ABD Başkanı Donald Trump, uzun süredir ambargolar nedeniyle yakıt kıtlığıyla karşı karşıya kalan Küba'nın "kaybetmiş bir ülke" olduğunu savunarak, adayı 'elde edeceğine' inandığını söyledi.
Beyaz Saray'da basının sorularını yanıtlayan Trump, "Hayatım boyunca ABD'nin Küba gündemini duydum. 'ABD ne zaman yapacak?' diye konuşuluyordu. Küba'yı alma onuruna sahip olacağıma inanıyorum" diye konuştu.
Trump, Küba'yı almakla ne kast ettiği sorulduğunda ise, "Evet, bir şekilde almak. Özgürleştirmek ya da elde etmek. Onunla ne istersem yapabilirim. Çok zayıf bir ülke" dedi ve Küba'nın "güzel bir ada" olduğunu söyledi.
Küba uzun süredir Trump'ın gündeminde. ABD Başkanı, İran'daki hedeflere ulaşıldıktan sonra Küba'yı gündeme alacaklarını sık sık dile getiriyordu. Küba yönetimi ise ABD'nin söz konusu açıklamalarına tepkili.
Öte yandan Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ABD ile artan gerginliğin azaltılması için iki ülke arasında görüşmelerin başladığını söyledi.
Diaz-Canel, 12 Mart'ta yaptığı açıklamada müzakerelerin "iki ulus arasındaki ikili farklılıklara diyalog yoluyla çözüm bulmak amacıyla" yürütüldüğünü söyledi.
Küba adına müzakereleri, ülkenin eski liderinin aynı isimli torununun yürüttüğü konuşuluyordu.
Kırk bir yaşındaki Raúl Guillermo Rodríguez Castro, 94 yaşındaki eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro'nun torunu, sağ kolu ve koruması.
Havana yönetimi henüz bu haberi doğrulamadı.
BBC'nin İspanyolca yayın yapan servisi BBC Mundo, Rodríguez Castro'nun müzakerelerdeki varlığının, "Küba'da kararları gerçekten kim veriyor?" sorusunu da gündeme getirdiğine işaret ediyor.
Küba Devlet Başkanı, 12 Mart'ta yaptığı açıklamada, diğer üst düzey yetkililerle birlikte Küba adına görüşmelere kendisinin liderlik ettiğini söyledi.
Díaz-Canel'in açıklamasından saatler önce, Küba hükümeti daha fazla ayrıntı vermeden 51 mahkumun serbest bırakıldığını da duyurdu.
ABD'nin Küba kökenli Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Şubat ayında Rodríguez Castro ile Karayipler'deki bir zirvede biraraya geldiği de bildiriliyor.
Rubio, 25 Şubat'ta gazetecilere verdiği demeçte, "Küba'nın köklü bir değişime ihtiyacı var çünkü halkının yaşam kalitesini iyileştirmesinin tek yolu bu" demişti.
Kriz derinleşti
Küba ekonomisi Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun ABD'ye zorla götürülmesi sonrası yeni bir sürece girdi.
Venezuela'dan petrol akışının Maduro sonrası dönemde sınırlanması ile Küba'da yakıt kıtlığı ve geniş çaplı elektrik kesintileri baş gösterdi.
ABD Başkanı Trump 6 Mart'ta Küba'da 24 saat süren elektrik kesintilerinin ardından bir açıklama yapmış "Küba çok yakında düşecek" iddiasında bulunmuştu.
Trump, Havana'nın ABD ile görüşmek istediğini söylemiş, Küba ise bu açıklamaları reddetmişti.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, 12 Mart'ta ulusa sesleniş konuşmasıyla ABD ile müzakerelerin başladığını duyurdu
Müzakereleri ilk kez 12 Mart'ta doğrulayan Küba Devlet Başkanı Díaz-Canel konuşmasında önceliğin ülkenin enerji sorununu çözmek olduğunu belirtti.
Ülke genelinde uzun süren elektrik kesintileri ve yakıt sıkıntısı sağlıktan turizme pek çok alanı ciddi bir şekilde etkiliyor.
Devlet Başkanı bu sebeple on binlerce kişinin ameliyatlarının ertelenmek zorunda kaldığını söyledi.
Pek çok havayolu şirketi de yakıt sıkıntısı sebebiyle uçuşlarını iptal etti.
Krizin temelinde ABD'nin uyguladığı ambargo ve deniz ablukası var.
ABD, 3 Ocak'ta Venezuela lideri Nicolas Maduro'yu bir askeri operasyonla New York'a götürdü.
Aynı zamanda Venezuela'nın petrol sevkiyatlarını engellemek için deniz ablukası uygulanmaya başlandı.

Küba'da üç aydır yaşanan yakıt sıkıntısı ve elektrik kesintileri sağlıktan, iletişime pek çok alanı ciddi bir şekilde etkiliyor.
Donald Trump operasyonun hemen ardından 11 Ocak'ta bir açıklama yaparak Küba'yı işaret etti ve "Artık Küba'ya petrol ya da para gitmeyecek, çok geç olmadan bir anlaşma yapmalarını şiddetle tavsiye ediyorum" dedi.
Ayrıca Küba'ya yakıt satan ülkelere gümrük tarifesi uygulayacağını açıkladı.
Küba toplam petrol ihtiyacının yarıya yakınını Venezuela'dan sağlıyordu.
Havana'nın Venezuela'dan günlük 35 bin varil ham petrol aldığı düşünülüyor.
Diaz-Canel son üç aydır adaya hiç yakıt girmediğini söyledi.
Küba, yerli ham petrol ve gaz üretimini artırdı. Güneş enerjisi kapasitesini de genişletti.
ABD 26 Şubat'ta "insani gerekçelerle" sınırlı miktarda yakıt girişine izin verdiğini duyurdu.
“Trump isteğini Küba'ya iletti”
"Küba güzel bir ada. Almak benim için bir onur olacak. Onu özgürleştirir miyim, ele mi geçiririm…" diyen ABD Başkanı Donald Trump'ın, Devlet Başkanı Canel'in istifa etmesi yönündeki isteğini Küba'ya ilettiği öne sürüldü.
Amerikan basınına göre, ABD petrol ambargosunun sona ermesi için istifayı şart koştu.
İran Savaşı üçüncü haftasına girerken, ABD Başkanı Donald Trump bir kez daha Küba'yı hedef aldı. Ağırlaştırılan petrol ambargosu nedeniyle zor günler geçiren Küba'ya ilişkin konuşan Trump, tehdidin dozunu artırdı.
Beyaz Saray'daki imza töreninde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Küba… güzel bir ada. Havası harika. Küba’yı almak benim için bir onur olacak. Onu özgürleştirir miyim, ele mi geçiririm… Ama isterseniz gerçeği söyleyeyim: Onunla istediğim her şeyi yapabileceğimi düşünüyorum.” dedi.
ABD Başkanı Trump'ın ayrıca petrol ambargosunun sona ermesi için Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz Canel'in istifasını şart koştu.
İddia New York Times gazetesinde yer aldı.
Gazeteye konuşan ismi açıklanmayan ABD'li yetkililere göre, Washington ve Havana ancak Canel istifa ederse masaya oturacak.
Görüşmede Küba'da enerji krizine, elektrik kesintilerine yol açan ve Trump'ın 30 Ocak'ta imzaladığı kararnameyle sıkılaşan 65 yıllık ambargo müzakere edilecek. Yetkililer ayrıca, Küba'da sosyalist yönetimin değişmesi için ülkeye baskı yapılmayacağını da dile getirdi.
TORUN CASTRO İDDİASI
Bir diğer iddia da Küba'nın kurucusu Fidel Castro'nun ailesine yönelik. Buna göre ABD, Castro ailesine de baskı yapmayacak. Gazeteye göre, Trump yönetiminin Diaz Canel'i devirmek isteme sebebi, yapılacak seçimlerde Raul Castro'nun torunu Raul Guillermo Castro'ya destek vermek.
ABD baskısı altındaki Küba'da protesto şiddete dönüştü: "Çok sıradışı"
Donald Trump yönetiminin hamleleri nedeniyle enerji kıtlığı ve elektrik kesintileriyle boğuşan Küba'da halk, yönetime tepkisini daha önce görülmemiş şekillerde yansıtmaya başladı.
Cumayı cumartesiye bağlayan gece Moron kentinde sokağa çıkan bir grup, ülkede uzun süredir devam eden elektrik kesintileri ve akaryakıt yetersizliğini protesto etti.
"Özgürlük" diye bağırarak bir Küba Komünist Partisi bürosunu ateşe veren eylemciler, yönetim karşıtı sloganlar attı.
New York Times'a konuşan uzmanlar, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel'in ABD'yle anlaşmazlıklarının çözümü için görüşmeler yaptıklarını duyurmasının hemen ardından "son yılların en kayda değer" eyleminin gerçekleştiğine dikkat çekiyor.
Onlarca yıldır ABD ambargosu altındaki Küba'da yaşam, Donald Trump'ın 3 Ocak'ta Nicolas Maduro'yu kaçırıp Venezuela petrolüne el koymasıyla iyice zorlaştı.
Bölgeden gelen haberlere göre yakıt kıtlığı nedeniyle çöp kamyonlarının çalışamadığı başkent Havana'da sokaklar atıkla doldu. Halkın temel gıda malzemelerine erişimi iyice zorlaştı.
Uzayan elektrik kesintilerini halk geceleri tencere ve tava çalarak protesto ediyor.
Wisconsin Üniversitesi'nde Küba tarihi dersleri veren Andrés Pertierra, Moron'daki olayın geçmişteki eylemlerden farkını şöyle açıklıyor:
Hep 'Elektrik geri gelsin, şunu bunu düzeltin' gibi talepler olurdu ama böylesine sembolik öneme sahip bir kurumun, partinin binası yakılmaya çalışılmazdı. Bu çok sıradışı. Bu olaya neden olan koşullar ortadan kalkmadı, enerji ve gıda tedariğine dair çok kapsamlı bir değişiklik yaşanmadığı sürece de kalkmayacak.
Sürgündeki Kübalıların insan hakları örgütü Cubalex'te çalışan araştırmacı José Raúl Gallego, "Halk ilk kez doğrudan siyasi gücün merkezine gidip oraya saldırdı" diyor.
Gallego, ocak ayında 30 olan protesto eylemi sayısının martın ilk yarısında 130'a çıktığını öne sürüyor.
Amerikan gazetesi, sivrisineklerin bulaştırdığı Chikungunya virüsünün neden olduğu salgın ve elektrik kesintilerinin Moron'u sarstığını bildiriyor.
Díaz-Canel, turizm sektörüne yoğun işgücü sağlayan bu bölgedeki protestolar hakkında cumartesi günü konuşmuştu.
Küba lideri, Moron halkının yaşadığı zorlukları anladığını ancak toplum barışını ve kurumların güvenliğini tehdit eden vandalizm ve şiddet eylemlerini kabul edemeyeceklerini vurgulamıştı.
Komünist Parti'nin gazetesi Granma, bir eczanenin de aralarında bulunduğu başka binaların da o gece hasar gördüğünü duyurmuştu.
Küba İçişleri Bakanlığı bölgedeki en az 5 kişinin gözaltına alındığını ve "bir sarhoşun" düşerek yaralandığını bildirmişti.
Cumartesi günü Moron'da devlet ve parti görevlileri bir devlete destek eylemi düzenleyerek önceki gece yapılan eylemi protesto etmişti.
Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump adaya dair yaptığı son açıklamada "Küba da bir anlaşma yapmak istiyor ve bence çok yakında bir anlaşma yapacağız veya ne gerekiyorsa yapacağız. Küba'yla görüşüyoruz ancak Küba'dan önce İran'la görüşeceğiz" dedi.


