Narsist partnerle yaşamak: Psikolojik tutsaklık
- Telegram
Bazı ilişkiler, sevgiyle başlamaz; büyülenmeyle başlar. Onun ses tonu, özgüveni, bakışı…
Hepsi sizi içine çeker. "Bu kadar karizmatik bir insan nasıl olur da beni seçti?" diye düşünürsünüz. Ama bir süre sonra fark edersiniz: Seçen siz değilmişsiniz, seçilenmişsiniz. Ve o büyünün bedeli, kendinizi kaybetmektir.
Narsistik kişilik bozukluğu, kişinin empati yoksunluğu, sürekli hayranlık beklemesi ve başkalarını duygusal olarak sömürmesiyle tanımlanır. Fakat teoride yazıldığı kadar kolay değildir bunu görmek. Çünkü narsist, sizi önce sevgiyle değil; yansıtmayla sarar. Sizi idealize eder, aynalar. Sizde kendini görür, sizde büyür. Sonra yavaş yavaş sizi siler. Ve geriye, onun istediği şekle girmiş bir “siz” kalır.
Danışanlarımdan biri bir gün şöyle demişti:
“O kadar güçlüydü ki, ben bile kendime onun gözlerinden bakmaya başladım. Kendi sesimi unuttum.”
Narsist partnerin yanında olmak, sürekli bir sınavın içinde yaşamak gibidir. Hep en doğruyu o bilir, hep haklı olan odur. İtiraz ettiğinizde sizi suçlar, sustuğunuzda küçümser. Bazen “bensiz yapamazsın” der, bazen de “seninle neden uğraşıyorum ki?”…
Bir gün sizi göklere çıkarır, ertesi gün bir bakışıyla yerle bir eder.
Ve siz, onun sevgisini yeniden kazanmak için çırpındıkça daha çok kaybolursunuz.
Aslında narsist, sevemediği için değil; kendini sevmeyi bilmediği için sevemez. İçinde hiç kapanmayan bir boşluk vardır. O boşluğu, sizin hayranlığınızla doldurmaya çalışır. Bu yüzden hep daha fazlasını ister.
Ama bir gün gelir, siz tükenirsiniz.
Ve o an anlamaya başlarsınız:
Sizi değil, sizde kendini seviyormuş.
Bir narsisti sevmek, kendini unutmanın en rafine hâlidir.
Ama fark etmek, uyanmanın ilk adımıdır.
Çünkü onu değiştiremezsiniz — ama kendinizi geri alabilirsiniz.
Unutmayın, bir narsistin sizi sevmemesi sizin sevilmeye değmez olduğunuz anlamına gelmez.
O, kendi yarasına bakarken sizi göremedi sadece.

