Nik Martin / DW Türkçe
İran'daki savaş enerji ve gübre maliyetlerini yükseltiyor, bu da gıda enflasyonunun yeniden tırmanabileceği yönünde endişeleri artırıyor. Savaşın yükünün en fazla yoksul ve ithalata bağımlı ülkeleri vurması bekleniyor.
ABD ve İsrail, İran'a ortak saldırılarını sürdürürken dünya, savaş nedeniyle fiilen kapatılan Hürmüz Boğazı'nda duran gemi trafiğine kilitlenmiş durumda. Normal şartlarda dünyada Körfez ülkelerinden dünyanın geri kalanına yapılan ham petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatının yaklaşık beşte biri İran ve Umman arasındaki bu dar boğazdan geçiyor.
Bu gemilerin mevcut durumda taşıyamadığı daha da kırılgan bir yük daha var: Dünyayı beslemeye yardımcı olan gübre ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Kuveyt, Umman, Bahreyn ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerini ayakta tutan gıda ithalatı.
Denizcilik istihbarat şirketi Signal Group'un verilerine göre söz konusu ülkeler; amonyak, fosfat, kükürt gibi temel gübrelerin küresel ticaret hacminin yüzde 20'sini oluşturuyor.
Bloomberg Intelligence'a göre ise dünyada en yaygın olarak kullanılan azotlu gübre olan ürenin neredeyse yarısı Körfez bölgesinden geliyor. Katar, tek başına küresel arzın onda birini sağlıyor. Geçen hafta dünyanın en büyük LNG ve gübre merkezlerinden biri olan Ras Laffan'a gerçekleştirilen İran'ın misilleme saldırılarının ardından QatarEnergy üretimi durdurdu. Böylece yüz binlerce ton kritik gübre besin maddesi ve üretim girdisi piyasadan çekildi.
Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının maliyeti büyük
İran savaşının ortaya çıkardığı zincirleme etki, son altı yıl içinde küresel gıda arzı güvenliğini tehdit eden üçüncü büyük risk olabilir. Daha önce de Covid-19 pandemisi ve 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası benzer durumlar yaşanmıştı.
Gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomiye entegrasyonunu destekleyen BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın (UNCTAD) verilerine göre; Hürmüz Boğazı üzerinden her yıl yaklaşık 1 milyon 33 bin ton gübre ihraç ediliyor. Bu nedenle boğazın bir ay kapalı kalması dahi özellikle mısır, buğday ve pirinç gibi azota dayalı ürünlerde gübre kıtlığına ve verim riskine neden olabilir.
Washington merkezli Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü'nden kıdemli araştırmacı Joseph Glauber, "fiyatların yükselmesinin çiftçilerin hangi ürünü ekeceğini etkileyeceğine" dikkati çekiyor. DW'ye konuşan Glauber, "Çiftçiler, yüksek girdi maliyetlerinden kaçınmak için azot yoğun gübre gerektiren ürünler yerine daha az gübre isteyen ürünlere yönelebilir" görüşünü dile getiriyor.
Araştırmacı, özellikle yoksul ülkelerde çiftçilerin genel gübre kullanımını azaltabileceğini bunun da tarımsal üretime zarar vereceğini de belirtiyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşın akıbetine ilişkin çelişkili açıklamaları ve İran'ın Çarşamba günü Hürmüz Boğazı'nda üç gemiye ateş açtığının bildirilmesi; Tahran'ın boğazı fiilen kapalı tutma konusunda kararlı olduğuna işaret ediyor.
Gübre kıtlığının sonuçları ne olur?
Emtia analistlerine göre Hürmüz Boğazı ticari gemilere ne kadar uzun süre kapalı kalırsa, küresel gübre tedarik zincirleri de o ölçüde tıkanmaya başlayacak.
Hollanda bankası ING, bu ayın başında yayımladığı bir araştırmada gemi trafiğindeki uzun süreli bir aksamanın, özellikle Brezilya, Hindistan, Güney Asya ve Avrupa Birliği'nin bazı bölgeleri gibi gübre ithalatına yüksek derecede bağımlı bölgelerde gübre arzını ciddi şekilde sıkıntıya sokacağına dikkat çekti.
Rusya, Çin, ABD ve Fas gibi diğer büyük üreticiler ise sınırlı yedek kapasiteye sahip. Bu nedenle bu ülkelerin oluşacak açığı kapatmak için üretimi hızla artırmaları zor görünüyor. Çin halihazırda fosfat ve azotlu gübre ihracatına kısıtlamalar uygulasa da mevcut durum Pekin üzerinde bu kısıtlamaları gevşetmesi yönünde baskı yaratabilir.
İran İran savaşı nedeniyle yüz binlerce ton gübre Körfez ülkelerinde mahsur kaldı
Daha önce ABD Tarım Bakanlığı'nın baş ekonomisti olarak görev yapmış olan Glauber, "Azotlu gübrenin doğal gaz veya kömür bulunan hemen her yerde üretilebileceği için potas veya fosfat gibi belirli maden yataklarına bağımlı olmadığını" belirterek ekliyor: "Ancak asıl sorun doğal gazın yüksek maliyeti; ki bu da üretimi artırmayı ekonomik açıdan zorlaştırabilir."
Gübre konusunda yaşanabilecek sıkıntıların da ötesinde petrolün gıda fiyatları üzerindeki belirleyici etkisi önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Tarım makinelerinden hasadı taşıyan kamyonlara ürünleri gıdaya dönüştüren işleme tesislerinden soğutma sistemlerine kadar her şey petrole bağımlı. Bu nedenle gıda üretiminin her aşaması yükselen enerji fiyatlarına maruz kalıyor.
ABD ve Avrupa'nın yanı sıra Körfez petrolüne büyük ölçüde bağımlı olan Çin, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ekonomilerinde de yakıt fiyatları hızla yükseliyor. Hindistan hükümeti tüketicileri ve ticari taşımacılığı artan maliyetlerden korumak için dizel ve benzin fiyatlarını dondurma sözü verdi.
Savaşın kaybedenleri: Yoksul ülkeler
İran savaşının küresel etkilerini en fazla yoksul ve ithalata bağımlı olan ülkelerin hissetmesi bekleniyor.
Azotlu gübre ithalatanın üçte ikisini Körfez ülkelerinden karşılayan Hindistan bu tablo karşısında en kırılgan ülkelerden biri. Gübrede yaşanacak olası kıtlık, yaklaşan ekim sezonunu riske atabilir ve 1 milyar 45 milyonluk nüfusun temel gıdası olan pirinç, buğday ve diğer ürünlerin üretim maliyetlerini hızla yükseltebilir.
Dünyanın en büyük tarım ihracatçıları arasında olan Brezilya da azot ihtiyacının yaklaşık yüzde 40'ını Körfez ülkelerinden gelen üreyle karşılıyor. Tedarikte yaşanacak kalıcı bir aksama, küresel arzın halihazırda sıkışık olduğu bir dönemde soya ve mısır verimini tehdit edebilir.
Sahra Altı Afrika ise en yüksek riskle karşı karşıya olan bölge konumunda. Bu coğrafyadaki pek çok ülkede gübre kullanımı verimli bir üretim için gereken seviyenin halihazırda oldukça altında. Bu nedenle fiyatlarda küçük artışlar bile küçük çapta üretim yapan çiftçilerin gübre kullanımını daha da azaltmasına yol açabilir. Bu da hasatların düşmesine ve kronik açlığın derinleşmesine neden olabilir.

ABD-İsrail'in saldırıyla başlayan savaş İran'da büyük yıkıma neden oldu
Bloomberg'e göre, İran içinde de enflasyon savaştan önce halihazırda yüzde 40'ı aşmıştı ve gıda fiyatları bundan da hızlı bir yükselişteydi. İthalattaki aksaklıklar, yükselen enerji fiyatları ve ülke içi lojistikte yaşanan sıkıntıların gıda enflasyonunu daha da tırmandırarak 92 milyon nüfuslu ülkede hayatı daha da zor hale getirmesi bekleniyor.
İthalattaki aksaklıklar, yükselen enerji maliyetleri ve ülke içindeki lojistik sorunların gıda enflasyonunu daha da tırmandırması, milyonlarca insan için yaşam koşullarını ağırlaştırması bekleniyor.
Tahıldan ete, süt ürünlerinden bitkisel yağlara gıdanın yüzde 80 ila 90'ını ithal eden Körfez ülkeleri de Hürmüz Boğazı'nın akıbetine büyük ölçüde bağımlı. Boğazın daha uzun süre kapalı kalması stratejik rezervlerin aylar içinde tüketilmesine yol açabilir. Bu da gıda karnesi uygulamaları ya da Kızıldeniz veya Umman Körfezi gibi daha pahalı rotalara yönelinmesini zorunlu hale getirebilir.


