Beyaz Saray İran savaşı için çıkış planı arıyor

Beyaz Saray İran savaşı için çıkış planı arıyor
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

ABD Başkanı Donald Trump’ın üst düzey danışmanlarının, Trump’ın İran savaşından çekilmeye karar verebileceği gün için şimdiden bir “zafer anlatısı” hazırladığı belirtiliyor.

CNN'in analizine göre, Beyaz Saray’ın üzerinde çalıştığı senaryoya göre Trump, İran’ın koşulsuz teslim olduğunu bizzat ilan edebilir. Ancak bu durum gerçekte böyle olmasa bile Trump’ın bu şekilde bir sonuç açıklayabileceği değerlendiriliyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise savaşın hangi aşamada olduğuna karar verebilecek tek kişinin Trump olduğunu söyledi. Hegseth, savaşın “başında mı, ortasında mı yoksa sonunda mı” olduğuna yalnızca başkanın karar verebileceğini belirtti.

Ancak İran’ın devrimci liderliğinin bu tür bir senaryoya uyması beklenmiyor. Çünkü Tahran yönetiminin temel hedefinin, varoluşsal bir mücadele olarak gördüğü bu savaşta Amerikalıların yeni bir dış savaşa tahammül sınırını aşmasını beklemek olduğu ifade ediliyor.

Orta Doğu’nun geçmişi de savaşların kolayca sona ermediğini gösteriyor. Bölgedeki her yeni çatışma, bir sonraki savaşın gerekçesini besleyen tarihsel kırgınlıkları daha da güçlendiriyor. Bu nedenle İsrailliler, Lübnanlılar ve İranlılar gibi bölge halklarının geleceğe Beyaz Saray’dan daha temkinli baktığı belirtiliyor.

ABD’nin yakın geçmişi de benzer bir tablo ortaya koyuyor. Modern Amerikan savaşları çoğu zaman başkanların planladığı çıkış stratejilerine uymuyor ve II. Dünya Savaşı’nda Almanya ile Japonya’ya karşı elde edilen kesin zaferler gibi sonuçlarla bitmiyor.

Savaşın sonu için senaryolar aranıyor

İran savaşında ABD askeri operasyonlarının nasıl sona erdirileceği henüz net değil. Ancak savaşın tetiklediği petrol krizi küresel ekonomiyi tehdit ederken, bu konuda bir çıkış yolu bulma baskısı giderek artıyor.

Yükselen benzin fiyatları da Trump’ın siyasi konumunu zayıflatma riski taşıyor. Trump bu artışların “geçici” olduğunu savunuyor.

Savaş aynı zamanda Trump’ın seçim kampanyasında verdiği “yeni savaş başlatmama” vaadini de zedeliyor. Bu vaat, 11 Eylül sonrası savaşlarda görev yapan ve yeni dış müdahalelere karşı çıkan yüz binlerce Amerikan askerinin hassasiyetleri açısından da önem taşıyor.

Savunma Bakanı Hegseth, Irak ve Afganistan savaşlarında görev yapmış bir asker olarak bu konuya değinerek, “Bu, Bush ya da Obama dönemindeki gibi sonsuz bir ulus inşa etme süreci değil. Bizim kuşağımızdaki askerler bunun tekrar olmasına izin vermeyecek” dedi.

Hegseth’e göre çözüm, ABD’nin daha ölümcül ve sınırlamaları daha az olan askeri gücünü kullanması. Bu stratejinin yoğun hava saldırıları ya da özel kuvvet operasyonlarıyla uygulanabileceğini savundu.

İran savaşı hakkında konuşan Hegseth, “Düşmanı teknik beceri ve askeri güç gösterisiyle ezici biçimde bastırıyoruz” dedi. “Düşman tamamen ve kesin biçimde yenilene kadar geri adım atmayacağız. Ancak bunu kendi takvimimize ve kendi koşullarımıza göre yapacağız.”



Trump’ın savaş gerekçesi net değil

Bu stratejinin işe yarayıp yaramayacağı, Trump’ın ikinci dönem dış politikasının en kritik sorularından biri olarak görülüyor. Ancak Trump’ın savaş için net bir gerekçe ortaya koymakta zorlandığı belirtiliyor.

Trump zaman zaman İran’ın Orta Doğu’yu yok etmek üzere olduğunu savundu, zaman zaman da daha önce “tamamen yok edildiğini” söylediği İran nükleer programının yeniden kurulduğunu iddia etti.

Bir yandan İran’da rejim değişikliği çağrısı yapan Trump, ülkenin bir sonraki liderinin kim olacağını belirlemek istediğini söyledi. Öte yandan bir İranlı din adamıyla anlaşma yapabileceğini de dile getirdi.

Bu tutarsız söylemler nedeniyle Beyaz Saray’ın şimdi daha ikna edici bir “savaşın sonu” senaryosu bulmaya çalıştığı ifade ediliyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’e salı günü Trump’ın “İran’ın koşulsuz teslim olması” çağrısıyla neyi kastettiği soruldu.

Leavitt, “Başkan Trump İran’ın koşulsuz teslim olduğunu söylediğinde, İran rejiminin bunu açıkça ilan edeceğini iddia etmiyor” dedi.

Leavitt’e göre Trump’ın kastettiği şey, İran’ın artık balistik füze kapasitesi sayesinde nükleer silah geliştirebilecek bir tehdit oluşturmaması.

“Başkan Trump, İran’ın artık ABD ve müttefikleri için güvenilir ve doğrudan bir tehdit oluşturmadığı noktada koşulsuz teslimiyet durumunun oluştuğuna karar verecektir” diye konuştu.

İran da ‘zafer’ ilan edebilir

Ancak savaşın sonunda ortaya çıkabilecek tablo karmaşık olabilir. Trump’ın savaşın gerçek boyutları konusunda Amerikalılara açık davranmadığı eleştirileri de yapılıyor. Trump zaman zaman savaşı yalnızca bir “operasyon” olarak tanımlıyor.

ABD yönetimi, ABD ve İsrail’in hava saldırılarının İran’ın füze, nükleer ve askeri altyapısına büyük zarar verdiğini savunuyor. İran’ın askeri kapasitesinin ciddi biçimde zayıflaması bile Trump için önemli bir başarı olarak değerlendirilebilir.

Ancak savaş devam ederken erken bir zafer ilanı yapılması, ABD dış politikasında sık görülen bir hatayı tekrarlama riskini taşıyor.

Çoğu zaman ABD ile rakipleri aynı savaşı farklı biçimde değerlendiriyor. Bu nedenle çatışmalar sona erdiğinde iki tarafın da kendisini kazanan ilan etmesi mümkün görülüyor.

İran yönetimi askeri açıdan ABD’den çok daha zayıf olsa da tamamen yenilgiye uğramaması bile kendi açısından bir zafer olarak sunulabilir.

Amwaj.media’nın editörü Mohammad Ali Shabani, CNN International’a yaptığı değerlendirmede “İran liderliği ABD karşısında askeri bir zafer kazanamayacağını biliyor” dedi.

Shabani’ye göre İran için zafer, rejimin ayakta kaldığını gösterebilmek anlamına geliyor. “Bence İran rejimi için zafer, hayatta kaldıklarını söyleyebilmek” ifadelerini kullandı.

Tarih İran’a örnek sunuyor

ABD’nin İran’la yaşadığı bu tür asimetrik mücadeleler Washington’ın modern savaşlarının çoğunda görülüyor.

ABD genellikle üstün ateş gücüne, yüksek teknolojiye ve geniş çaplı operasyon kapasitesine dayanıyor. Ancak daha zayıf rakipler çoğu zaman gerilla taktikleriyle, yerel koşullardan yararlanarak ya da uzun süre dayanarak Washington’ın planlarını boşa çıkarabiliyor.

İran da benzer yöntemlere başvurabilir. Uzmanlara göre Tahran yönetimi ABD hedeflerine yönelik terör saldırıları düzenleyebilir, Körfez’de füze saldırılarını sürdürebilir ya da Hizbullah ve Hamas gibi müttefik grupları yeniden devreye sokabilir.

Hürmüz Boğazı’na mayın döşenmesi de Trump yönetimi üzerindeki maliyetleri artırmayı amaçlayan bir hamle olarak görülüyor. Yeni nesil insansız hava araçları da İran’ın bölge dışındaki tehdit kapasitesini hızlı ve düşük maliyetle yeniden kurmasına imkân sağlayabilir.

Tahran’ın, geçmişte ABD’ye karşı mücadele eden aktörlerin deneyimlerini incelediği de belirtiliyor. Vietnam’da Viet Cong gerillaları ve Kuzey Vietnam ordusu ormanlık alanlarda ABD’ye karşı avantaj sağlamıştı. Irak’ta devletin çökmesi isyan hareketlerini doğurmuş, Afganistan’da ise Taliban ABD’nin çekilmesini yaklaşık yirmi yıl beklemişti.

İran’ın bir başka avantajı ise coğrafya. ABD’nin bölgeden uzak olması, Amerikan kamuoyunun zamanla “neden başka ülkelerin savaşları için Amerikan kanı ve parası harcanıyor?” sorusunu sormasına yol açabiliyor.

Trump’ın ülkeyi bu savaşa yeterince hazırlamaması, net hedefler ve bir çıkış stratejisi ortaya koymaması da bu açıdan risk yaratıyor.

Bölgenin ani bir dönüşüm yaşaması veya İran rejiminin çökmesi gibi düşük olasılıklar dışında Trump’ın yakın zamanda modern Amerikan başkanlarının sıkça karşılaştığı bir ikilemle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor:

Savaşı bitirmek için kısmi ya da tartışmalı bir zafer ilan ederek çekilmek mi, yoksa çatışmanın içine daha da derin şekilde girmek.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.