Analiz: Trump'ın küfürlü Hürmüz ültimatomu ne anlama geliyor?

Analiz: Trump'ın küfürlü Hürmüz ültimatomu ne anlama geliyor?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Anthony Zurcher
BBC Kuzey Amerika Muhabiri

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ile İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü beş haftalık savaş boyunca son tarihler belirledi, taleplerde bulundu ve tehditler savurdu. Ancak bu kez mesajları hiç olmadığı kadar açık.

İran'a yönelik yeni saldırı dalgasının yıkıcı olacağını söyledi. Buna göre saldırılar Salı günü Washington saatiyle 20.00'de (Türkiye saatiyle Çarşamba 02.00) başlayacak. Dört saat içinde ülkedeki tüm köprüler ve elektrik santralleri "yerle bir edilecek".

Trump Pazartesi günü yaptığı açıklamada neredeyse hiçbir sınırlarının olmayacağını kaydetti .

Başkana göre İran'ın bu senaryodan kaçınmasının tek yolu, "kendisi için kabul edilebilir" bir anlaşma yapması. Bu anlaşmanın bir parçası olarak da Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının "serbestçe" sağlanması gerekiyor.

Trump, İran'ı 'bir gecede yok etmekle' tehdit etti

Ancak son saatler yaklaşırken İran'ın bu ültimatoma uymaya hazır olduğuna dair çok az işaret var. Tahran yönetimi geçici ateşkes önerilerini reddetti ve kendi talepler listesini sundu. Bir ABD yetkilisi bu talepleri "maksimalist" olarak nitelendirdi.

Bu durum Trump'ı zor bir konumda bırakıyor. Eğer anlaşma sağlanamazsa, son üç haftada dördüncü kez yaptığı gibi süreyi uzatabilir.

Ancak küfürlerle ve sert uyarılarla dolu bu kadar ayrıntılı tehditlerden sonra geri adım atması, savaş sürerken Trump'ın inandırıcılığını zedeleyebilir.

İran ve dünya, ABD'nin askeri gücü ve taktik becerisine rağmen —ki bu hafta sonu İran'ın derinliklerinde düşen iki Amerikan hava personelinin kurtarılmasında açıkça görüldü— Washington'un müzakerelerde net bir güçlü pozisyondan hareket etmediği sonucuna varabilir.

"Biz kazandık" diyen Trump, Pazartesi öğleden sonra düzenlediği basın toplantısında "Onlar askeri olarak yenildi. Ellerinde sadece şu psikoloji var: 'Suya birkaç mayın bırakacağız'" ifadelerini kullandı.

Ancak bu "psikoloji" —İran'ın insansız hava araçları, füzeler ve mayınlarla petrol tankerlerini Hürmüz Boğazı'ndan geçmekten caydırma kapasitesi— ABD'nin kabul etmek istediğinden daha güçlü bir koz olabilir.

Trump, Pazartesi günkü basın toplantısında geçen yıl İran'ın nükleer tesislerine düzenlenen "Midnight Hammer" (Gece Yarısı Çekici Harekatı) bombardımanını, Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun yakalanmasını ve bu hafta sonu yapılan kurtarma operasyonunu övgüyle anlattı.

Ulusal güvenlik ekibiyle birlikte son operasyonu özellikle öne çıkardı. Yüzlerce uçak, elit askeri birlikler, yanıltma taktikleri ve ileri teknoloji kullanılmıştı. Ancak Savunma Bakanı Pete Hegseth'in de kabul ettiği gibi, bu operasyon aslında "potansiyel bir trajediyi" önlemek içindi.

Bu trajedi önlenmiş olsa da başarılı kurtarma operasyonu ABD güçlerinin İran'daki riskinin hala yüksek olduğunu gösterdi. Başkan, Amerikan askeri gücünün sınırları olduğunu fark ediyor olabilir.

"Onları yerle bir edebiliriz" diyen Trump, "Onları sersemletebiliriz. Ama boğazı kapatmak için tek bir terörist yeter" ifadelerini kullandı.

Trump'ın önünde bir diğer seçenek ise tehditlerini hayata geçirmek. Ancak Pazartesi günü bunu istemediğini defalarca dile getirdi.

Trump, İran halkının süren ABD askeri operasyonuna katlanmaya hazır olduğunu, hatta şehirlerine düşen bombaları memnuniyetle karşıladığını söylese de ABD'nin şimdi yıkacağı her şeyin sonunda yeniden inşa edilmesi gerekeceğini ve bu sürece ABD'nin de katkı sunabileceğini kabul etti.

"Altyapılarını yok etmek istiyor muyum? Hayır" dedi. "Şu an çekip gitsek, ülkelerini yeniden kurmaları 20 yıl sürer."

Ancak tehditlerini gerçekleştirirse, yeniden inşa sürecinin bir asır alacağını da ekledi.

Bu, daha önce İran'ı "taş devrine döndürmek" şeklindeki uyarılarından biraz daha yumuşak bir ifade olsa da İran'ın söz verdiği "yıkıcı" karşılık ve ortaya çıkabilecek insani kriz bölge için ağır sonuçlar doğurabilir.

Buna rağmen Trump, son ana kadar bir anlaşma ihtimalini açık tutuyor.

"Karşı tarafta aktif ve istekli bir muhatap olduğunu" söyleyen Trump, "Bir anlaşma yapmak istiyorlar. Bundan fazlasını söyleyemem" dedi.

Risklerin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda, başkanın bu belirsizliği dikkat çekiyor. Pazartesi günü "her şeyin en ince ayrıntısına kadar planlandığını" söyleyen Trump, planını açıklamaktan kaçındı.

Bu durum, perde arkasında müzakerelerin kamuoyuna yansıtılandan daha ileri bir aşamada olduğuna işaret ediyor olabilir. Ya da bir blöf ve iyimser beklentinin birleşimi olabilir.

"Yarın akşama kadar süreleri var" diyen Trump sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ne olacağını göreceğiz. İyi niyetle müzakere ettiklerine inanıyorum. Sanırım yakında anlayacağız."

 

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.