Ortadoğu'da, ABD ve İsrail'in İran'a saldırımasıyla başlayan savaş sadece iki hafta gibi kısa bir sürede bin 200'ü aşkın çocuğun ölümüne veya yaralanmasına yol açtı.
Daha güvenli bir yere sığınmak umuduyla aileleriyle birlikte evlerinden kaçmak zorunda bırakılan yüz binlerce çocuk da eğitim haklarından mahrum bırakıldı.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), "Çocuklar savaş ve şiddet tehdidi olmadan yaşama hakkına sahip" ifadelerine vurgu yaptığı açıklamasında, tüm tarafları uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme, özellikle de çocuk haklarının korunmasını sağlama çağrısı yaptı.
"Hiçbir şey haklı çıkaramaz"
"Hiçbir şey çocukların öldürülmesini ve sakat bırakılmasını veya çocukların muhtaç olduğu temel hizmetlerin bombalanarak imha edilmesini, aksatılmasını haklı çıkaramaz" denilen açıklamada, silahlı çatışmalarda çocuklara karşı işlenen suçların, uluslararası hukukun ihlali anlamına geleceği uyarısı yapıldı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in taraflara savaşı sona erdirme ve diplomatik müzakerelere başlama çağrısına atıf yapılan açıklamada, bölgedeki 200 milyon çocuğun, hızla harekete geçilip savaşın sona erdirilmesini bekledikleri vurgulandı.
İran'da 200, Lübnan'da en az 111, İsrail'de dört ve Kuveyt'te bir çocuk saldırılarda öldü. Yaralı sayısı ise daha yüksek. İsrail'in sadece Lübnan'ı hedef alan saldırılarında 334 çocuğun yaralandığı bildiriliyor.
Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta bulunan UNICEF Direktör Yardımcısı Ted Chaiban, genelde okul sınıflarının 30 öğrenciden oluştuğuna dikkat çekerek, "Bu savaşın başlangıcından bu yana Lübnan'da her gün bir sınıf dolusu çocuğun ya öldüğü ya da yaralandığı anlamına geliyor" dedi.
Derhal gerilimin düşürülmesi gerektiğini belirten Chaiban, "Çocukların savaş nedeniyle ödemek zorunda bırakıldığı bedel korkunç" diye konuştu.
Lübnan'da okullar sığınaklara dönüştü
İsrail, Lübnan'da Hizbullah'ın hedef alındığını, kasıtlı olarak sivillerin hedef alınmadığını, saldırılar öncesinde ilgili bölgelere tahliye uyarıları yapıldığını ve sivillere de bulundukları bölgelerden ayrılmaları için yeterli zaman tanındığını savunuyor.

Ancak İsrail'in Lübnan'da tahliyesini istediği bölgeler geniş bir coğrafyayı oluşturuyor, bu da yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açıyor. Lübnan'ın açıkladığı rakamlara göre 2 Mart'tan bu yana İsrail ordusunun tahliye emri üzerine yaşadıkları evlerinden kaçmak zorunda kalanların sayısı 1 milyonu aştı.
Örneğin bugün tahliye emri verilen bölgelerden kaçanlar güney Lübnan kıyısı boyunca uzun araç kuyrukları oluşturdu.
Yerinden edilenlerin büyük bir çoğunluğunun sığınacakları bir yerleri yok. Arabaları olanlar, sahil kenarında arabalarında uyuyor ve çaresizlikleri gün geçtikçe artıyor.
Bunlardan biri Nidal Ahmad Chokr. Aslında tahliye emri verilmesine rağmen köyünden ayrılmak istemediğini ancak İsrail'in hava saldırılarının yoğunlaştığını anlatan Chokr "Fırıncılar ekmek pişirirken, belediye çalışanları da buldozer kullanırken öldü. Ben de artık ayrıldım" diyor.
Gece saatlerinde sığınmak için güvenli bir yer arayanların yollarda oluşturdukları uzun araç kuyrukları
Yerinden edilenlerin bir bölümü okullara sığınıyor. Onlara yardım eden bir sivil toplum kuruluşu çalışanı Jihan Kaisi, okullarda zaten kapasitelerinin üç katı kadar insanı barındırmak zorunda kaldıklarını anlatıyor.
"Gece yarısı gelen aileleri düşünün, gözleri dehşet içinde ve 'sabaha kadar güvende olmak için yerde uyuyabilir miyiz?' diye soruyorlar" diyen Kaisi, onları okullara alamadıkları için büyük üzüntü duyduğunu anlatıyor.

Eğitim hakkına vurgu
Yerinden edilen 1 milyon kişiden 350 bini çocuk. UNICEF Direktör Yardımcısı Chaiban, artık ne evleri ne de okulları olan çocukların hayatlarının tamamıyla altüst olduğuna işaret ediyor.
Chaiban, çocukların savaş nedeniyle eğitim hakkında mahrum bırakılmaması gerektiğine işaret ederken, hem yerinden edilmiş öğrencilerin hem de okulları barınağa dönüştürülmüş öğrencilerin öğrenimlerine devam etmelerinin sağlanmak zorunda olunduğunu vurguluyor.


