İsrail'den Lübnan'da yeni katliam

İsrail'den Lübnan'da yeni katliam
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

İsrail Hava Kuvvetleri, Lübnan genelinde sivil yerleşim birimlerini ve apartmanları hedef alan yoğun bir bombardıman başlattı. Savaş uçakları ve füzelerle gerçekleştirilen saldırılarda, doğrudan sivillerin yaşadığı binaların vurulması sonucu sadece son 24 saat içinde en az 35 kişi hayatını kaybetti.

İsrail ordusunun Lübnan'ın çeşitli bölgelerine bugün düzenlediği saldırılarda en az 35 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

LÜBNAN'A HAVA SALDIRILARI SÜRÜYOR

Lübnan resmi ajansı NNA, İsrail'in, Lübnan'ın güneyindeki Sur kentine bağlı Bariş beldesine düzenlediği hava saldırısında 3 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti. Sur kentine bağlı Deyr Antar beldesinde ise İsrail'in insansız hava aracı (İHA) ile bir araca düzenlediği saldırıda 1 kişi öldü. Saldırılarda sivillerin yaşadığı binalar hedef alındı.

Gece saatlerinde ise İsrail uçakları, Başkent Beyrut'taki Ramle Beyda bölgesi ile başkentin güneyindeki Aramun bölgesini hedef aldı.

İSRAİL ÜNİVERSİTEYİ DE VURDU

Lübnan Sağlık Bakanlığı, Ramle Beyda bölgesindeki saldırıda 12 kişinin yaşamını yitirdiğini, 28 kişinin yaralandığını açıkladı. İsrail'in Aramun beldesini hedef aldığı saldırıda da 5 kişi hayatını kaybetti, 7 çocuk yaralandı. Güneydeki Bint Cubeyl ilçesinde bir araca yapılan saldırıda 3 kişi öldü. Beyrut'un Dahiye'de bölgesindeki bir fakülteye düzenlenen saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti.

Sağlık Bakanlığı, Sayda'daki Arki beldesine yapılan saldırıda 9 kişinin öldüğünü, 7 kişinin yaralandığını bildirdi.

İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI

İsrail ordusundan 2 Mart'ta yapılan açıklamada, Lübnan'dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmişti.

Daha sonra Lübnan geneline hava saldırıları başlattığını duyuran ve başkent Beyrut'u hedef alan İsrail ordusu, havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan'da kara işgalini genişletme kararı almıştı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 687'e, yaralı sayısının 1774'e yükseldiğini açıklamıştı.

Lübnan hükümeti, 2 Mart'tan bu yana barınma merkezlerine 822 bin 600 kişinin başvurduğunu bildirdi.

Lübnan'da insani kriz derinleşiyor: Fahiş kiralar, yetersiz destek ve topyekûn savaş korkusu

İsrail hava saldırıları nedeniyle yerinden edilen 7 yaşındaki Hanaa, 6 Mart 2026 Cuma günü Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta yolda battaniyeye sarınarak defterine bir şeyler yazıyor

Euronews'e konuşan genç bir gönüllü, 'İnsanları yollara düşmeye zorlayan sadece savaş değil, bazılarının mültecileri mahallelerine kabul etmemesi ve oda kiralarının Lübnan'daki ortalama maaşı çok aşan seviyelere yükselmesi de bir başka neden,' dedi.

Hizbullah'ın 2 Mart günü şafak vakti Hayfa'ya füze fırlattığını açıklamasından dakikalar sonra —ABD-İsrail savaşının başlamasından yaklaşık 72 saat sonra— Lübnan sokakları, Tel Aviv'in başlatmakla tehdit ettiği o büyük "gazaptan" kaçan binlerce yerinden edilmiş insanla doldu. Güneyden gelen kitleler, gecenin karanlığında büyük bir korkuyla yollara düştü.

Sivillerin, bilinmeyen numaralardan evlerini derhal boşaltmalarını emreden otomatik aramalar almasıyla, endişe hızla kitlesel paniğe dönüştü. Saatler sonra İsrail ordu sözcüsü Avichai Adrai, Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 25'ine tekabül eden Litani Nehri'nin güneyindeki tüm bölgelerin tahliye edilmesini emreden bir açıklama yayınladı. Bu emir, güneyde yaşayanları cevapsız sorularla baş başa bıraktı: Nasıl gideceğiz? Nereye gideceğiz?

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'na (UNICEF) göre bu durum, İsrail'in 23 Eylül 2024'te başlattığı, güneyi, Beyrut banliyölerini ve Bekaa Vadisi'ni hedef alan bin 600 hava saldırısıyla 500'den fazla sivilin can verdiği "Kuzey Okları Operasyonu" senaryosunun tekrarlanması korkusunu tetikledi. Bu panik dalgasıyla, 200 bini çocuk olmak üzere yaklaşık 700 bin kişi, temel ihtiyaçlarını bile yanlarına alamadan evlerini terk etti.

Pek çok kişi, İsrail'in güney bölgelerine, banliyölerine ve Bekaa Vadisi'ne yüzlerce hava saldırısı düzenleyerek Kuzey Okları Operasyonu'nu başlattığı 23 Eylül 2024 senaryosunun tekrarlanmasından korkuyordu.amı

Saatler içinde yollar, 2 günden fazla süren boğucu trafik sıkışıklığı nedeniyle adeta açık bir kördüğüme dönüştü. Kaçanlar araçlarının içinde mahsur kalırken, geride kalanlar hava saldırılarıyla yüzleşmek zorunda kaldı.

Yerinden edilenlerden bazıları, büyük panik yaşanan o gün Lübnan devletinin trafiği düzenlemek için personel göndermediğini, hareket kolaylığı sağlamak veya güvenliği tesis etmek için olağanüstü hal ilan etmediğini belirtti.

Birçok kişi, Beyrut'taki yetkililerin kendilerini terk ettiği ve bu krizle yapayalnız bıraktığı hissine kapıldığını ifade etti. Lübnan makamları, savaşın başlamasından bir hafta sonra günlük sıcak yemek dağıtımı ve sınırlı miktarda mali yardım yapılacağını duyurmuş olsa da, bu önlemler yaşanan insani krizin boyutlarını karşılamada yetersiz kalmaya devam ediyor.

Yeterli barınak olmadığı veya kiralık oda verilmediği için sokaklarda uyuyanlar, 7 Mart 2026.

Yeterli barınak olmadığı veya kiralık oda verilmediği için sokaklarda uyuyanlar, 7 Mart 2026
 

Barınaklardaki yerinden edilmiş kişilerin sayısı 120 bini aşarken, açıklanan yardımlar gıda, kira ve sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçların yalnızca bir kısmını karşılıyor.

Çarşamba günü Sosyal İşler Bakanlığı, Avrupa Birliği'nden UNICEF aracılığıyla gelen ilk yardım uçağının teslim alındığını duyurdu. 45 ton acil durum malzemesi içeren bu sevkiyat, ilk yardım kitleri ve çocuk malzemeleri dahil olmak üzere etkilenen 400 bin kişiyi desteklemeyi hedefliyor.

'Pek de sıcak olmayan' karşılama

Kriz, Lübnan toplumu ve vatandaşları arasındaki derin bölünmeleri de gün yüzüne çıkardı. Bazıları evlerini yerinden edilenlere açıp yardım sağlarken, diğerleri kira fiyatlarını aylık 2 bin dolara kadar yükselterek birkaç aylık peşinat talep etmeye başladı.

Eleştirenler arasında, yerinden edilenlerin bir kısmının Hizbullah destekçisi olmasına atıfta bulunarak, grubu "yanlış kararlar" almakla ve Lübnan'ı "kazanamayacağı" yeni bir savaşa sürüklemekle suçlayan ve sığınmacıların sınır dışı edilmesini isteyen sesler yükseldi. Birçok kişi okulları geçici barınak olarak kullanmak zorunda kalırken, bazıları araçlarında veya yol kenarlarında yaşıyor.

Beyrut’un ünlü sahil şeridi Rouche'de, kaldırımda yatan sığınmacıları protesto eden Beyrut Belediye Başkanı'na atfedilen bir açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Biz bu daireleri milyonlarca dolar ödeyerek deniz manzarasını seyretmek için aldık, mülteci çadırlarını değil."
 

İsrail ordusunun bombardımana hazırlık için tahliye emri vermesinin ardından Beyrut'un güney banliyösünden tahliye edilenler, 7 Mart 2026.

İsrail ordusunun bombardımana hazırlık için tahliye emri vermesinin ardından Beyrut'un güney banliyösünden tahliye edilenler, 7 Mart 2026

İsrail sınırına yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki Shu'aitieh kasabasından kaçan 26 yaşındaki 2 çocuk annesi Batul, Lübnan'da savaş ilan edildiğinden beri korkunun peşini bırakmadığını söylüyor. Batul, Euronews'e verdiği demeçte, "Sadece 85 kilometrelik bir mesafeyi katetmek için yollarda 12 saat harcadık. Her an çocuklarımın korkusunu dindirememenin çaresizliğini hissettim," dedi.

Varış noktasına ulaştığında Batul, acının başka bir yüzüyle karşılaştı: Ev sahipleri 3 odalı küçük bir ev için bin 500 dolar kira ve ek komisyonlar talep ediyordu, üstelik evi 4 aile paylaşmak zorundaydı. Batul, "Ya arabada ya da sokakta kalacaktık. Ev bu parayı etmese de sözleşmeyi kabul etmek zorunda kaldık," dedi. Ülkede yerel para birimi Lübnan lirasındaki aşırı oynaklık nedeniyle fiyatlar genellikle ABD doları üzerinden ifade ediliyor.

'Ya bağışlar kesilirse?'

Devletin yetersiz kaldığı bu insani krize yanıt olarak, bir grup genç sığınmacılara gıda ve temel ihtiyaç malzemesi dağıtmak için hücreler oluşturdu. 23 yaşındaki gönüllü Walaa Taleb, girişiminin sosyal medyada tanıştığı bir grup etkileyici (influencer) ile başladığını anlattı.

Walaa, "İnsanların sokaklarda kalmasının tek nedeni savaş değil, bazı Lübnanlıların mahallelerine mülteci kabul etmemesi ve kira fiyatlarının Lübnan'daki ortalama maaşın çok üzerine çıkmasıdır," dedi.

Ayrıca Beyrut belediyesinin sığınmacılara yönelik tavrını "adaletsiz" olarak nitelendiren Walaa, insanların "deniz manzarasını bozma" gerekçesiyle sığınaklardan çıkarılarak tehlike altındaki bölgelere dönmeye zorlandığını belirtti.

Güney Lübnan'daki İsrail saldırılarından kaçan aileler, güneydeki liman kenti Sidon'a ulaşırken çocuklar kaldırımda oturuyor, 2 Mart 2026.

Güney Lübnan'daki İsrail saldırılarından kaçan aileler, güneydeki liman kenti Sidon'a ulaşırken çocuklar kaldırımda oturuyor, 2 Mart 2026 

Okulların kapasitelerinin çok üzerinde insan ağırladığını söyleyen Walaa, bazı durumlarda 500 kişinin sadece 28 odaya paylaştırıldığını ve ailelerin plastik örtülerle birbirinden ayrıldığını aktardı. 2024 yılındaki çatışmalarda aynı okullara sığınan insanları tanıdığını belirten Walaa, "O zaman hamile olan bir kadını bugün aynı okulda bebeğiyle gördüm," dedi.

Walaa sözlerini şöyle tamamladı: "Şu an bağışlar sayesinde yemek dağıtabiliyoruz ancak savaş uzarsa bu desteğin ivme kaybetmesinden korkuyoruz. Beyrut'taki Hariri Okulu gibi yerlerde bin 200'den fazla insan kalıyor ve günde altı farklı kuruluşun yardımına ihtiyaç duyuluyor. Peki ya bağışlar durursa?"

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.