Terör örgütü PKK'yla mücadele operasyonları sırasında komuta ettiği timden askerlerin şehit kendisinin de gazi olduğu emekli subay ve uluslararası strateji analisti, güvenlik ve terörle mücadele uzmanı Abdullah Ağar, Suriye'deki gelişmeleri değerlendirdi. Ağar, terör örgütü PKK'nın Suriye’deki uzantısı YPG/SDG’nin Şam yönetimi ile imzaladığı anlaşmaya uymaması üzerine başlatılan operasyonlar için "Anlaşma metinde değil, sahada patladı. Mazlum Abdi, Şam’la değil Kandil’le karar veriyor. Haseke krizi, SDG–ŞAM değil PKK–Suriye devlet hesaplaşmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Abdullah Ağar'ın analizi şöyle:
SDG/PKK Terör Örgütüyle-ŞAM Yönetimi arasında imzalanan anlaşmada “bizi de son derece yakından ilgilendiren” son derece önemli bir madde var:
On ikinci madde: SDG’nin, Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışında olmak üzere, Suriyeli olmayan tüm PKK (Kürdistan İşçi Partisi) lider ve unsurlarını ülke dışına çıkarmayı taahhüt etmesi; böylece egemenliğin ve komşu ülkelerin istikrarının güvence altına alınması.
Bu gerçekten çok güzel.
Çok değerli.
Ama!
Bir değil çok ‘ama’sı var.
Soğukkanlı bir şekilde okumaya çalışalım.
Bu başlık SDG’nin karar mekanizmaları içindeki PKK’lı lider kadroları, PKK tabanlı teröristleri kapsıyor.
Bunların mevcudu nedir?
Bunlar yaklaşık 11.000 dağ kadrosu terörist.
Üstüne Türkiye’deki çözüm süreci sırasında özellikle Irak’tan Suriye’ye geçen ve diğer 11.000’i tahkim eden 7.000-13.000 terörist var. (Sahadan ve açık kaynaklardan derleyebildiğim, teyit seviyeleri oldukça farklı. Skala o nedenle çok açık, zaten dışarıdan okumak mümkün değil.)
Bir de SDG’nin omurgasını ve beynini oluşturan ideolojisi ile beyni yıkanmış 11.000 PKK dağ kadrosunun PKKlılaştırdığı SDG içindeki diğer kadrolar ve toplumsal taban var.
Sorunu karmaşıklaştırmayalım ve dağ kadroları üzerinden gitmeye devam edelim.
Sonuçta şu an elimizde anlaşmaya-taahhüde muhatap bir rakam var:
“Kabaca 20.000 dağ kadrosu terörist.”
Ve artık anlaşma metnine göre SDG’nin bunları Suriye’den çıkartılmasını bekliyoruz.
Olur mu?
Kolay mı?
Zor mu?
İmkansız mı?
Manipülatif mi?
Sorular:
1- SDG içindeki PKK kadroları kimler?
2- Listeleri kimin elinde?
3- Listeler manipüle edilir mi? (yani SDGli PKKlı ayrımını kim nasıl yapacak, kim nasıl teyit edecek, kim nasıl onaylayacak?)
4- Peki bunlar Suriye’den çıkmayı kabul ediyorlar mı?
5- Çıkmalarını Kandil kabul ediyor mu?
6- Çıkmalarını üzerlerinde eli olan ülke(ler) kabul ediyor mu?
7- Çıkarlarsa nereye gidecekler?
8- Onları kabul edecek bir ülke ya da coğrafya var mı?
Bunlar kimler sorusunu en iyi Suriye’deki SDG/PKK arşivini, maaş bordolarını elinde tutanlar bilir.
Peki bunlar kim?
Bunlar da PKK’lı kadrolar!
Peki PKK’lıları Suriye’den çıkartacak anlaşmanın tahahhüdünü veren SDG’li lider kadrolar kim?
Yine PKK’lı kadrolar!
Biraz komik, biraz karmaşık, biraz ironik!
Örneklendirelim:
1- Mazlum Abdi (Kod Mazlum Kobani / Kod Şahin Cilo / Kod Ferhat Abdi Şahin)
SDG Genel Komutanı, PKK kökenli, PKK’nın Kandil ve Türkiye sahasında uzun yıllar yer almış, Öcalan’ın yakın çevresinde bulunmuş isimlerden. Hatta Apo’nun manevi oğlu olduğu ifade edilir.
Askeri kararları tek başına değil, Kandil hattı ve üst kadro ile kolektif biçimde alır.
Not: ABD ile temaslarda “Suriyeleşmiş aktör” olarak sunulur, ancak PKK hiyerarşisiyle bağı yapısaldır.
Üstüne anlaşmayla birlikte Haseke valiliği bile gündeme getirildi.
2- İlham Ahmed (Kod Rohani)
SDG / PYD siyasi kanat-dış ilişkiler. Doğrudan dağ kadrosu değil; ancak PKK ideolojik çizgisine tam bağlı, Kandil onaylı bir siyasi figür.
Not: “Sivil-uzlaşmacı” görüntülü. Nihai merci Kandil’le yapısal bağ, uygulayıcı.
3- Sipan Hemo:
Eski YPG Genel Komutanı. Kandil çıkışlı, klasik dağ kadrosu. YPG’nin askeri omurgasının kurucularından.
4- Fehman Hüseyin (Bahoz Erdal)
Dolaylı ama en kritik terörist. PKK askeri aklı, SDG üzerindeki Kandil vesayeti. Doğrudan SDG’de görünmez. Bu dönem Halep-Fırat doğusu çatışmalarında olduğu gibi kriz-çatışma ve kaos kararlarında SDG üstündeki aktörtür.
Not: Suriye sahasında “geri çekilmeme / çatışmayı büyütme / geri çekilme” gibi çok yönlü reflekslerin arkasındaki isimlerden biri olarak değerlendirilir.
5- Sozdar Hacı (Sozdar Avesta)
Kadın yapılanması / YPJ hattı. Kandil çıkışlı, ideolojik sert çekirdek. Kadın yapılanması üzerinden örgütsel disiplin ve ideolojik süreklilik. YPJ’nin “Suriyeleşmiş” değil, doğrudan PKK modeliyle inşa edildiğinin ispatı.
6- Aldar Halil.
Öcalan çizgisine ideolojik olarak en bağlı isimlerden. “Demokratik konfederalizm” söyleminin Suriye ayağı. SDG’nin “siyasi aklı” denilen yapının asıl ideolojik kilidi. PYD’nin ideolojik-siyasi çekirdeğii
7- Nuri Mahmud.
PKK ideolojik eğitiminden geçmiş, Kandil çizgisine sadık. SDG Sözcüsü / Eski YPG komutanı.
Askerî-siyasi mesajların kamuoyuna kontrollü sızdırılması. Sözcülük, PKK için basit bir iletişim görevi değil; algı ve irade yönetimi pozisyonudur.
8- Polat Can.
SDG dış iletişim ve medya sorumlusu. PKK çizgisine uzun süreli bağlılık, Batı kamuoyuna PKK masallarının anlatıcısı. ABD ve Avrupa medyasında “SDG dili” üreticisi. Yerel bir figür gibi görünse de, Kandil söyleminin Batı’ya tercümanıdır.
9- Rojda Felat.
PKK kökenli SDG / YPJ komutanı. Kadın savaşçı yapılanmasının askerî sahadaki liderliği. YPJ, SDG içinde PKK adına ideolojik sadakatin en sert tutulduğu alanlardan biridir.
10- Heval Roni (kod adı) Gerçek ismini bulamadım.
Doğrudan dağ kadrosu. SDG askerî planlama / saha koordinasyonu, operasyonel planlama ve emir iletimi. Kandil’den sahaya kurye, yüksek profilli bağlantı elemanı.
11- Heval Azad / Heval Dara (kod adları) Bunların da gerçek isimleri olumsuz.
Uzun süreli PKK kadrosu/YPG hattına atama. Bölgesel askeri sorumlular (Deyr ez-Zor – Haseke – Ayn el Arab)
Uzatabilirim, ama yeterlidir sanırım.
Doğrudan sahada görünmeyen ama talimat zincirinin en tepesindeki Cemil Bayık hattına, Suriye uzantılarına, SDG tepesindeki PKK-KCK Yürütme Konseyine, SDG içindeki kritik askerî-siyasi hiyerarşi içinde nihai hüküm sahiplerini görebiliriz. SDG içindeki “kal/savaş/uzlaş/kaç” kararları, çoğu zaman Mazlum Abdi yapılanmasından değil, doğrudan Kandil’den gelir.
Bunun üstüne “itaatsizlik - çözülme” anlarında devreye giren Sabri Ok - KCK üst yönetimine bağlantılı örgütsel disiplin, iç tasfiye, infaz ve kadro kontrol mekanizmalarına girebilir, daha çok çok uzatabilir, ama sizi boğarız.
Artık ana fikrin oluştuğunu düşünüyorum.
Not: Bu liste bir ifşa değil; anlaşmanın sahada neden uygulanamayacağını gösteren yapısal bir fotoğraf.
Şimdi paradigmamızı biraz değiştirelim:
SDG hiyerarşisinde üç katman görülür:
- Vitrin süsleri-Uluslararası meşruiyet için kullanılır.
- Uygulayıcı Kadro-Sahadaki yönetimi bunlar yapar.
- Karar ve İrade Merkezi (Kandil-KCK-PKK çekirdeği) Savaş, çekilme, uzlaşma kararlarını bu merkezler alır.
Bugün sahada gördüğümüz SDG kararlarının uygulayıcı (2.) katman değil, 3. Katman (karar ve irade merkezinin) iradesidir.
O zaman hüküm cümlesini kuralım:
SDG/PYD/YPG/AANES/TEVDEM… Adı ne olursa olsun Suriye’deki SGD genel adıyla anılan terör yapılanması karar vericiler, lider kadrolar, gölge kadrolar, uygulayıcı kadrolar, kuryeler, sözde askeri danışman ve ideolojik eğitmenler, hiyerarşi içindeki alt-orta-üst düzey elebaşları % 100’e yakın dağ kadrosudur ya da sadık test edilmiş PKK ideoloji kökenlidir.
Şimdi en yukarıdaki 8 soruyu tekrar gözönüne getirin ve neler olabileceğini yazdıklarım üzerinden tekrar düşünün lütfen.
Bakın ben muhakememi baştan söyleyeyim: Hır çıkar!
Sadece kavga çıkmaz, eğer bu işler Kandil’e, PKK’ya rağmen yapılıyorsa, suikastlar, infazlar gelebilir, hatta SDG yönetimine darbe bile olabilir.
Hesaplaşma örgüt içinden, SGD-ŞAM çatışmasından çıkıp, küresel ve bölgesel hesaplaşmayı çok daha görünür yapabilir.
Ama!
PKK-Kandil-arkasındaki ülke ve onun arkasındaki ülke denklemi işliyor ve bir uzlaşı üretiyorsa pasta paylaşılmış demektir.
Bitirirken şimdi bir başka anlaşma maddesine değineceğim ve üsteki satırla bağlantıyı kurup noktayı koyacağım.
Altıncı madde: SDG liderliğinin, eski rejim kalıntılarının kendi saflarına katılmamasını taahhüt etmesi ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki bölgelerde bulunan eski rejim kalıntılarına mensup subayların listelerini teslim etmesi.
Bu 6ncı ve analizini yaptığımız 12nci madde birlikte okunduğunda; Gazze’den başlayıp, Lübnan, Suriye, Irak, İran havzasına yayılan savaşın Suriye’nin kuzeydoğusunda yeni bir hesaplaşmaya dönüştüğü görülür.
ABD; Suriye’de İran güdümlü eski rejim kalıntılarını ve İran’la işbirliği yapan bu havzadaki PKK kadrolarını etkisizleştirmek istiyor.
Şaşırdık mı?
Hayır.
7 Ekim’den sonra bu son derece anlaşılabilir bir gerçek.
O zaman karşı soru şu:
Buna karşı PKK-İran’la işbirliğindeki Kandil-İran ve İran’ın ardındaki güçler ne yapacaklar?
Yukarıdaki paragraflar içinde bunun da yanıtı ekili.
Bunun üstüne Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de “Kalın ve Savaşın” talimatını kimin verdiğini (Kandil) hatırlayın.
Artık anlaşmanın çözüm üretemediği en önemli handikap karşınızda duruyor.
SDG-ŞAM anlaşmasının 6 ve 12. Maddeleri çözüm değil; PKK’nın Suriye’deki gerçek karar merkezini ifşa eden, bu yüzden de çatışma üretme potansiyeli en yüksek olan iki maddesidir.
O zaman bizim kuracağımız son cümle de şudur:
Bu anlaşma bir “çözüm belgesi” değil, tasfiye-direnç-karşı hamle zincirini tetikleyen bir geçiş belgesidir.
Bugün sahada olanlar da bunu ispatlamıyor mu?


