ABD ve İsrail'in saldırısıyla başlayan İran savaşı üçüncü haftasına girerken, ham petrol arzındaki düşüşün ciddi bir enerji krizine yol açacağı endişeleri büyüyor.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatması nedeniyle dünya petrol arzının en az yüzde 15'i Körfez'de fiilen mahsur kalmış durumda.
İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez bu denli büyük bir petrol şoku yaşanıyor.
Bu şok, Brent ham petrolü varil fiyatını 100 doların üzerine çıkardı. Dizel ve uçak yakıtı gibi rafine yakıtların küresel fiyatları, uzun süreli kıtlık endişesi nedeniyle, daha da keskin bir şekilde arttı.
İran'ın yeni dinî lideri Mücteba Hameney, saldırılara son vermeleri için ABD ve İsrail üzerinde baskı uygulamaya çalıştıklarını, bu nedenle Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalacağını söyledi. Bununla birlikte Hamaney, münferit bazı ülkelerin, gemilerinin bu güzergahtan geçişini İran donanmasıyla koordine edebileceklerini duyurdu.
Şoktan çıkış arayışı
Washington yönetimi, ABD donanmasının şu anda Hürmüz Boğazı'nı kuvvet kullanarak açamayacağını kabul etmiş durumda.
Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı'na alternatif seçenek sunma arayışında, günde 5 milyon varile kadar petrolü Kızıldeniz limanı Yanbu'ya yönlendirmek için çabalıyor.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de petrol satışını, Hürmüz Boğazı'ndan Fuceyra limanındaki terminale yönlendiriyor.
Ancak tüm bu çabalar, gittikçe büyüyeyecek enerji açığını kapatmaya yetmiyor. Savaş öncesinde bu bölgeden günlük olarak dünyaya tedarik edilen yaklaşık 15 milyon varil petrol, artık küresel pazarlara ulaştırılamıyor.

Trump'ın krizi önleme hamleleri sonuç veriyor mu?
ABD, Hürmüz Boğazı'ndan geçişi yeniden sağlamak için çabalıyor.
Trump yönetimi geçişleri teşvik etmek üzere gemileri savaşla ilgili kayıplara karşı sigortalamak için mali garantiler sunsa da, ticari nakliyeciler riski almaya istekli görünmüyor.
Başkan Donald Trump ayrıca Hürmüz Boğazı'nda güvenliği sağlamak için müttefiklerine bölgeye donanmalarını gönderme çağrısı yaptı. ABD'nin müttefikleri çağrıya temkinli yaklaştı, pek çok müttefik açıkça ret yanıtı verdi. Müttefikler böyle bir çağrıya olumlu yanıt verse bile bunun planlanarak hayata geçirilmesi haftalar sürebilir.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ile diğer 10 petrol üreticisinin oluşturduğu OPEC+, geçmişteki krizler esnasında petrol açığına "yedek üretim kapasitesi" yoluyla çözüm arardı.
Ancak bu sefer bu seçenek de masada değil. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre İran savaşı başlamadan önce günde yaklaşık 3 milyon 900 bin varil yedek kapasite mevcuttu, ama bunun ezici çoğunluğu Ortadoğu'da. Sadece Suudi Arabistan'daki yedek kapasite yaklaşık 1 milyon 700 varil. Yani yedek kapasitenin de pazarlara ulaştırılması zorda.
IEA da aslında hızlıca harekete geçti. Geçen hafta, 32 üye ülkenin acil durum rezervlerinden 400 milyon varil petrolü piyasaya sürme planlarını açıkladı. Bu, kurumun yönettiği toplam stratejik petrol rezervlerinin yaklaşık üçte birine tekabül ediyor.
ABD, 415 milyon varillik Stratejik Petrol Rezervi'nden 172 milyon varil ile açık ara en büyük payı sağlayacak. JPMorgan'a göre bundan sonrası için ABD’nin elinde, teknik ve operasyonel sınırlar nedeniyle sadece 100 milyon varillik petrol rezervi kalacak.
Bu arada Trump yönetimi, yabancı bayraklı gemilerin ABD limanları arasında yakıt ve tarım ürünleri taşıyabilmesine imkan sağlamak için asırlık Jones Yasası'nın geçici olarak askıya alınmasını da değerlendiriyor. Bu adım, özellikle Körfez Kıyısı’ndaki rafineri merkezinden Doğu ve Batı kıyılarına yakıt taşınması yoluyla bölgesel darboğazları hafifletebilir. Ancak ham petrol fiyatları üzerindeki etkisinin çok sınırlı olacağı düşünülüyor.
Trump'ın ABD Kongresi'ne benzin ve dizel vergilerini düşürme çağrısı yapması da çözüm vadetmiyor.
Peki Rus petrolü piyasaları rahatlatır mı?
Trump yönetimi, yükselen benzin fiyatları ile ilgili siyasi hassasiyetlerin farkında. Zaten bu nedenle piyasa üzerindeki baskıyı hafifletmek için son iki haftadır neredeyse tüm mevcut kaldıraçları kullandı.
Hatta Washington, küresel arzı artırmak ve enerji fiyatları üzerindeki baskıyı hafifletmek için Rusya yaptırımlarını gevşetti.
Trump yönetimi, 30 gün süreyle, denizde bekleyen Rus ham petrolü ve petrol ürünlerinin satın alınabileceğini, yaptırımlara muafiyet getirildiğini duyurdu.
Küresel nakliye veri analiz şirketi Kpler'e göre, 12 Mart itibarıyla tankerlerdeki Rus ham petrolü ve rafine ürünleri 245 milyon varil dolayında. Bu, İran savaşı boyunca pazarlara tedarik edilemeyen Ortadoğu petrolüne yakın bir oran.
Ama süresi uzatılsa da, muafiyetin piyasaları rahatlatmaya yetmeyeceği konusunda uzmanlar hemfikir.
Çünkü Batı'nın yaptırımlarına rağmen Çin, Hindistan ve Türkiye zaten Rusya petrolünün büyük kısmını satın alıyordu. Dolayısıyla buradan pazarlara akacak petrol, beklentilere yanıt verebilecek yeterlilikte değil.
Riskler neler?
Bütün bu göstergeler, acı bir gerçeği ortaya koyuyor: Trump, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının küresel petrol piyasası üzerindeki artan etkisini gerçek anlamda telafi edebilecek araçlardan yoksun.
Arzın talebi karşılayamadığı durumlarda sadece fiyatlar yükselmiyor. Aynı zamanda tüketim de genellikle düşüyor. Petrol söz konusu olduğunda riskler daha da artıyor. Enerji krizi, küresel ekonomiye darbe indirebilir.
Kim en savunmasız konumda?
Asya en savunmasız konumda, çünkü bölge ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 60’ını Ortadoğu'dan karşılıyor.
Petrol tedarikinin İran savaşı nedeniyle sekteye uğramış olmasının etkileri yakında hissedilmeye başlanacak.
Körfez'den Asya'ya tanker seferleri genellikle yaklaşık bir ay sürüyor. Bu da önümüzdeki iki hafta içinde petrol akışının birden azalacağı anlamına geliyor.
Güney Kore'den Sri Lanka'ya bir çok ülke yakıtı karnelemeye başlamak zorunda kalabilir ve bu zaten kırılgan olan bu ülkelerin ekonomilerine darbe indirebilir.
Tayland, Japonya, Vietnam ve Hindistan gibi ülkeler halihazırda adımlar atmaya başladı.
Asya genelindeki rafineriler, ham petrol tasarrufu sağlamak amacıyla üretim kapasitelerini düşürdü. Bazı hükümetler, çalışanlara evden çalışma talimatı verdi, yürüyen merdiven kullanımını kısıtladı ve bazı durumlarda, tüketicileri hızla yükselen fiyatlardan korumak için akaryakıt vergilerini kaldırdı.
Hürmüz Boğazı'nın ne zaman yeniden açılacağı öngörülemiyor. Bu da küresel petrol tedarik zinciri üzerindeki baskıyı giderek artırıyor.
ABD'nin acil durum seçeneklerini tüketmesiyle birlikte, petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskı muhtemelen artacak, bu da Trump yönetimi üzerinde siyasi baskının yoğunlaşmasına yol açacak.


