ABD Başkanı Trump yine 'kıvırdı': "İran'a saldırılarımızı henüz tamamlamadık"

ABD Başkanı Trump yine 'kıvırdı':
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

ABD ve İsrailli liderlerin açıklamalarına göre İran ile savaşın pek çok siyasi hedefi var. Bunlardan en önemlisi rejim değişikliği ve İran'ın nükleer ve füze programlarının yok edilmesi.

Ancak bu hedeflere ulaşıp ulaşmadıklarını nasıl bilecekleri hâlâ net değil. Savaşta 13 güne girildi.

Trump yine ağız değiştirdi

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a düzenledikleri saldırılarda bu ülkenin askeri kapasitesini büyük oranda ortadan kaldırdıklarını savunarak "İran’ı daha önce tarihte hiçbir ülkeyi olmadığı kadar sert şekilde vurduk ancak henüz bitirmedik." dedi.

ABD Başkanı Trump, Kentucky ve Ohio eyaletlerini ziyaret için Beyaz Saray'dan ayrılırken basın mensuplarına İran gündemini değerlendirdi.

İran'a yönelik saldırılarının kendileri açısından şu ana dek "çok başarılı" gittiğini ifade eden Trump, İran'ın askeri kapasitesini büyük ölçüde yok ettiklerini savundu.

İran saldırılarının ne zaman sona erebileceğiyle ilgili soruları yanıtlayan Trump, "İran'ı daha önce tarihte hiçbir ülkeyi olmadığı kadar sert şekilde vurduk ancak henüz bitirmedik." değerlendirmesini yaptı.

Trump'ın son açıklamasında dile getirdiği "İran'da vuracak pek bir yer kalmadı, istediğim zaman savaşı bitiririm" şeklindeki açıklamasının ardından henüz İran'a saldırıları tamamlamadıklarını ifade etmesi dikkati çekti.

Dün sabah saatlerinde ise ABD merkezli haber sitesi Axios'a konuşan Trump, "Savaş harika gidiyor" dedi, "hedeflenenden çok daha fazla ilerleme kaydettiklerini" savunmuştu.

"Savaşın yakında sona ereceğini çünkü artık İran'da neredeyse vurulacak bir hedef kalmadığını" ifade eden Trump, vurulacak "tek tük hedef kaldığını" belirterek "Ne zaman bitmesini istersem, o zaman bitecek" demişti.

İsrail de “savaş sürecek” demişti

Oysa sabah saatlerinde İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, savaşın süreceği mesajını vermişti.

ABD ile yürüttükleri ortak askeri harekatın, Tahran rejiminin ağır kayıplar vermesine yol açtığını savunan ve "İran liderleri fareler gibi tünellere kaçtı" diyen Katz, "Bu operasyon, tüm hedeflerimize ulaşana ve kampanyanın sonucunu belirleyene kadar, gerekli olduğu sürece, herhangi bir zaman sınırı olmaksızın devam edecek" demişti.

ABD Başkanı, "(İran) Donanmalarını, hava kuvvetlerini, hava savunma sistemlerini, radarlarını ve liderlerini kaybettiler. İstesek fazlasını yapabiliriz." ifadesini kullandı.

Mücteba Hamaney'in görevde kalması durumunda ABD'nin zafer ilan edip etmeyeceği sorusuna ise Trump, "Bu soruya yorum yapmak istemiyorum." yanıtını verdi.

ABD'nin İran'daki okul saldırısına ilişkin Pentagon raporu

Öte yandan Trump, İran'da bir okula düzenlenen Tomahawk saldırısının ABD ordusu tarafından "yanlışlıkla" gerçekleştirildiği yönündeki ön rapora ilişkin soruyu ise "Şu an rapor hakkında bilgim yok." sözleriyle geçiştirdi. Saldırıyı defalarca İran'a bağlamaya çalışan ABD Başkanı Donald Trump, "Gördüklerime dayanarak o saldırı İran tarafından yapıldı. Mühimmatlarında hiç isabet kabiliyeti yok." ifadesini kullanmıştı.

İsmi açıklanmayan ABD'li yetkililer ve konuya dair bilgi sahibi kaynaklar, 28 Şubat'ta gerçekleştirilen saldırıyla ilgili New York Times'a (NYT) konuştu.

İran Kızılayına göre, saldırılarda hedef alınan ilkokul 40 dakika arayla iki kez bombalandı.

ABD'li yetkililere göre, devam eden askeri soruşturmanın ön bulguları, İran Devrim Muhafızları Ordusunun kullandığı deniz üssünü hedef alan operasyon sırasında saldırının söz konusu okula "yanlış hedefleme" sonucu gerçekleştiğine işaret ediyor.

Bu kapsamda, ABD'li yetkililer, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndaki (CENTCOM) subayların, Savunma İstihbarat Ajansı'nın (DIA) sağladığı güncel olmayan verileri kullanarak saldırı koordinatlarını belirlediğini savundu.

Okula yönelik saldırının yapay zeka modelleri ya da yeni teknolojilerden kaynaklanmadığını vurgulayan ABD'li yetkililer, bunun savaş ortamında zaman zaman görülen ve yıkıcı sonuçlar doğurabilen "insani bir hatanın ürünü" olduğunu kaydetti.

Okul binasının askeri bir hedef olarak etiketlendiği bu eski verilerin neden tekrar kontrol edilmediği bilinmezken, NYT'nin araştırmasına göre, söz konusu okul binası, 2013-2016 yılları arasında askeri üsten ayrılarak bağımsız hale geldi.

NYT'nin ulaştığı uydu görüntüleri, binanın çevresindeki gözetleme kulelerinin kaldırıldığını, üç adet halka açık girişin oluşturulduğunu, spor sahası dahil oyun alanlarının asfalt üzerine çizildiğini ve duvarların mavi ile pembeye boyandığını ortaya koyuyor.

İran devlet televizyonu, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na saldırı düzenlediğini duyurmuştu. Saldırıda çoğu çocuk 175 kişi yaşamını yitirmişti.

Orta ve uzun menzilli alçak irtifa operasyonları için tasarlanmış modüler bir seyir füzesi olan 1,8 milyon dolar değerindeki Tomahawk ABD üretimi. Bu füzeye ABD dışında 4 ülke daha sahip; İngiltere, Japonya, Avusturalya ve Hollanda. Bu ülkelerin de Körfez'de hiçbir savaş gemisi bulunmuyor. Diğer bir ifadeyle ABD ile İsrail'in İran'a saldırına destek vermiyorlar. Tüm uydu görüntüleri ve cep telefonu kamerası ile güvenlik kameraları kayıtları, kız çocuklarının katledildiği saldırının ABD tarafından gerçekleştirldiğini ortaya koyuyor.

Diğer yandan ABD Başkanı, İran'la yürüttükleri "savaş" sürecinde İspanya'nın kendilerine hiç yardımcı olmadığını söyleyerek, bu ülkeyle ticari ilişkileri kesebilecekleri uyarısını yineledi.

Trump ayrıca, Lübnan ile ilgili bir soruya, "Lübnan'ı ve halkını seviyoruz ancak Hizbullah'tan kurtulmamız lazım." yanıtını verdi.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan "Epic Fury Operasyonu", modern savaşın doğasını açık biçimde ortaya koyan, kısa sürede klasik bir hava harekatından ziyade füze ve hava savunma sistemleri arasında bir aşındırma mücadelesine dönüştü. 

İlk günlerde ortaya çıkan tablo, modern yüksek yoğunluklu savaşların yörüngesinin yalnızca teknoloji veya taktiklerle değil, çok daha derinde yer alan mühimmat stokları, üretim kapasitesi ve tedarik zincirleri tarafından belirlendiğini gösteriyor.

Operasyonun ilk 100 saatinin (H+100) maliyetinin 3,7 milyar dolar veya günlük 891,4 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. 

Trump:

ABD-İsrail ve İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaş sonrası Tahran, Körfez ülkelerini hedef almaya başladı. Körfez’in güvenliği artırmaya yönelik en temel adımı olan ABD üslerine sahip olmak, daha fazla güvensizlik üreten bir güvenlik paradoksu haline geldi. Körfez'in söylemi "bu bizim savaşımız değil" ve "bu savaşı biz seçmedik" ekseninde olsa da ABD’nin İran’la savaşı, monarşilerin güvensizliklerinin bölgesel politikada nasıl araçsallaştırıldığını gösterdi.

Diğer bir deyişle İran, ABD’nin işbirliği içinde olduğu Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bu savaştaki maliyetini artırarak, Washington’a dolaylı bir zarar veriyor. ABD de koruması altındaki KİK ülkelerinin jeopolitik konumlarının asıl güvenlik zafiyeti doğuran unsur olduğunu ve bu süreçte saldırgan tavrını durdurmadığı sürece Körfez'in istikrara kavuşamayacağını gösteriyor. İran, kendi güvenliğinin KİK güvenliğine bağlı olduğunu ve bu bağlamda "Şii jeopolitiğinin" önemini çok kıvrak bir şekilde gösterdi.

ABD ve İsrail, İran'ın ABD'ye yönelik açık ve gerçek bir tehdidi yok iken saldırı başlattı. 

Öyle ki, Ulusal İstihbarat Konseyi savaşın birinci haftasında Beyaz Saray'a rapor vermişti. The Washington Post gazetesi söz konusu raporda "Bizim bu savaşla yani dışardan müdahaleyle rejimi devirmemiz mümkün görünmüyor" diyordu.

"Savaşı bitirmezsek felaket olur"

ABD medyasının bir dönem Donald Trump ve Cumhuriyetçilerin politikalarına verdiği destekle ünlenmiş, Demokratik parti siyasetçilerine karşı kanıtlanmamış iddiaları yayınlaması ve ırkçı söylemleriyle öne çıkan gazeteci Tucker Carlson, emekli Albay Douglas Macgregor'a Amerika Birleşik Devletleri'nin İran savaşından nasıl çıkabileceğini sordu.

Macgregor, dün yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Birileri, ‘Neden bunu sonlandırıyorsunuz?’ diye soracak. Çünkü eğer sonlandırmazsak, petrolün varil fiyatı 300 dolara çıkacak. Hisse senetlerinin %60-80'inin değerinin çöktüğünü izleyeceğiz. İnsanlar trilyonlarca dolarlık servetlerini kaybedecekler. Bu bir felaket olacak ve bundan asla kurtulamayacağız. Tüm tedbirleri bir kenara bıraktık. En kötü senaryoların birçoğunu düşünün, hepsi ufukta görünüyor. Başkan Trump hâlâ Amerika Birleşik Devletleri başkanıdır, İsrail başkanı değil. O, milyarderler sınıfını veya Epstein sınıfını değil, burada, kendi ülkemizde, sıradan insan için doğuracağı sonuçları düşünmek zorunda."

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.