Son günlerde sosyal medyada ve dünya basınında “Süper El Nino” tartışması göze çarpıyor. İddiaya göre bu yıl yaşanacak iklim döngüsü, son derece sert bir El Nino getirecek ve Avrupa da bundan ciddi biçimde etkilenecek.
Öte yandan, iklim bilimciler "süper" gibi nitelemelerin gerçeği tam yansıtmadığını düşünüyor. Uzmanlara göre bu tür çarpıcı tanımlamalar, karmaşık iklim süreçlerini basitleştirirken yanıltıcı da olabiliyor.
El Nino nedir ve nasıl oluşur?
El Nino, "El Nino-Southern Oscillation (ENSO)" adı verilen doğal iklim döngüsünün bir parçası. Pasifik Okyanusu’nda düzenli olarak ortaya çıkan bu döngü, yağış ve sıcaklık üzerinde büyük etkiye sahip.
El Niño, Pasifik’in doğu kesiminde deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalden daha yüksek olduğu ve doğudan batıya esen alize rüzgârlarının zayıfladığı dönemlerde oluşuyor.
Albany Üniversitesi'nden atmosfer bilimci Paul Roundy, iNews'e verdiği röportajda, "El Nino, Batı Pasifik’te biriken sıcak suyun doğuya doğru hareket ederek normalde daha soğuk olan suları yerinden etmesiyle oluşuyor," diyor.
Bu süreçte bazı bölgelerde daha sıcak ve daha kurak koşullar görülüyor. Tarihteki birçok büyük kuraklık da El Nino yıllarında yaşandı.
Bunun tam tersi ise La Nina. Bunun etkili olduğu yıl deniz yüzeyi sıcaklıkları ortalamanın birkaç derece altına düşüyor.
İki uç durumun dışında, ENSO döngüsünde “nötr” yıllar da bulunuyor ve bu yıllar toplamın yaklaşık yarısını oluşturuyor.
Neden "süper" deniyor?
Bilim insanları El Nino’nun gücünü, Pasifik’in doğusundaki sıcaklık değişimini ölçen Nino3.4 endeksiyle takip ediyor. Bu bölgede sıcaklıklar belirli bir eşik değerin üzerine çıktığında El Nino ilan ediliyor.
“Süper El Nino” ise sıcaklık artışının kimine göre 1,5, kimine göre ise 2 dereceye ulaşmasıyla kullanılan bir terim. Ancak uzmanlara göre bu tanımın pratikte büyük bir karşılığı yok. Çünkü bu ölçüm yalnızca okyanus sıcaklıklarını yansıtıyor. Oysa yağışları ve hava sistemlerini belirleyen atmosferik değişimler de en az bunun kadar önemli.
Melbourne Üniversitesi'nden atmosfer bilimci Kimberley Reid, The Conversation'da kaleme aldığı yazıda, "Bazı meteoroloji kurumları, bu tür etiketleri kullanmayı tercih etmiyor. Onlara göre asıl önemli olan, El Nino’nun var olup olmadığı," diyor.
'Tek bir veriyle hava tahmini olmaz'
Reid'e göre, Niño3.4 endeksi tek başına yeterli değil. Bu durumu açıklamak için çarpıcı bir benzetme var:
"Sadece bu endekse bakarak hava tahmini yapmak, bir vücut geliştirmecinin yalnızca vücut kitle indeksine (BMI) bakıp onu 'obez' ilan etmeye benziyor."
Ayrıca küresel ısınma nedeniyle okyanus sıcaklıkları zaten yükselirken, bu tür eşik değerlerin nasıl yorumlanacağı da ayrı bir tartışma konusu.
2026'da El Nino olacak mı?
Bugün Avrupa, ABD ve Avustralya modelleri güçlü bir El Nino ihtimaline işaret ediyor. Ancak bilim insanları bu tahminlerin kesin olmadığını vurguluyor.
Zira Pasifik Okyanusu, geleceğe dair sinyaller verse de bu sinyaller çoğu zaman gerçekleşmeyebiliyor. Örneğin 2017 yılında yapılan tahminler güçlü bir El Nino öngörmüş, ancak sonuçta zayıf ve kısa süreli bir olay yaşanmıştı.
Yine de El Nino’nun bu yıl oluşma ihtimali, karşıtı olan La Nina’ya göre daha yüksek görünüyor. Ancak kesin değerlendirme yapmak için en azından sonbaharın sonu ya da kış başına kadar beklemek gerekiyor.


