Rusya tebessümle izliyor, Trump'ın her tehdidi NATO'nun altını oyuyor

Rusya tebessümle izliyor, Trump'ın her tehdidi NATO'nun altını oyuyor
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Steven Erlanger / New York Times

Donald Trump yeniden seçilmesinden bu yana birkaç kez NATO ittifakından ayrılma tehdidinde bulundu. Çarşamba günü bunu yeniden yaptı; çünkü Avrupa ülkelerinin şimdiye kadar sonucu belirsiz olan ABD-İsrail ikilisinin İran’a karşı yürüttüğü savaşa katılmayı reddetmesinden dolayı hayal kırıklığına uğramıştı.

Ancak şu bir gerçek ki, Trump NATO’yu ne kadar küçümser ve ondan vazgeçme tehdidinde bulunursa, ittifak o kadar içi boş hale geliyor.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler Birliği’ni caydırmak ve Avrupa’da barışı korumak amacıyla kurulan ittifak şimdi bir kriz içinde ve bazıları hayatta kalıp kalamayacağını sorguluyor. Ortadoğu’daki savaş, ABD’nin ittifaka bağlılığı konusundaki mevcut şüpheleri daha da görünür hale getirdi; bunu savunanlardan biri NATO’nun eski ABD büyükelçisi Ivo Daalder oldu.

Daalder şunları söyledi:

“Artık herhangi bir Avrupa ülkesinin ABD’nin kendi savunmasına yardıma geleceğine güvenebilmesinin nasıl mümkün olacağını görmek zor. Belki umut edebilirler. Ama buna güvenemezler”

Trump Çarşamba gecesi ulusa sesleniş konuşmasında NATO’dan söz etmedi; bu durum müttefikler için bir rahatlama oldu.

"Beşinci madde artık caydırıcı değil"

Ancak üst düzey bir Avrupalı yetkili, çoğu Avrupalının NATO’nun kolektif savunma taahhüdünü ifade eden 5. Maddesi’nin artık caydırıcılığa sahip olduğuna inanmadığını söyledi. Konunun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, ABD’nin artık küresel düzensizliğin bir parçası gibi göründüğünü ifade etti. Ona göre ülke artık çözüm ve son çare güvenlik garantörü değil.

Perşembe günü Güney Kore’nin başkenti Seul’de konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha açık konuştu ve Trump'ın NATO’dan çekilme yönündeki tekrar eden tehditleriyle ittifakın zayıfladığına vurgu yaptı.

Macron, “Taahhüdünüz hakkında her gün şüphe yaratırsanız, onu içini boşaltırsınız” şeklinde konuştu.

Geçen hafta Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın Avrupalı müttefiklerden duyduğu memnuniyetsizliği yansıtarak İran’daki savaş sona erdikten sonra NATO ile ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.

“ABD olmadan NATO yoktur” diyen Rubio, “Bir ittifak karşılıklı faydaya dayanmalıdır. Tek taraflı bir ilişki olamaz. Umarım bunu düzeltebiliriz” dedi.

Avrupa ABD yokken çaresiz mi?

Ancak herkes bu kadar emin değil. ABD ittifakın sinir merkezi ve omurgası konumunda, çünkü Washington her zaman bunun böyle olmasını istemişti. Yine de Avrupa çaresiz değil ve kısmen Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle, kısmen de Trump’ın talepleri nedeniyle askeri harcamalarını önemli ölçüde artırıyor.

Washington Avrupa’daki 70 bin ABD askerini çekse bile, Avrupalı yetkililere göre Avrupa merkezli bir NATO düşünülebilir. NATO’nun komuta sistemi ve altyapısı varlığını sürdürüyor ve Avrupalılar görevlerin çoğunu doldurabilir. Avrupa’nın konvansiyonel savaşta ABD katkısının yerini alabilmesi için ne yapması gerektiğine dair çeşitli çalışmalar yapıldı.

ABD'siz NATO'nun Avrupa'ya faturası 1 trilyon doları geçebilir

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün geçen Mayıs ayında yayımladığı bir çalışma, bunun 25 yıllık bir dönemde yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir maliyete ulaşabileceğini öngördü. Brüksel merkezli araştırma kurumu Bruegel ise Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü ile bir yıl önce yaptığı benzer bir çalışmada, Avrupa’nın Rus saldırganlığını caydırmak için kısa vadede en az 300 bin ek askere ve yıllık en az 290 milyar dolarlık ek askeri harcamaya ihtiyaç duyabileceğini tahmin etti.

NATO’nun eski savunma yatırımlarından sorumlu genel sekreter yardımcısı Camille Grand da Avrupa’nın ABD’nin yerini alabilmesi için doldurması gereken boşluklara ilişkin kendi ayrıntılı çalışmasını yazdı.

Trump yönetiminden yetkililer, Avrupalıların konvansiyonel savunmayı yönetmesi gerektiğini, Washington’ın ise nükleer şemsiyeyi sürdürmesini savundu.

Bunu gerçekleştirmek için son tarih konusunda çoğu kişi hemfikir: 2029. Alman ordusunun başındaki General Carsten Breuer, o tarihe kadar Rusya’nın büyük olasılıkla NATO’ya ciddi bir saldırı başlatabilecek kapasiteye ulaşacağını söyledi. Ancak o zamana kadar Alman ve NATO güçlerinin çok güçlü bir savunma yapabileceğini de ekledi.

"ABD kadar iyi olmaya gerek yok, Rusya'dan iyi olalım, yeterli"

Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski’nin geçen yıl Avrupa hakkında söylediği gibi: “ABD kadar iyi olmamıza gerek yok. Sadece Rusya’dan daha iyi olmamız yeterli”

Yeri doldurması en zor olan şey ise Avrupa üzerindeki Amerikan nükleer şemsiyesi. Trump bunun korunacağını defalarca söyledi. Ancak Avrupa ülkeleri aktif şekilde alternatifleri tartışıyor.

Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa, Almanya ve İsveç ile birlikte kendi nükleer şemsiyelerini en azından Amerikan modeline yaklaştıracak şekilde genişletmenin yollarını tartışıyor.

Fransa kendi nükleer cephaneliğini artıracağını açıkladı. İngiltere ise nükleer denizaltılarına ek olarak hava tabanlı nükleer bombardıman uçaklarından oluşan bir kapasiteyi yeniden kuracağını söyledi. Yine de İngiliz nükleer caydırıcılığı ABD teknolojisine bağlı ve Fransız nükleer gücü de Fransız cumhurbaşkanının belirlediği ulusal çıkarları korumak üzere tasarlanmış durumda.

Trump’ın İran’ı müttefikleriyle istişare etmeden bombalama kararı alması ve ardından yardım talep etmesi Avrupa’nın daha fazla sorumluluk üstlenmesi yönündeki eğilimi daha da güçlendirdi. Portekiz’in eski Avrupa işleri devlet sekreteri Bruno Maçães gibi birçok kişiye göre ABD’nin bu “maceracı çıkışı” bir yenilgi gibi görünüyor.

Maçães, “Mesele artık sadece ABD’nin bizim için orada olmasını istemek değil; aynı zamanda ABD’nin istese bile bunu yapamayacağı hissi” dedi.

Maçães'e göre Avrupa için bu durum özerklik ile Amerika arasında yapılacak seçimi her ay daha keskin hale getiriyor.

"ABD'nin NATO'dan ayrılması Rusya'ya unutamayacağı bir hediye olur"

Trump’ın hayal kırıklığına rağmen, birçok kişi ittifakı yıkmanın ABD’ye nasıl bir fayda sağlayacağını merak ediyor.

Almanya’nın Washington’daki eski büyükelçisi Wolfgang Ischinger, sosyal medyada yaptığı açıklamada NATO’dan ayrılmanın militarize olan Rusya için bir hediye olacağını söyledi.

Ischinger şu ifadeleri kullandı:

“Şunu açıkça söyleyelim ki ABD askerlerinin Avrupa’dan çekilmesi Rusya’nın nihai stratejik zafer ilan etmesine imkan tanır: ABD’yi Avrupa’dan çıkarmak Kremlin’in Sovyet döneminden bu yana temel stratejik hedefidir. ABD’nin bunun gerçekleşmesine izin vermesi mümkün mü?”

NATO’nun eski ABD büyükelçisi Nicholas Burns’e göre ise ittifaktan çekilmek ABD’nin küresel güç olarak konumu için felaket olur. Burns, Kongre’nin böyle bir kararı kabul etmesine şaşıracağını da söyledi.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.