Banksy, dünyanın en popüler ve bir o kadar da gizemli sanatçılarından biri. Yıllar boyunca kimliğini gizleyen Banksy'nin gündemdeki meseleleri ele alan eserleri, toplamda yüz milyonlarca dolarlık bir değere ulaştı.
İngiliz basını yıllar boyunca onun kimliğini ortaya çıkarmaya çalıştı ve Banksy'nin çevresi konuya dair hiçbir zaman bilgi vermedi.
İngiltere'de ulusal hazine konumuna yükselen Banksy'nin "Kırmızı Balonlu Kız" resmini İngilizler, ülkede üretilen eserler arasında favori olarak seçti.
2010 yılında TIME dergisi onu dünyanın en etkili insanlarından biri olarak seçtiğinde, Banksy başının üzerine bir poşet geçirmiş halde bir fotoğraf portresinde yer aldı.
AYRINTILAR ŞÖYLE:
İngiltere merkezli uluslararası haber ajansı Reuters'tan üç gazetecinin Ukrayna’da savaş kalıntıları arasında başlattığı araştırma ile dünyanın en ünlü anonim sokak sanatçısı Banksy'nin gerçek ismi bulundu. 2008 yılında Sunday gazetesinin iddia ettiği gibi Banksy'nin adı Robin Gunnigam ama sonrasında David Jones olarak değiştirmiş.
Sokak sanatının kralı çıplak kaldı. Anonim sanatçı Banksy’nin Bristollü 53 yaşındaki Robin Gunnigam olduğu, sanatçının avukatları ve şirketi ‘Pest Control Office'in çabalarına rağmen Reuters soruşturmasını aşamadı ve onlarca yıl sonra doğrulandı.

Her şey Rus bombardımanı altındaki Ukrayna ‘da bir duvar resmi ile başlamış: Kasım 2022’de başkent Kiev ‘in hemen dışındaki, Rusların 300 sivili katlettiği ve işkence ettiği Buça yakınlarındaki Horenka köyüne bir ambulans gelir. Ambulans, Putin tarafından bombalanan bir binanın önünde durur; içinden gri kapüşonlu bir adam, beyzbol şapkalı bir başkası ve kolu kesilmiş, iki bacağı protez üçüncü bir kişi iner. Maskeler, şablonlar ve sprey kutuları ile doludur adamların elleri. Kısa bir süre sonra yıkıntıların arasında, binanın duvarından bir başka adam belirir ve çalışmayı gösteren bir video çeker: Bu bir Banksy eseridir.
Instagram'da bunu gören üç Reuters muhabiri bir av başlatmaya karar verir; 'binadan birileri onları mutlaka görmüştür' diye düşünürler ve hemen Kiev'e giderler. Şansları yaver gider, kaldıkları otelde ünlü müzik grubu Massive Attack'ın hayranlarıyla karşılaşırlar. ‘Şarkıcı Robert Del Naja'yı burada gördüm, yemin ederim‘ der içlerinden birisi.

Birçok yayın anonim sokak sanatçısının aslında beşli kolektif bir grup olduğunu iddia ederken; beş kişiden birinin Massive Attack'ın Del Naja’sı olduğu en yaygın kanıydı. O da Banksy gibi Bristollüydü. Banksy'nin ilk eserinin ortaya çıktığı 1990’larda Attack konserlerinden kısa bir süre önce ya da sonra çeşitli şehirlerde Banksy eserleri ortaya çıkmıştı. Dahası Del Naja'nın arkadaşı da olan müzik yapımcısı Goldie, bir söyleşide Banksy’den ‘Rob‘ diye bahsetmişti.
Kiev‘e dönersek; Horenka binasında bulunan Tatiana Rezynechenko adlı bir kadın, Reuters’a üç gizemli sanatçıya sıcak kahve getirdiğini söyler. Del Naja’nın fotoğrafını görünce de ‘biri buydu‘ der. Protez bacaklı adam de 2011‘de Afganistan‘da ağır yaralanan fotoğrafçı ve belgesel yapımcısı Giles Duley'dir. Zira Banksy, daha sonra sosyal medyada bir paylaşımında ambulans sağladığı için ona teşekkür etmiştir.
Muhabirler, Del Naja ve Duley‘in Ukrayna‘ya ulaşmak için 28 Ekim 2022 ‘de Polonya sınırını geçtiklerini ve 2 Kasım‘da Kiev‘den ayrıldıklarını keşfederler. Ancak gri kapüşonlu üçüncünün kim olduğu hala meçhuldür. Yoksa Banksy, Del Naja mıdır?

Banksy ve Del Naja‘nın memleketli olmalarının dışında birçok ortak noktası vardır; faşizme karşı mücadeleden çevreciliğe, ilham kaynakları olan punk grubu Crass‘a kadar.
Daha sonra üç gazeteci, Banksy‘nin eski menajeri Steve Lazarides ile 2023 yılında CBS‘te yapılan bir söyleşiye rastlarlar. Lazarides bu röportajda maskeli Banksy fotoğraflarının yer aldığı bir albüm gösterir, bununla da kalmaz gizemli sanatçının 25 yıl önce New York ‘ta tutuklandığını açıklar.
O dönemde Banksy, Spielberg‘in Jaws filmindeki tahrip edilmiş bir posterden ilham alarak resimden grafitiye geçiş yapıyordu. Manhattan’daki bir gökdelende devasa bir Marc Jacops reklamını transseksüel bir bakış açısıyla değiştirmeye karar vermişti ancak 18 Eylül 2000’de sabah 4.20 ‘de polis tarafından yakalanmış, göz altına alınmış ve 5 gün boyunca kamu hizmeti cezasına çarptırılmıştı.
Lazarides açıklayana kadar polis tutanaklarına dair kimse bir şey bilmiyordu. Gazeteciler bu bilgiye ulaşınca polis kayıtlarına da ulaştılar. Tutuklanan ve suçunu itiraf eden kişi Robin Gumingam, yani Banksy’di.
Gumingam üst düzey bir yöneticinin oğluydu. Özel okullarda eğitim görmüş, Queen Mary Üniversitesini bitirmiş her zaman duvar resimlerine ve grafitiye tutku duymuştu. Daily Mail Gazetesi 2008 yılından beri onun Banksy olduğunu iddia ediyor ama kanıtlayamıyordu.

2014 yılında ölen Jamaikalı fotoğrafçı Peter Dean Rickards bu konuda önemli bir adım atmış, Kingston‘da sanatçıyla tanıştıktan sonra yüzü açık fotoğraflarını çekmiş ve bunları tabloid bir gazeteye satmıştı. Bu fotoğraflarda yüzü, kıvırcık kahverengi saçları ve gözlüklerinin yanı sıra sol bileğinde bir saat ve bir bileklik görülebiliyordu. Lazarides‘in yüzü kapalı gösterdiği fotoğraflarda da aynı saat ve bileklik vardı.
Ancak 2008‘deki bu haberden sonra Robin Gunningam ortadan kaybolmuştu. Adı artık ne internette ne de herhangi bir resmi belgede veya idari kayıtta geçiyordu. Polonya - Ukrayna sınırında da adına rastlanmıyordu. Ta ki Lazarides‘in, “2008 ‘de menajerliğinden ayrılmadan önce adını değiştirdim‘ itirafına kadar.
Ama hangisini?
Aylarca süren yasal belge ve diğer kamuya açık kanıtların incelenmesinin ardından Reuters muhabirleri gerçeği ortaya çıkardı; Banksy, 18 yıl önce Gunningam adını ‘David Jones‘ olarak değiştirmişti.
Bu sadece İngiltere ‘deki en yaygın isimlerden biri olduğu için değil aynı zamanda David Bowie‘nin gerçek adı olduğu için seçilmişti.
Reuters bu noktada 28 Ekim‘de Kiev‘e gelip 2 Kasım ‘da terk eden kişinin David Jones olduğunu bulur, Naja ve Duley ile aynı sınır kapısından geçen üçüncü kişi odur…
Gerisi malum; "Seni buldum, maskeni düşündüm" çığlıkları…

Bildiğiniz gibi Banksy, dünyanın en ünlü sanatçılarından biri, bunda anonim kalma arzusunun da büyük payı var. Eserleri kamuya açık duvarlarda sergileniyor. O, bunları satmak için hiçbir şey yapmıyor ama galeriler, müzayede evleri kapışıyor.
Servetinin 50 milyon sterlin olduğu söyleniyor. 2009 yılında yaptığı Avam Kamarasını şempanzelerle doldurduğu tablosu 9,9 milyon sterline adını vermeyen birisine satıldı.
Eserlerin evlere nasıl götürüldüğü ise alıcının sorunu .
Banksy, sisteme karşı çıkarken bazen sistemin parçası haline de gelebiliyor. Örneğin Akdeniz‘de zor durumdaki göçmenleri kurtarmak için gemi finanse etmiş ama aşırı kalabalıktan gemi batma tehlikesi geçirince SOS sinyali gönderip sahil güvenliği yardıma çağırmıştı.
Ne yapsaydı yani, devlet ile iş birliği yapmayacağım diye göçmenlerin can güvenliğini tehlikeye mi atsaydı?
Bu arada belirteyim göçmen kurtarma gemisi Louise Michel ‘in yan tarafındaki çizim gemi parçalanamadığı için satılamıyor. Meraklılarına duyurulur.


