadî ve Sosyal Değişim
2002: Osmanlı Mirasından Cumhuriyet Türkiyesi'ne (Taha Akyol’la)
2004: Osmanlı Barışı
2005: Barış Köprüleri: Dünya'ya Açılan Türk Okulları
2005: Zaman kaybolmaz (Nehir söyleşi)
2006: Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-1
2006: Kırk Ambar Sohbetleri
2006: Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-2
2007: Eski Dünya Seyahatnamesi
2007: Yahudilik Tarihi, Ahmet Almaz ile 2007 Nokta Kitap
2007: Avrupa ve Biz
2007: Batılılaşma Yolunda
2007: Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek-3
2007: Mekân ve Olaylarıyla Topkapı Sarayı
2008: Osmanlı Sarayında Hayat
2008: Tarihimiz ve Biz
2008: Tarihin İzinde
2009: Tarihin Işığında
2010: Türkiye'nin Yakın Tarihi
2011: Defterimden Portreler
2011: Tarihin Gölgesinde (Taha Akyol’la)
2012: Yakın Tarihin Gerçekleri, Timaş Yayınları
2012: Cumhuriyetin İlk Yüzyılı 1923-2023, Timaş Yayınları
2013: İlber Ortaylı Seyahatnamesi, Timaş Yayınları
2014: İmparatorluğun Son Nefesi, Timaş Yayınları
2014: Eski Dünya Seyahatnamesi, Timaş Yayınları
2015: Türklerin Tarihi, Orta Asya'nın Bozkırlarından Avrupa'nın Kapılarına, Timaş Yayınları
2016: Türklerin Tarihi, Anadolu'nun Bozkırlarından Avrupa'nın İçlerine, Timaş Yayınları
2016: İttihat ve Terakki
2016: Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devleti’nde Kadı
2016: Osmanlı’ya Bakmak Osmanlı Çağdaşlaşması
2016: İstanbul'dan Sayfalar
2017: Türklerin Altın Çağı
2017: Tarihe Yön Veren 100 Lider
2018: Gazi Mustafa Kemal Atatürk
2019: Bir Ömür Nasıl Yaşanır
2020: Türklerin Tarihi
2021: Yakın Tarihin Gerçekleri, Kronik Kitap
2022: İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?
2022: Türklerin Tarihi 2, Kronik Kitap
2023: Cumhuriyet’in İlk Sabahı (Şermin Yaşar ile)
2023: 1923 Cumhuriyetin İlk Yüzyılı 2023
“En çok çocukluğumda mutluydum, sonrasında çok sıkıldım”
Ortaylı, 2019 yılında yayınlanan kitabında, en çok rahat ve mutlu hissettiği dönemleri şu sözlerle anlatmıştı:
En çok çocukluğumda mutluydum. Sonrası zordu, çünkü ben çok sıkılırım. Mülkiye’de mutlu bir zamanım oldu ama o da sonra beni sıkmıştır. Özellikle de doçent olduktan sonra epey bunaldım, bir ara meslekten bile bezdim, bezgin bir şekilde ayrıldım. ODTÜ’ye o ara gittim, altı aylığında gitmiştim, başta iyi geçiyordu, sonra o da sıktı.
“İsteğim, mutluluğu yaşlılıkta yakalamak”
2000 yılında Galatasaray Üniversitesine geçtim. O sıralarda çok hoştu. Mülkiye’yi benimsediğim kadar benimsedim. Ama maalesef o da yavaş yavaş değişiyor. Öyle bir mutluluk dönemi kalmadı. Şimdi isteğim, mutluluğu yaşlılıkta yakalamak. Allah nazardan saklasın, doğrusu iyi bir yaşlılık dönemine giriyorum.
Pek çok ödüle layık görüldü
Ortaylı, hayatı boyunca pek çok ödüle layık görüldü. Bunlardan bazıları; Aydın Doğan Vakfı Ödülü (2, Avrupa ile Akdeniz Arasında Lazio Ödülü, bizzat Putin tarafından verilen Rusya Devlet Başkanlığı Puşkin Nişanı, Avusturya Devlet Kültür Nişanı, Fransa Devlet Kültür Nişanı ve İtalya Solidariata Şövalyeliği...
Bununla birlikte kendisi; Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Onursal Profesörü, Makedonya İlimler Akademisi Onur üyesi, Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi Başkan yardımcısı ve Avrupa İran Tetkikleri Cemiyeti üyesiydi.
1981 yılında Ayşe Özdolay ile evlendi
1981 yılında Mersin senatörü Dr. Talip Özdolay'ın kızı Ayşe Özdolay ile evlendi ve bu evlilikten Tuna adında bir kızı oldu. On sekiz yıllık birliktelikten sonra 1999 yılında boşandı.
“Özel hayatınızla ilgili kimseyi dinlemeyeceksiniz!”
Ortaylı, 'Bir Ömür Nasıl Yaşanır' kitabında özel hayatıyla ilgili şu tavsiyeyi vermişti:
"Ben çok kararsız bir insanımdır. Güvendiğim insanlara en özel, en mahrem konuları bile sorarım. Bir yol ayrımına geldiğimde, ikili bir seçim karşısında kaldığımda mutlaka 40 kişiye sorarım. Bunca yıldan, bunda tavsiyeden çıkardığım kanaat şudur: Özel hayatınızla ilgili kimseyi dinlemeyeceksiniz! Anneniz, babanız dahil."


