Körfez ülkeleri neden İran'a misillemede bulunmuyor?

Körfez ülkeleri neden İran'a misillemede bulunmuyor?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Luis Barrucho
BBC Dünya Servisi

İran, ABD ve İsrail ile savaşının bir parçası olarak Körfez genelinde füze saldırılarına devam ediyor.

Perşembe günü, İsrail'in dünyanın en büyük doğal gaz yataklarının bir parçası olan İran'ın Güney Pars bölgesine saldırmasının ardından, Katar'ın Ras Laffan enerji kompleksine de bir füze saldırısı düzenlendi.

Şimdiye kadar Katar ve diğer Körfez ülkeleri, defalarca hedef alınmalarına rağmen İran'a karşı misilleme yapmamayı tercih ettiler.

Peki neden karşılık vermekten kaçınıyorlar ve bu ülkeleri ne harekete geçmeye itebilir?

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı ortak saldırı başlatmasının ardından Tahran, yalnızca İsrail'e değil, aynı zamanda ABD ile ittifak halindeki Körfez ülkelerine de misillemelerde karşılık verdi.

Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Umman ve özellikle Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) hedef alınan ülkeler arasında yer alıyor.

Körfez yetkilileri, İran'ın bölgedeki ABD askeri üslerine yönelik saldırılarının yanı sıra, havaalanları, oteller, yerleşim alanları ve özellikle enerji tesisleri de dahil olmak üzere sivil altyapıya yönelik saldırılar da düzenlediğini söylüyor.

Ancak Körfez ülkeleri şimdiye kadar İran'a karşı kendi başlarına saldırı düzenlemeyi ve savaşa doğrudan müdahil olmamayı seçtiler.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Politika Merkezi'nden kıdemli araştırmacı Sina Toossi "Bu onların savaşı değil ve misilleme, onları savunmasız seyircilerden daha büyük hedeflere dönüştürme riskini taşıyor çünkü hala kazanacaklarından daha çok kaybedecekleri var" diyor.

Toossi, bu bekleme kararının "hassasiyet, stratejik hesaplama ve sınırlı potansiyel kazanç kombinasyonundan" kaynaklandığını söylüyor.

Toossi, Körfez ülkelerinin ekonomilerinin enerji altyapısına, denizciliğe ve yatırımcı güvenine bağlı olduğunu belirtiyor ve "İran'ın bunların hepsini alt üst edebileceğini gösterdi" diyor.

Özellikle İran'ın, küresel ekonomi için hayati önem taşıyan iki su yolu Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nı başlıca nüfuz noktası olarak kullandığını belirtiyor.

Ancak, Eğilimler Araştırma & Danışma şirketinin kıdemli yöneticisi ve Trump'ın ilk yönetiminde Pentagon yetkilisi olan Bilal Saab, Körfez ülkelerinin İran'a saldırmamaya devam etmeleri halinde "Tahran'a herhangi bir sonuçla karşılaşmadan ciddi hasar verebileceği sinyalini göndereceklerini" söylüyor.

"Misilleme yapmanın amacı, kısa vadede İran'ı saldırılarını durdurmaya zorlamak, uzun vadede ise gelecekteki İran saldırganlığına karşı bir caydırıcılık yaratmak" diyor.

Körfez ülkelerinin herhangi bir saldırısının savaşı anlamlı bir şekilde etkileyip etkilemeyeceği veya stratejik açıdan akıllıca olup olmayacağı belirsizliğini koruduğu için risklerin "önemli" olacağını da ekliyor.

King's College London'da savunma araştırmaları bölümünde uluslararası güvenlik dersleri veren Rob Geist Pinfold da, Körfez ülkeleri arasında İsrail ve bölgeye yönelik hedefleriyle aynı çizgide yer alma konusunda da bir isteksizlik olduğunu söylüyor.

"İsrail'in ABD'yi bu savaşa sürüklediği yönünde bir his var" diye de ekliyor.

'2003'ün hayaletleri dolaşıyor'

Dubai'de İran insansız hava aracı saldırısı sonucu hasar gören Dubai Creek Harbour Tower'ın bir bölümünün görüntüsü.

İran, bölgedeki Amerikan askeri üslerine saldırmanın yanı sıra, Dubai'deki bu kule de dahil olmak üzere sivil altyapıya da saldırdı.

Pinfold'a göre, birçok Körfez lideri için ABD öncülüğündeki Irak işgalinin mirası bölgedeki düşünce biçimi üzerinde hala büyük bir etki yaratıyor.

ABD 2003'te Irak'ı işgal etti ve Saddam Hüseyin yönetimini hızla devirdi.

Ancak bunun ardından gelen güç boşluğu, Irak'ta ve bölgede isyanlara, mezhep çatışmalarına ve yıllarca süren istikrarsızlığa yol açtı.

Pinfold "2003'ün hayaletleri hala ortalıkta dolaşıyor" diyor.

"Bu durumun kendi ülkelerinde kaos ve istikrarsızlığa yol açacağından ve İran'ın nüfuzunu genişletmesine olanak sağlayacağından korkuyorlardı. Korkuları fazlasıyla doğru çıktı."

Pinfold, Körfez ülkelerinin ABD'nin "açık uçlu, hedefleri veya savaştan sonrasına ulaşmak için bir yol haritası olmayan bir savaş" yürüttüğünden ve bölgenin daha sonra "karmaşa içinde kalacağından" korktuğunu söylüyor.

Ancak Körfez ülkelerinde ABD ve İsrail'in savaşı başlatmasından duyulan hoşnutsuzluk devam ederken, Amerikan korumasına olan bağımlılıkları da oldukça yüksek.

Körfez ülkelerinin birçoğu, ABD askeri üslerine ve birliklerine ev sahipliğinin yanı sıra istihbarat paylaşımı yapıyor ve Amerikan hava savunma sistemlerine güveniyor.

Körfez yetkililerine göre, bu hava savunma sistemleri İran'dan gelen füze saldırılarının çoğunu engelledi.

Pinfold "Körfez ülkeleri ABD'yi siyasi düzeyde sorgulasalar da, operasyonel ve askeri düzeyde bu ilişki zorlu bir sınavdan geçti ve aslında bu sınavı oldukça iyi bir şekilde atlattı" diyor.

Geçtiğimiz ay başlattığı saldırılardan bu yana ABD, İran'ın nükleer silah üretme yeteneğini yok etmekten tam bir rejim değişikliğine kadar farklı hedefler ortaya koydu.

Pinfold'a göre, Körfez liderleri yine de saldırıları sona erdirmenin tek yolunun diplomasi olduğunu düşünüyor.

"Hiçbirinin ateş altında kalmamasını sağlamanın tek yolu, bir tür anlaşmaya varmak ve müzakere yoluyla bir uzlaşma."

Bölgesel dinamikler

İran'ın insansız hava aracıyla düzenlediği bildirilen saldırının ardından Suudi Aramco'nun Ras Tanura petrol rafinerisinden yükselen dumanlar arasında araçlar yolda ilerliyor.

İran'ın insansız hava aracıyla düzenlediği bildirilen saldırının ardından Suudi Aramco'nun Ras Tanura petrol rafinerisinden yükselen dumanlar.

Pinfold, İran'ın Körfez ülkelerinin hepsini "eşit bir şevkle" hedef almadığını, bunun da bu ülkelerle olan ilişkilerinin farklılığından kaynaklandığını söylüyor.

Birleşik Arap Emirlikleri, savaş sırasında en çok saldırıya uğrayan ülkelerden biri oldu.

2020'de hem İsrail hem de Bahreyn, İsrail ile ilişkilerini normalleştirmişti.

Öte yandan, İran ve Batı arasında uzun süredir arabulucu rolü üstlenen Umman, Tahran tarafından çok daha az hedef alındı.

Pinfold, "Umman, İran'ın yeni dini liderini tebrik eden tek Körfez ülkesiydi" diye açıklıyor ve "Bu durum diğer Körfez başkentlerinde pek iyi karşılanmadı" diyor.

Dubai Kamu Politikası Araştırma Merkezi Genel Direktörü Muhammed Baharoon, "İran, Körfez ülkelerini kendisine karşı genişleyen bir koalisyona doğru itiyor" şeklinde konuşuyor.

"İran, Körfez ülkelerine saldırarak bu ülkeleri düşman haline getiriyor ve kimsenin istemediği daha geniş kapsamlı bir savaşa yol açma riskini alıyor" diye de ekliyor.

Geçen Çarşamba günü Suudi Arabistan'da yapılan Körfez Dışişleri Bakanları toplantısının ardından Arap ülkeleri, BM Sözleşmesi'nin 51. maddesi uyarınca kendilerini savunma haklarına vurgu yaptı.

Misillemeyi ne tetikleyebilir?

Bahreyn'in Manama kentine bağlı Juffair bölgesinde İran insansız hava aracı saldırısı sonucu hasar gören bina.

Bahreyn'de bir bina, İran'ın insansız hava aracı saldırısı sonucu hasar gördü.

Körfez ülkeleri şimdilik misillemeden kaçınsa da, İngiliz düşünce kuruluşu RUSI'nin kıdemli araştırmacısı Dr. H. A. Hellyer'e göre, özellikle enerji ihracatını aksatan saldırılar devam ederse veya tırmanırsa "siyasi hesaplar hızla değişebilir".

"Düşünce yapısını değiştirebilecek olasılıklardan biri de enerji tesislerine yönelik büyük bir saldırı olabilir" diyor.

İran, Perşembe günü Katar'ın Ras Laffan enerji kompleksine düzenlediği saldırının ardından, kendi tesislerine yönelik saldırıların devam etmesi halinde ABD'nin Körfez'deki müttefiklerinin "tamamen yok edeceğini" belirtti.

İran'ın desteklediği bölgesel vekil güçlerin Körfez ülkelerini doğrudan hedef alması durumunda, Körfez ülkelerinin tutumlarında bir başka değişiklik daha yaşanabilir.

Pinfold, "Husiler tarafından saldırıya uğrarlarsa... bu yeni bir cephe açar" diyor.

Bu senaryoda, "Körfez ülkeleri çatışmayı artık sadece ABD ve İsrail'in değil, kendi çatışmaları olarak da görebilirler" diye de ekliyor.

Bahreyn'in Sitra Adası'ndaki Bapco Petrol Rafinerisi'nde yapılan saldırının ardından duman yükseliyor.

Bahreyn'in Sitra Adası'ndaki Bapco Petrol Rafinerisi'ne yapılan saldırının ardından yükselen dumanlar.

Her ne kadar, Körfez ülkeleri şimdilik misilleme yapmamış olsa da, Pinfold İran'ın stratejisinin "inanılmaz derecede yüksek riskli" olduğunu söylüyor.

"İranlılar Körfez ülkeleriyle tüm köprülerini yakıyorlar, bu da İranlıların bu çatışmayı ne kadar varoluşsal bir mesele olarak algıladığını gösteriyor" diyor.

Hellyer, Körfez ülkelerinin, özellikle sivil hedeflere yönelik saldırılar söz konusu olduğunda, İran tarafından ucu açık bir şekilde saldırıya uğramayı "kabul etmeyeceklerini" söylüyor.

Sonuç olarak, İran'ın Körfez ülkelerini Washington'ı dizginlemeye zorlamak gibi yüksek riskli stratejisinin muhtemelen ters tepeceğini düşünüyor.

"ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşının başlamasına karşı çıkmış olsalar bile, İran'ın misillemelerinden dolayı kendi güvenliklerinin tehlikede olduğuna ve İran'dan gelen acil tehdidi sona erdirmek için ABD'nin savaşını desteklemenin daha mantıklı olduğuna karar verebilirler."

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.