İsveç eğitimde dijitali terk ediyor, kağıt kaleme geri dönüyor

İsveç eğitimde dijitali terk ediyor, kağıt kaleme geri dönüyor
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Maddy Savage
BBC Ekonomi muhabiri / Nacka, Sweden

İsveç hükümeti sınıflarda fiziksel kitap, defter ve kalemlere geri dönülmesini savunan bir politika savunuyor.

2025 başında, okul öncesi eğitimde dijital cihazların kullanılması zorunluluğu kaldırıldı. İki yaş altı çocuklara da tablet verilmiyor.

Bu yıl da okullarda cep telefonu kullanımı, eğitim amaçlı olsa bile, tamamen yasaklanacak.

Okullara ders kitaplarına harcamaları için 200 milyon dolardan fazla fon ayrıldı.

Ders kitabı temelli öğrenmeyi zorunlu kılmayı amaçlayan yeni müfredat da 2028'de yürürlüğe girecek.

Liberal Parti'nin eğitim sözcüsü Joar Forsell, "Çocukların ihtiyacı olan bilgiyi kazanmalarını istiyorsanız, gerçek kitap okumaları, gerçek bir kağıda yazmaları ve kağıt üstündeki gerçek sayılarla işlem yapmaları çok daha iyidir" diyor.

Liberal Parti'nin başkanı aynı zamanda İsveç'in eğitim bakanı.

Okullarda telefon kısıtlamaları: 'Veliler önemini anlamalı'

Ancak bu "analoğa dönüş" politikasına katılmayanlar var.

Özellikle teknoloji firmaları, bilişim uzmanları ve bazı eğitimciler, bunun öğrencilerin ilerideki istihdam olanaklarını olumsuz etkileyebileceğini, hatta İsveç ekonomisine zarar verebileceğini savunuyorlar.

Stockholm yakınlarındaki Nacka'da bir lisede son sınıf öğrencileri çantalarından dizüstü bilgisayarlarını ve birkaç yıl önce daha az kullandıklarını söyledikleri diğer malzemeleri -defter ve kitaplarını- çıkarıyorlar.

On sekiz yaşındaki Sophie, "Artık okuldan eve sık sık yeni kitaplarla ve formlarla dönüyorum" diyor.

Bir öğretmenlerinin ders sırasında kullandıkları tüm metinlerin fotokopilerini alıp sınıfa dağıttığını, eskiden matematik dersini yaptıkları dijital platformun yerini tamamen ders kitaplarına bıraktığını da ekliyor.

Bu tablo, yüksek dijital beceri düzeyi ve gelişmiş teknoloji start-up ortamı sayesinde, Avrupa'nın teknolojiye en yatkın toplumlarından biri olarak kabul edilen İsveç'in imajıyla çelişiyor.

Tabletler zorunluydu

İsvç'te 2000'lerin sonu ve 2010'ların başında okullarda dizüstü bilgisayarlar giderek yaygın hale geldi.

Resmi verilere göre 2015 yılı itibarıyla, devlet liselerinde okuyan öğrencilerin %80'inin bir dijital cihaza bireysel erişimi vardı.

Hatta 2019'da okul öncesi eğitim müfredatında tabletler zorunlu hale getirildi.

Bu Sosyal Demokrat hükümetin, çocukları giderek dijitalleşen iş hayatı ve özel hayata küçük yaşlardan itibaren hazırlama politikalarının bir parçasıydı.

Ancak 2022'de göreve gelen ve halen görevde olan sağcı koalisyon, eğitimin yönünü değiştiriyor.

Forsell, "Ekranlardan olabildiğince kurtulmaya çalışıyoruz" diyor:

"Yaş arttıkça kullanım da biraz artabilir, ama özellikle küçük yaşlarda bence hiçbir şekilde ekran kullanmamalıyız."

Hükümet, "ekrandan dosyaya" anlamına gelen ve İsveççe'de kafiyeli olmasıyla akılda kalan "från skärm till pärm" sloganını sıkça kullanıyor.

Yetkililer ekransız derslerin çocuklara konsantre olmak, yazma ve okuma becerilerini geliştirmek için daha iyi koşullar yarattığını savunuyor.

'Dikkat dağıtıyor'

Eğitim politikasındaki bu değişime, 2023 yılında akademik araştırmacılar, eğitim kurumları, kamu kurumları ve belediyelerle yapılan istişareler sonunda karar verildi.

Dijital araçların kullanımına ilişkin kaygılarını dile getirenler arasında yer alan, Stockholm'deki Karolinska Enstitüsü'yle bağlantılı nörobilimci Dr. Sissela Nutley, "Teknolojinin sınıflarda yarattığı dikkat dağıtıcı etkiye dair farkındalık giderek artıyor" diyor.

Nuttley arkadaşlarının ekran faaliyetlerini gören öğrencilerin dikkatinin dağılabildiğini söylüyor.

Ayrıca, giderek artan sayıda uluslararası araştırmanın, metinleri ekrandan okumanın çocukların bilgiyi işleme sürecini zorlaştırdığını ve aşırı ekran süresinin, küçük çocukların beyin gelişimini etkileyebileceğini ortaya koyduğunu hatırlatıyor.

Joar Forsell, liberal parti'nin eğitim sözcüsü. fotoğrafta gülümsüyor ve üzerinde gri bir ceketle içinde beyaz lila ince çizgili gömlek var.

Joar Forsell kağıt ve kalem kullanmanın, çocukların öğrenme sürecini artırdığını savunuyor.

Hükümet daha geleneksel öğretim yöntemlerine geri dönmenin, İsveç'in Pisa sıralamasındaki yerini iyileştirmesini umuyor.

Pisa, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) temel eğitim alanları için kullandığı uluslararası bir ölçüt.

Bir zamanlar Pisa'nın yıldızlarından olan İsveç'in puanları 2012'de ciddi şekilde düşmüş, sonraki yıllarda ufak bir toparlama yaşansa da 2022'de matematik ve okumada dibi görmüştü.

Halen OECD ortalamasından bir nebze yukarıda olsa da İsveç 2022'de okumada İngiltere, ABD, Danimarka ve Finlandiya gibi ülkelerin gerisinde kaldı.

Araştırmada 15-16 yaş grubundaki öğrencilerin neredeyse dörtte birinin (%24), temel düzeyde okuduğu ama anlama becerisine ulaşamadığı görüldü.

Forsell "Biliyoruz ki tüm eğitim süreçleri yoğun ekran kullanımıyla geçen çocuklar, uluslararası değerlendirmelerde geride kalıyor" dedi.

'Neden sonuç ilişkisini kurarken temkinli olmalıyız'

İsveç'teki eğitime dair OECD'nin Ocak ayında tamamladığı rapordaysa, genel olarak bakıldığında öğrencilerin dijital cihazlara erişimden fayda sağladığı sonucuna ulaşıldı.

Ancak bunun yanında, sınıflardaki dijital dikkat dağıtıcıların varlığının ve yoğun şekilde kullanılmasının, düşük matematik puanlarıyla doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekildi. Ancak yine de puanlar, hiçbir dijital cihaz kullanmayanlardan yüksekti.

OECD'nin eğitim direktörü Andreas Schleicher, "neden-sonuç" ilişkisi kurulurken temkinli olunması gerektiğini hatırlatıyor; ancak İsveç'in diğer ülkelere kıyasla teknolojiyi daha önce ve daha "aşırı" biçimde benimsemiş olmasının sonuçlar üzerinde etkili olmuş olabileceğini öne sürüyor.

Schleicher, "Sınıflara net bir pedagojik amaç olmadan ve net hedefler belirlenmeden çok sayıda cihaz ve teknoloji yerleştirildi" diyor.

Teknoloji sektöründen tepki

İsveç'te hükümetin "yeniden kitaplara dönüş" stratejisi iş dünyasında da hararetli tartışmalara yol açtı.

İsveçli ticaret birliği "Eğitim Teknolojisi Sanayii"nin yayımladığı yeni raporda, daha analog bir eğitimin öğrencileri geleceğin işlerine yeterince hazırlayamama riski taşıdığı uyarısında bulunuldu.

Ticaret birliğinin CEO'su ve aynı zamanda eski bir öğretmen olan Jannie Jeppesen, "İşgücüne katılabilmek için herkesin temel dijital yeteneklere ihtiyacı var" diyor ve Avrupa Birliği'nin yeni bir raporunda işlerin %90'ının dijital yetenekler gerektirdiğinin belirtildiğine dikkat çekiyor.

Jeppesen bu politika değişiminin girişimcilik ve inovaston üzerindeki olası etkilerinden de endişe duyuyor.

İsveç, nüfusuna oranla şu anda Avrupa'nın en çok teknoloji "unicornu" üreten ülkesi konumunda.

Unicorn'lar değeri bir milyar dolar ve üzeri olan şirketler olarak tanımlanıyor.

Bu şirketler arasında müzik platformu Spotify ve hukuk sektörü için geliştirilen bir yapay zekâ platformu olan Legora da var.

Jeppesen'e göre, bu gibi şirketler İsveç'te ihtiyaç duydukları doğru bilişim yetkinliklerini bulamazlarsa, başka yerlere taşınabilir.

Jannie Jeppesen'in üzerinde pötikareli bir ceket var ve kalın çerçeveli siyah gözlükler takıyor. kameraya gülümsüyor.

Jannie Jeppesen, bu değişimin gençlerin dijital becerileri üzerindeki etkisinden endişe duyuyor.

Öte yandan, küresel olarak kullanımı giderek artan yapay zeka da işin diğer bir boyutu.

İsveç hükümeti, ortaokullarda yapay zeka kullanımının sunduğu fırsatlar ve yapay zekanın riskleri hakkında dersler verilmesini istiyor. Ancak yapay zeka eğitiminin daha küçük yaştaki çocuklar için de müfredatın parçası olması gerektiğini savunanlar da var.

Linköping Üniversitesi Davranış Bilimleri Bölümü'nden Prof Linnéa Stenliden bu noktada "fırsat eşitsizliğine" dikkat çekiyor; daha varlıklık ailelerin çocuklarının yapay zeka araçlarını kullanmayı ailelerinin yardımıyla öğreneceği, bunun da yaşıtlarıyla aralarında bir "dijital uçurum" yaratacağı uyarısını yapıyor.

Eşitsizliği artırır mı?

İsveç hükümetine dönersek, Forsell çocuklara, diğer temel dijital becerilerde ustalaşmadan önce yapay zeka eğitimi verilmemesi gerektiğinde ısrarcı.

Hükümetin daha geleneksel eğitim anlayışının eşitsizliği artıracağı fikrine de katılmıyor.

Forsell "Eşitsizliğin ellerinden aldığı fırsatları insanlara sadece doğru düzgün bir eğitim sayesinde geri verebilirsiniz" diyor.

Jeppesen'e göreyse bu "popülist" bir yaklaşım. Ona göre "hükümet dijital ve analog sınıflara odaklanarak, dikkati, öğrenci performanslarını etkilemesi muhtemel diğer sebeplerden buraya kaydırıyor."

İsveçli iki lise öğrencisi. Bir masada oturmuş önlerindeki kağıtlardan kurşun kalemle soru çözüyorlar.

İsveç hükümeti dijital aletlerin öğrenim sürecinden çıkarılmasının, öğrencilerin performansını artırmasını umuyor.

İsveç Ulusal Eğitim Ajansı'nın Mart ayında yayımladığı bir raporda eğitim kaynakları ile öğretim kapasitesinin dağılımındaki eşitsizliğe dikkat çekiliyor.

Nacka'da son sınıf öğrencilerinin görüşleri de ikiye bölünmüş durumda.

On sekiz yaşındaki Alexis, "İnternet genç kuşakları adeta ele geçirdi ve daha kolay dikkatlerini kaybettiklerini fark ediyorum," diyor.

Alexis, kardeşlerinin eğitim sürecinde kendilerinin kullandığı kadar çok dijital cihaz kullanması taraftarı değil.

Ama 19 yaşındaki Jasmine, ilkokullar da dahil olmak üzere dijital eğitimden yana.

"Bilgisayarlara daha çok önem verelim. Gerçekçi olmak gerekirse, bütün dünya bilgisayar kullanıyor."

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.